MÜLTİMEDYA : ASMİN GÜNGÖR
" Asmin kalk hadi artık öğle oldu kızım. " annemin güzel sesiyle gözlerimi kırpıştırarak yatağımda doğruldum. Burnuma harika menemen kokusu geliyordu. Ayağa kalkıp banyoya girdim. Elimi yüzümü yıkayıp aynadaki dağınık görüntüme baktım. Dünki partide bayağı yorulmuştum. Garsonluk kolay değildi. Zenginlerin isteklerini yerine getirmek ayrı bir dertti zaten. Banyodaki rutin işlerimi bitirdikten sonra odamdan çıkıp mutfağa indim.
" Günaydın kızım , dün akşam çok geç geldin yine değilmi ? "
" Evet annecim ya maalesef , yoruluyorum falan ama sonuçta bu paraya ihtiyacımız var. "
" Özür dilerim güzel kızım. Sen bunları yaşamayı hak etmiyorsun. babanın yaptığı pislikleri senin ödemen canımı yakıyor. " dedi annem gözlerindeki yaşları silerek. Sandalyemden kalkıp annemin yanındaki sandalyeye oturdum. Ve ona sıkıca sarıldım.
" Güzel annem benim. Sen sakın ağlama. Bunların hiçbiri ikimizinde suçu değil biliyorum. Sende istemezdin böyle olmasını. Ama ne yapalım dayanmak zorundayız. Hem bak çok az kaldı , Borcun yarısını kapattım yarısı kaldı. Sen sıkma canını olur mu ? " annem gülümseyerek beni yanaklarımdan öptü. Kahvaltı edecek halim kalmamıştı.
" Ben şimdi biraz dışarıya çıkıp hava alayım annecim hemde biraz kütüphaneye giderim. " diyerek yerimden kalkıp odama geçtim. Dolabımdan siyah pantolonumu , beyaz kazağımı ve siyah montumu çıkardım ve giyindim. Aşağıya inip siyah botlarımıda ayağıma geçirip dışarıya çıktım. Ocak ayı olduğundan hava bayağı soğuktu. Evden çıkmış ıssız sokakta yürüyüyordum. Neyseki bugün izinli günümdü ve rahattı. İzmirin en ünlü barlarından birinde garson olarak çalışıyordum. E haliyle partilar falan derkende bayağı yoruluyordum. Barda çalışmak bana göre değildi fakat babamın kumar borcu yüzünden çalışmak zorundaydım.
Telefonumun çalmasıyla kendime geldim. Telefona baktığımda Eylül ' ün aradığını gördüm.
" Alo Asmin , nasılsın ? "
" İyiyim Eylül , sen nasılsın ? "
" İyiyim bende , baksana ne diyeceğim. Sen barda çalışmak istemiyordun değil mi ? "
" Evette başka iş yok Eylül , biliyorsun çalışmak zorundayım. Neden sordun ? "
" Sana bir iş buldum. Nerdesin şuan sen buluşup konuşalım ? "
" Kütüphaneye gidiyorum. Salih amcanın kütüphanesine istersen oraya gel. "
" Tamam canım yarım saate ordayım. "
