5.Bölüm

                                                                     " Bir Tutam Korku "


Son adımını da attığında, heybetine karışmış tüm öfkesiyle yakıcı bakışlarını kızın simasına dikti.

Dövüşen, adam değilmiş de kendisiymiş gibi terlemişti. İnce ter buğusu beyaz tenini daha parlak gösteriyorken sık nefesler alan dudakları aralık ve gülkurusuydu. İçindeki ejderhanın kızgınlığı yön değiştirerek haykırıyordu.
Onu öp!
Onu nefesiz kalıncaya kadar öp ki aklı başına gelsin!

Düşüncelerine daha da kızarken, kavisli kaşlarını çattı.

"Bu saatte ormanda ne halt ediyordun -"

Karşısındaki ince bedeninin titrediğini fark ettiğinde sözleri yarım kalmıştı.

"Se-" diye devam ederken, susup hışımla arkasını döndü.

Keskin ela gözlerinin pelerini bulması yalnızca birkaç saniyesini alırken çevikçe eğildi ve her hareketini buğulu gözlere hapis olmuş tuhaf bakışlarla izleyen kıza dönerek üzerine kaba bir şekilde giydirdi. Uzun cüppe, kızın bedenini kapattığı her saniye Akil rahatlıyordu. İki yakasını tutup, çekiştirdi.
Cüppenin yakasına kör düğümleri peş peşe atarken becerikli ellerini inceleyen kıza sesini duyabilmek için bir kez daha seslendi.

"Sana burada ne arıyorsun dedim sarı kafa."

Sesi, zihni gibi sorularla dolu değildi. Meraklı veya içinde yanan ateş kadar yakıcı da sayılmazdı... Soğuk ve kaba denilebilirdi belki... Belki biraz da sert.
Çelik gibi diye geçirdi içinden Mimoza. Tıpkı vücudu gibi çelik kadar sertti.

Akil bağladığı yakalarına asılıp, zayıf bedeni yukarı çekerken, parmak uçlarına kadar kaldırılınca, kızın tüm tarifleri buharlaşarak kuru kış ayazına karışmıştı.

"Dilin yok mu senin?"

Vardı! Elbette vardı ama çözülmüyordu bir türlü!
Akil, sarı kafanın yüzünü santim santim gezerken az evvel aralık dudaklarına kaydığında iki şey dikkatini dağıtmıştı.
İlki, biçimiydi. Elinde olmaksızın dudaklarına dokunmak istedi; ne kadar yumuşaklardı? Rengi elma şekerine benziyordu. İçindeki ejderha tadının da en az rengi kadar güzel olacağını savunurken ikinci düşünceye odaklanmasıyla ilgisini nefes alışverişlerine verdi.
İkincisi! Aptal kız, son birkaç saniyedir nefes almıyordu. Yakalarını biraz daha kendine çekip, dudaklarına doğru emir verdi. Ses tonu, itaatsizliğe mahal vermeyeceğini ispatlar nitelikte otoriterdi.

"Nefes al."

Nefes! Tuttuğu soluğu ciğerleri patlamadan evvel dışarıya verirken omuzları gayri ihtiyari düşmüştü. Elbette nefes alabilirdi. Yalnızca birkaç dakika içinde monoton hayatına bodoslama giren olayı sindirmesi zaman almıştı; alacaktı da biliyordu. Önündeki çam yarmasının yamacında bir gölge daha gördüğünde adama inecek darbeyi sezmişçesine çığlık attı.

"Arkanda!"

Akil, çevikçe sarı kafayı kolundan tutup yana çekti.

"Kenarda kal."

Eğilip arkadan gelen darbeyi savuştururken, adamanın bileğini tutup ters çevirdiğinde öfkesini dindirebilecek devayı keşfediyordu...

Mimoza Çiçeğimin Katili (Askıda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!