<1> bölüm

19 1 0
                                        

Güneşin sıcak kırbaçları beni uğurlarken pastaneye ulaşmam son birkaç adımıma kalmıştı. Üzerimde siyah atlet altımda dizime yakın bir kot şort vardı. İlk defa burada şort giyiyordum. Zaten bacağımdaki izlerin görülmemesi için hiç giymemem insanların göz sağlığını korurdu. Bugün arkadaşımın arkadaşının doğum günü vardı. Tabiî ki ilgimi çeken doğum günü değildi kızlarla doğum gününden erken kaçıp denize gidecektik. Pastane de eski 'sevgilimin' (sevgili kelimesinden nefret ederim.) arkadaşı çalışıyor. Ne şanslıyım değil mi? İçeriye büyük bir adım attım. Hızlı yürüyen insanlardandım zaten. Kızlar ve erkekler masada yerini almıştı. Benimkilere sarılıp doğum günü kızının elini sıktım. Kızlara dönüp ' Burdan ne kadar erken çıkarsak ruh sağlığım o kadar iyi durum da olacak.' Dedim. Çağla suratıma mal gibi gülümseyip ' Sabret canım.' Dedi. Yapmacık bir şekilde sırıttım. Eski sevgilimin arkadaşıyla göz göze geldik meyve sularını dağıtırken. Kısa bir kafa selamı verdim. O da aynı şekilde karşılık verdi. Yakışıklı çocuktu. İnşallah uslu durup telefonla pastanede olduğumu gereksiz kişilere aktarmaz. Ben düşüncelere dalmışken kızlar kendi aralarında gülüyordu. Ali ye el işaretiyle gelmesini işaret ettim. ' Ne oldu? ' dedi. ' Portakal Suyu istiyorum ama elinizde sıkıyorsanız ' dedim.
'Getireyim ' dedi. Doğum günü kızına bir kez daha yapmacık bir şekilde gülümsedikten sonra yanımda ki Seval' e döndüm. ' Portakal suyumu içince kalkarız bak. ' dedim.
O da çağla ya bir bakış attı. ' Bilmiyorum kanka işte. Çağla'nın arkadaşı sonuçta.' Dedi. Bu sözlerin üstüne koca bir üff çektim. Ali portakal suyumu önüme koydu ve gitti. Karşımda erkek grubu oturuyordu. Sarışın olan özleriyle beni süzdüğü için kendimi kaybetmekten korktum. Ağzımı salak dercesine oynattım. Bunun üzerine öyle bir sırıttı ki. Ne anladıysa salak. Bir anda gür sesini ortaya atarak ' Selim ben ' dedi.
Bir çok şey insana itici gelebilir ama harflerin ve tamamladığı ismin itici geleceği aklıma gelmezdi. Çok çabuk üşürdüm. İçerde klima açıktı , bacaklarım şimdiden buz kesmişti. Birbirlerine sürttüm ve karşıma bakıp ' Büşra ' dedim. Bu tarz erkeklere salak rolü yapmak işe yarar diye düşünüyorum. ' Ben tuvalete gidiyorum .' dedim kızlara. Sandalyeden kalkarken düşermiş gibi yaptım ve kendi kendime güldüm. Ali kasadaydı. Merdivenlerden çıkıp ona ' Tuvalet ' diye bağırdım. Eliyle işaret ettiği yere yöneldim. Tuvalette oldukça uzun kalmaya çalışıp seri adımlarla yerime döndüm . insanlar terliyor ben üşüyordum. Son yudumlarımı alıp çağlaya kafamla kapıyı gösterdim. Çağla doğum günü kızına ,kızın ismini unuttum, dönüp ' Canım biz kalkalım . ' dedi. Yanına gidip kızın yanaklarına öpücük kondurdu. O sırada Selim olan kalkıp ' Sizi istediğiniz yere götürebilirim.' Dedi. Seval benden önce ' Denize gideceğiz zaten gerek yok. ' dedi. Hay ağzını seveyim diye bağırmak istedim. Bu İngiliz horozu kılıklı peşimize takılırsa ayda yılda bir yaptığımız deniz keyfimiz de mahvolacak. ' Biz Alanya tarafına gideceğiz başkalarıyla, teşekkürler. ' dedim. Birisi pot kırmasın diye kızlara ' Hadi gidelim.' Dedim. Doğum günü kızına el sallayıp koşarak çıktım oradan. Bizimkilerle yolları arşınlamaya başladık. Seval ' Alanya' ya nasıl gideceğiz?' dedi. Bende gülüp ' Saçmalamayın ne Alanya 'sı .Çocuktan kurtulmak için öyle söyledim. ' dedim. Seval elini ağzına götürüp ha diye söylendi. Çağla da ' Ne alemsin kız 'dedi. Bacaklarımız kumdan sızlayana kadar yer aradık sahilde. Suratlarını asık görmek hoşuma gitmiyordu o yüzden hızlandım ve sonunda bulduk. Seval ' Hemen girmek istiyorum! ' dedi. Bende atletimi çıkarıp ' Bir de bana sor bebeğim. ' dedim. Sonra devam ettim. ' Seval hadi biz şu kayaya kadar yarışalım. Çağla yüzmüyor zaten ' o da ' Tamamdır! ' diye bağırdı.
Sanki kuma her ayak bastığımda yaşadığım bunalım kıvılcımları sönüyordu. Buradan çıkınca annemin varlığıyla sönenleri yeşerteceğine emindim aslında. Bir çok çocuk annesine aşkla bağlıdır ya da varlığı yokluğuna tercih edilir. Ben anlamsız bir şekilde varlığından rahatsız oluyorum.
Liseden yeni mezun oldum ve sınavlar bitmiş tercih yapmışken herkes gibi bende her gün denize gidip arkadaşlarımla vakit geçirmek istiyordum. Saçmalamayın tabiki öyle bir tatil geçirmedim. Kısa deniz turlarından sonra bizimkilerin her yaz yaptığı gibi dağ evine gittik. 18 yaşında ki bir gence yapılması gereken en kötü şeylerden birisi bu galiba. Telefon bile çekmiyordu. Kitap okuyarak film izleyerek bir şekilde geçti ve evimize döndük. Kuzenimin düğünü sağolsun.
Seval'e bakınca hazır olduğunu gördüm. 'Hadi' diye bağırdım. Koşmaya başladım ve kendimi suya bıraktım. Kayaya varınca Seval' in arkamda olduğunu gördüm. Kaya kaygan olduğu için çıkmakta zorlandım. Ben çıkınca Seval beni düşürmek için ayağımdan tuttu. Tabiki başarılı oldu ve CUP! Su yutmam da cabası. Kayaya çıkmak için kendimi baya zorlamıştım bi de. Yosunla sıvamışlar sanki! Seval geri dönüşe geçmişti çoktan. Arkasından ona yetiştim. Yanına geçip ağırlığımı üstüne verdim. Hemen bocaladı ve su yuttu. Bende bunu fırsat bilerek ters yattım ve hızlı bir şekilde yüzdüm. Kıyıya varınca nefes nefese gülmeye çalışıyordum. Hemen Çağla' nın yanına koştum ve havlumu belime doladım. Zaten mayo olduğu için üst tarafım açık kalsa da sorun olmazdı. Beklediğim gibi Seval bize koşarak geliyordu, Çağla' nın arkasına geçtim bende. Sırıtmaya başladım. Konuşmaya başladı. ' Biraz dinleneyim seninle özel olarak ilgeleneceğim güzelim, Çağla su versene.' Dedi. Çağla da bir şey demeden uzattı. Çağla yine büyük şapkasını takmış oturuyordu. Onunla dalga geçmek hobilerim arasındaydı. Güzel bir kızdı ama kilo takıntısı vardı kendince. Havlumla yanlarına çakılların olduğu bölüme yüzümü kapatıp uzandım. Çağla' nın ismimi kullanarak bir şeyler mırıldandığını duydum. Seval de' Kanka geliyor' diye konuştu duyabileceğim ses tonuyla. Havluyu yüzümden çektim. ' Ne oldu ya ' dedim. Çağla yan tarafı gösterince eski sevgilim ve ailesinin orada olduğunu gördüm. Yerin en diplerinde oda arıyorum şuan. Zihnim de görünmez olabilmek için okuduğum tüm kitaplardan bilgi topluyor, nöronlarım çılgınca yastık savaşı yapıp birbirlerini suçluyorlardı. Dudaklarımı gerip 'Umrumda değil' diye fısıldadım. Artık rahat uzanamayacağımı anladım. Ilerdeki market- açık bar karışımı yere bakıp yayılan müziğin keyfine varan insanlara baktım. Çıplak vücutları birbirine girmiş soyut bir tablonun ilhamı için oradalardı sanki. Bazıları dans ediyordu bazıları sadece bir şeyler içıiyordu. Kızlara orayı gösterip ' Hadi içelim ' diyerek sırıtttım. Onlarda 'İçelim!' diye karşılık verdiler. Tabiki alkol almıyorduk. Tercihlerimiz arasında yoktu. Laf deyimi bizimki. Taburelere popomuzu yerleştirdik. Çağla ya dönüp 'Kanka seninki sığdı mı bi bak istersen sığmadıysa el atalım.' dedim. Aynı zamanda gülüyordum. Alışılmış tepkilerinden olan ellerini kasıp bi tarafımı sıkması. Bu sefer bacaklarım gafil avlandı.Bende ne eksik diyorum Seval dile getirdi,'biz yanımıza para almayı unuttuk.Birisi getirsin hadi.' popomu kaldırdım tabureden indim. Kızlara 'en küçük popolu benim getireyim bari.' diyip güldüm. Eşyaların arasından siyah çantamı elime aldım. Elimi içine daldırdım çalkalaya çalkalaya dibinden paramı bulup aldım. Kızların cüzdanları var tabi kolay oldu bulmak. Cüzdan kullanmayı oldum olası beceremedim. Bizimkilerin yanına ilerleyip cüzdanları uzattım kendi paramı da şortun cebine tıktım.Dans edenlere gözüm kaydı yine.
Dans etmek bir sanat değil midir? Ya da bir yaşayış biçimi. Benim vücudumu rahatlatan bir ilaç olduğu kesin ama herkesin içinde dans etmeye alışık değilim. Yine de taburemde duramadım. Müzik aklımı çeliyordu. Alacağım cevabı bildiğim için kızlara sormadan sallanan bir kaç kişinin arasına dalıp bende uyum sağlamaya çalıştım. Pek başarabildiğimi sanmasamda. Müziğin yüksek olması insana cesaret veriyordu. Tıpkı uyuşturucuların yüksek dozunun insanları daha derinlere ya da daha yükseklere mi demeliyim? Uçurması, hapsetmesi gibi. Ne hissediyorsanız...
Kıvırcık saçlı dünya güzeli bir kız bana doğru yaklaşmaya başladı. Ciddi çok güzeldi. O saçlar için kimler neler verirdi. Tabi günümüzde kadınlar istediği şeye sahip olabiliyordu. Yolda ya da başka yerde doğal birisi kalmadı. Kaşlar için kirpikler için estetik için ne paralar dökülüyor, ah güzel memleketimde!
Drama bağlamaya gerek yoktu çünkü kız cidden neşeli haliyle çocuk gibiydi ama bi o kadar güzeldi. Burda olay çocuklar çirkin demiyorum. Benim yaşıtım gibi olgun güzellikten bahsediyorum ama 15 yaşında gibi hareketleri vardı. Kulağıma doğru ' seninle dans etmek istiyorum.' Dedi. Bende kollarından tutarak ona karşılık vermiş oldum. Biraz daha dans ettikten sonra barın kenarına doğru yürüdük. Normal sesin duyulabileceği kadar ordan uzaklaşınca 'Sena.' Dedi. 'Büşra' dedim.
'güzel isim'
Seninki de demek çok klişe olacağı için tebessüm edip başımı denize doğru çevirdim. Hey güzelim diye bağırmak istedim geleni görünce. Yahuşuklu çocuk seni. Allah sahibine bağışlasın. Yalnız bize doğru gelmiyor değil mi benim radarlar yine yanlış çalışıyor olmasın. OHA. Sena nın omzuna kolunu attı ve
' kardeşcan yine kendine arkadaş bulmuşsun' dedi. OH. Kardeşiymiş.
Yakışıklı görünce yavşayan tiplerden değilim tabiki sadece yakışıklıya ve güzele bakmanın sevap olduğunu düşünüyorum. Şuan bol bol sevap alıyor olabilirim hatta. Ben dalmışken yahuşuklumuz elini uzattı ve ' Kerem' dedi. Elini tutmamak olur mu? Ayıp olur kız. Tabiki elini tuttum
'Büşra' .sena konuşmaya başladı benden sonra' abi Büşra yla çok güzel dans ettik. Kuzenlerim burdaki horozlar gibi boş boş durmaktan başka bir şey yapmıyorlardı. Bende onların elinden kaçtım. '
Abisi ' sanki çok horoz gördün' diyip yanağını sıktı kardeşinin. Bunu gülüşüyle taçlandırdı. Bunları yaparken nasıl gözleri üzerimden kalkmıyor anlayamadım ama bu önemli değil sonra o devam etti.
' baksana Büşra yı konuşturmadık hiç.' Dedi. Gözlerini gözlerimden ayırmayınca bende aynısını devam ettirdim ve ' sorun değil , buraya yabancısınız galiba ' dedim.
Sena devam etti.'Evet halamların yanına tatile geldik çarşamba Antalya ya dönüyoruz' yani birgün daha burdalar. Tesadüflere inanmam ama bakın ki bu akşam ki düğünden sonra bende Çarşamba Antalya ya gidiyorum. Bunu söyleyip söylememek arasında kaldım. Sena ben düşünüyorken abisinin getirdiği koladan yudumlamayı bırakıp sözlerine devam etti' ben kuzenlerimle olmak istemiyorum büşrayla vakit geçirmek istiyorum abi'
Kerem bunu duyunca dikkati dağılmış gibi gözlerini benden sıyırıp kafasını yere eğdi ve salladı. Buna yine bir gülücük ekleyerek kafasını kaldırdı. 'Bende çok isterim tabi büşra da isterse neden olmasın.' Bunları söylerken tepkimi ölçmek ister gibi gözleri beni buldu ve kaşlarını çok hafif çattı.
Sena dan bir makas alıp onun da gülüşünü izledikten sonra ' yeni birileri gerekti zaten' dedim. Sonra kereme dönerek' numaramı verebilirim siz uygun zamanda ararsınız. Şuan telefonum yanımda değil dedim. ' sena ' oley be kuzenlerimden de kurtuluyorum diyerek şortunun cebindeki telefonu çekiştirerek çıkardı. Bana uzattı bende kendimi kaydettim. Tam burdan ayrılacağımı söylemek için ağzımı açmıştım ki Sevalle
Çağla geldi. 'gidelim mi diye sordular. Bende zaten onlara haber vermeden başkalarıyla takıldığım için kendimden utandım. 'tamam 'diyip Senayla Kerem'e el salladım. Ayılı kedili günler sizinle olsun yorumlarınızı beklerim. Tecrübesizliğim için özür dilerim.

Mavinin Esintisinde Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin