Nerede hata yaptım?
Yaşamakla mı?
Yoksa hiçbir şey yapmayıp izlemekle mi?
Hayatım benim için gerçekten ne olduğu belli değil.
Eğer çiçek dersem;
Hiç yaprağı kalmamış bir okyanusta sonsuzluğa giden bir çiçek.
Eğer kıyafet dersem;
Uzun kolları kesilmiş ve paramparça olan bir kıyafet.
Peki neden "dersem" diyorum?
Dediğim gibi ne olduğu belli değil.
Peki neden belli değil?
Çünkü hayatın ne demek olduğunu bilmiyorum, yaşamadım.
Çünkü sevginin ne demek olduğunu bilmiyorum, yaşamadım.
Yaşayamadım.
Annem ve babam küçükken beni bir yetiştirme yurduna vermişler. Nedenini bilmiyorum bana hiç söylemediler. 5 yaşındayken buraya gelmiştim. Hatırlıyorum.Anneme ; "bunlar kim?" demiştim. Hatırlayıp gülerim."Bunlar".
Ama mutlu bir gülüş değil bu. İçinde öfke üzüntü ve yalnızlık barındıran bir gülüş...
Oysa bu kelimenin kökü "gül"dür. Olumlu bir duygu barındırır.
Ama benim duygumun içinde olumlu duygular dışında her şey var.
Tıpkı hayatım gibi...
Geldiğimi neler yaptığımı hatırlıyorum. Ama annemin ve babamın yüzünü hiç hatırlamıyorum.
Aslında bu benim için iyi bir şey. Daha çok acı çekmeden arkalarından sövebilirim.
Yetiştirme yurdu benim evim oldu.
Peki umrumda mı?
Hayır.
Burdan gerçekten çok nefret ederim. Hala da nefret ediyorum.
Ama artık nefret etmeme gerek yok. Çünkü ordan kaçtım.
2 yıl daha dayanamazdım.
Şimdi otlarla süslenmiş bir uçurumun kenarında güzelce oturuyorum.
Gerçi buraya gelme sebebim farklıydı.
Söylememe gerek yoktur umarım.
Bunu yapmaktan neyseki vazgeçtim.
Ama sorun şu ki ne yapacağım?
Hemen polisleri peşime takmışlardır. Ama beni gerçekten asla bulamayacaklar.
Hiç tahmin etmedikleri bir yerdeyim.
Nerede mi?
Küçükken evimizden yaklaşık 2-3 km uzaklıkta bir sahil vardı. Orada gider piknik yapardık. Bir gün oyun oynarken ben onlara şaka yapmak için saklandım.
Ve bu küçük beyin kayboldu.
Ağlayarak ve bağırarak annemi ve babamı ararken ayağımın biri boşluğa geldi. Ve diğer ayağım şaşırdı ve kaydı. Tam düşmek üzereyken annem beni yakaladı.
Annemden ve babamdan çok azar yedim.
Ama bu uçurumu hiç unutmadım.
Hayatım gibiydi.
Hayatımın da ayağı kaydı ve uçurumdan düşmek üzereydi. Ama o kendini tuttu.
Kendi başına ayağa kalktı ama kalkarken üstü başı kirlendi.
Temizlemeye çalıştı ama bu lekeler çıkmazdı. Çünkü bunlar kaderdi.
Kaderin lekelerinden kurtulamadı.
Hayatım suya girdi.
Belki çıkar diye düşündü.
Ama tabiki başarısız oldu.
Çünkü bunun tek bir yolu vardı.
Bunu biliyordu ama denemeye korkuyordu.
Kıyafetindeki kaderin lekelerinden kurtulmak için kıyafetin yok olması gerekiyordu. Onu parçalayabilir ya da yakabilirdi.
Nasıl kirlenmiş bir kıyafetinizi giymezseniz O da giymemiş olurdu.
Ama sıkıntı şuydu;
Kaderin lekeleri tenine de bulaşmıştı.
Ve o yanmaya hazır değildi.
Tıpkı benim gibi...
YOU ARE READING
(HAYATTAN) KAÇIŞ
Teen FictionKüçükken evimizden yaklaşık 2-3 km uzaklıkta bir sahil vardı. Orada gider piknik yapardık. Bir gün oyun oynarken ben onlara şaka yapmak için saklandım. Ve bu küçük beyin kayboldu. Ağlayarak ve bağırarak annemi ve babamı ararken ayağımın biri boşluğa...
