1. BÖLÜM (İHSAN)

489 61 26
                                        

     Aklımdan bir türlü çıkmıyordu. Mirasımı şimdiden almak tuhaf geliyordu. Aklımda şu sözler dolanıyordu.Ağlıyordum. "Yardım edin! Yardım et oğlum!"

Annemin sesi beni daha çok ağlatıyordu. Şaşkınlıktan ortada öylece annemi izliyordum. Ne yapacağımı bilemiyordum. Aniden yanımdan hızla koşan babamı gördüm. Bir taşa takılıp afallayınca aklım başıma geldi ve bende annemi kurtarmak amacıyla koştum. Tam o sırada babam arkasını dönüp sert bir şekilde

"Git İhsan git! Sakın arkamdan gelme!"
     Gözlerimi irice açtım çünkü babam bana asla ama asla kızmazdı. Ardından babam şoföre sert bir bakış attı. Şoför bunu anlamış olmalıydı ki kafasını salladı. Beni kolumdan tutup arabaya kadar getirdi. Ben bir türlü kurtulamıyordum. Çünkü şoförümüz kaslı bir yapıya sahipti. Beni yavaşça limuzine soktu ve kapıyı kapattı. Ben tam çıkacakken omzuma yaslanıp ağlayan birini gördüm. Başını hafifçe yukarı kaldırdı. Bu dedemdi. Dedemin saçlarının ortası beyaz kenarları siyahtı.Sakalları çıkmıyordu. Mavi gözlü, üst dudağı ince ve dişleri sigara içmekten biraz sararmıştı. O her şeyin kusursuz olmasını istiyordu.

"Öldü mü annen? Sırf baban yüzüne öldü! Canım kızım benim canım."

"Hayır efendim babama suç atmayın lütfen."
   
      Bu cümleyi sert söylemiş olsam da pek önemsememişti. Bir kaç dakika sonra ambulans ve itfaiye geldi biz biraz bekledik. Şoför limuzine binip

"Efendim nereye?"
"Bizi benim eve götür."

      Ben ilk başta şaşırdım çünkü beni ve kardeşimi asla evine götürmez ve de istemezdi bende bu yüzden dedeme

"Hayır efendim ben gelmeyeyim ben evde kafamı toparlayayım"
"İyi o zaman ben giderim evime gelmek isteme sonra"

     Neden gelmek isteyeyim ki. Şoför dedemi evine bıraktıktan sonra evime geldim. Limuzinin kapısını açtı teşekkür edip dört katlı villaya girdim. Evde bir havuz, dışarda iki havuz vardı. Birde kaplıca havuzu vardı. Burlara genelde müşteriler gelirdi. Evin içerisi aşırı gereksizdi. Birinci kat pansiyon gibi bir yerdi. Annem, babam, kardeşim, ve ben ikinci katta oturuyorduk. Hepimizin odasında bir oda daha vardı o oda da banyo odasıydı. Banyo odasının içinde bir küvet ve duş kabini vardı. Çamaşır makineleri vardı. Birde lavobo. Tabi kardeşimin olazsa olmazı oyuncak odası vardı. Kardeşim orayı çok severdi. Üçüncü katta annemin, babamın ve benim ayrı çalışma odalarımız vardı. Birde kardeşimin çalışma odası. Tabi o odada dersten çok resim yapıyordu. Dördüncü katta spor salonu havuz ve ufak bir kantin vardı. Annem ve babam burayı genelde müşterileri sokardı. Biz belirli saatlerde girebilirdik.

       Ben odama girip odamın içindeki ayrı olan banyo odasına girdim. Küveti soğuk suyla doldurup üstümdekinleri çıkarıp kirli çamaşırlarımı kirli sepetime atıp küvete oturdum. Olanları düşünürken kirlilerin arasında telefonum çalınca dalgınlıktan telefonumu kotun cebinde olduğunu unutmuşum. Hemen küvetten çıkıp bornozumu sarınıp telefonumu alıp isime baktım bilmediğim bir numaraydı. İlk önce açsam mı açmasam mı bilemedim. Çünkü hayranım olabilirdi. Ama açtım

"Alo"
"Siz İhsan Soykan mısınız?"
"Evet buyrun."
"Geçmiş olsun Cansu Soykan ve Kadir Soykan hayata veda etti.Ama Demir Soykan hayatta fakat kısa bir felç geçiriyor.Felci bir aya kalmaz geçer. İhsan bey ... İhsan bey ... Alo "

Olduğum yerde beş altı dakika öylece bekledim. Nasıl olabilirdi!! Bildiğimiz Soykan ailesinden sadece iki kişi mi kaldı imkânsız!!
      Kendimi ağlamamak için zor tuttum. Ama gözlerim bu savaşı kaybederek teslim oldu. Sinirden mi üzüntüden mi bilmiyorum ama her şeyi yıktım. Telefonu yere çarptım. Dolabın üzerindeki her şeyi yere devirdim. Hizmetçimiz odanın kapısını ısrarla çalarken bende ısararla her şeyi deviriyordum. Ardından Faruk amcada geldiğini duydum. Ben hem ağlıyordum hem de kızıyordum. Faruk amca

ZENGİN PSİKOPAT Stories to obsess over. Discover now