1. Bölüm

200 17 15
                                        

Karanlık bir odadaydım. Karanlık öyle yoğundu ki simsiyah gölgeler dışında hiçbir şey göremiyordum. Bu gerçekten ilginçti ama ben ,üç büyük tanrılardan Hades'in kızı, karanlıktan korkuyordum. Halbuki doğduğum gün karanlık bana bahşedilmişti. Karanlık benimdi. Hatta karanlık bendim. Ama bu beni yine de korkutuyordu.

Bir sandalyede oturuyordum. Bağlı değildim ama belirsiz bir sebepten dolayı hareket edemiyordum. Önümde birden sarı saçlı,mavi gözlü ,uzun bir adam belirdi. Lucas... Sevdiğim adam...

Onu görünce gözlerim doldu. Bir ay önce bir göreve gitmişti. Hermes'in oğlu Lucas... Oldukça güçlü bir savşçıydı. Son görüşmemizde bana veda etmişti. Dudaklarıma küçük bir öpücük kondurup beni sevdiğini söylemişti. Hatta geri döndüğünde bana bir salıncak yapmaya söz vermişti.

Anılara daldığım sırada Lucas o tatlı sesiyle beni anıların girdabından kurtardı. "Üzgünüm Helen. Seni seviyorum bebeğim. Sana o salıncağı yapamadığım için özür dilerim. Sakın unutma seni hep seveceğim tatlım." dedi yüzünde garip ve üzgün bir gülümsemeyle.

O sırada terler içerisinde uyandım. Rahat yatağımdaydım. Az önceki rüyamdan zorlukla sıyrılıp rutin işlerime giriştim. Beş dakika içerisinde çalışma alanında olmam gerekiyordu ve tahmin edin ne olmuştu. Ben yine geç kalmıştım!

Sanırım size kendimi tanıtmalıyım. Ben Helen Black. Hades'in kızı ve temsilcisiyim. Ah! Sanırım ufak bir ayrıntıyı kaçırdım. Her birimiz Yunan mitoloji hakkında bir şeyler biliriz. Bilirsiniz Yunan Tanrıları. Poseidon, Zeus, Hades, Athena, Ares, Hermes, Afrodit, Apollon, Artemis... Bu tanrılar gerçek Olimpos'ta yaşayan büyük tanrılar. Ben ise şu an bir Melez kampındayım. Anladığınız üzre üç büyük tanrılardan Hades benim babam. Ve annem ise bir insan. Yani kısacası ben bir melezim.

Melez kampı bizler için güvenli sayılı yerlerden birisi. Burada eğitim görür, tanrıların emrettiği görevler için hazırlanır, yeni dostlar ediniriz. Burası bizim için neredeyse bir ev. Kalacak bol bol yerimiz, pek çok doğal ve maddi kaynağımız ve tanrılar tanrısı Zeus tarafından yapılan bir koruma bariyerimiz var. Burada biz tanrı baba ve annelerimizin temsilcisiyiz

Dışarı çıktığımda Afridit'in kızı Anne ile karşılaştım. Burada pek insan olmadığı için herkes birbiriyle samimidir. Selamlaşıktan ve biraz sohbet ettikten sonra yola devam ettim.

Yürürken ileride bir kalabalık gördüm. O tarafa yöneldiğimde pek çok insanın bana yüzünde üzgün bir ifadeyle yol verdiğini fark ettim. Kalabalığı geçtiğimde ortada Barty'i ve birkaç arkadaşını gördüm. Bu içimde büyük bir sevinç patlamasına yol açtı. Çünkü bu Lucas'ın beraber göreve çıktığı gruptu. Gözlerim heyecanla Lucas'ı ararken gerçek yüzüme bir balyoz gibi çarptı. Lucas burada değildi. Yüzümdeki gülümseme yavaş yavaş düşerken Barty'e baktım ve sessizce"Lucas?" diye sordum. Barty yüzünü yere eğerken içime büyük bir umutsuzluk çöktü.

"Lucas... O... Öldü. Üzgünüm."

Dört kelime... Bir insanın hayatının altüst olması için yeterli. Bir insanın hayatının sonsuza dek değişmesi için yeterli.

Bir süre sadece durdum. Beynimin ve kalbimin aynı anda aynı fikirde olduğu nadir anlardan birindeydik. İkisi de aynı anda Lucas'ın beni bırakamayacağını , ölemeyeceğini söylüyordu. Sonra ben ne olduğunu bile anlayamadan dizlerimin üzerine çöktüm. Gözlerimden yaşlar süzülüyordu. Benden hiçbir ses yoktu. Bir yerde okumuştum. Sessizce, hiçbir hıçkırık veya çığlık olmadan akan gözyaşları gerçek hislerin gözyaşlarıdır. O an hiçbir hissin benimki kadar gerçek olmadığını düşündüm. Ağzımdan benden habersiz bir şekilde "Nasıl oldu?" sorusu döküldü.

Barty hemen cevap verdi."Ares'in melezi için gitmiştik. Bize tanrıların artık en üstün olamayacağından, onlar bizim için hiçbir şey yapmazken onların yerine ölmemizin yanlış olduğundan bahsetti. Biz ise onu Olimpos'a götürmeye çalışırken etrafımızda onlarca melez belirdi. Ares'in melezi yanlız olmadığını söyledi. Onlarla savaştık ama Lucas ağır yaralandı. Zar zor kaçsakta yoldayken Lucas daha fazla acıya katlanamadı ve... o... öldü".

İçimdeki yakıcı üzüntünün yerini daha yakıcı bir öfke alırken güçlü bir şekilde bağırdım. Güçlerim benden bağımsız bir şekilde harekete geçti. Yer sallandı. Etrafa karanlık bastı.

Güçlü, soğuk ve ürkütücü bir sesle şunları söyledim;" Ben Helen Black. Hades'in melezi. Cehennemin kızı. Karanlağın ve toprağın sahibi. Ölülere hükmeden. Yemin ederim ki Lucas'ın intikamını alacağım. Bunun sonunda ölmek zorunda bile kalsam bunu yapacağım. Ve onun intikamını alana  kadar asla ağlamayacağım. Ben Helen Black bütün hayatım üzerine yemin ederim ki Lucas'ın intikamı alınacak."

Merhaba okuyucu. İlk olarak buraya kadar okuduğun için teşekkürler. Kitap ile ilgi birkaç şey söylemek istiyorum. Biliyorum sıkıcı ama burayı okumak daha sonrası için hem senin hem de benim işimi kolaylaştıracak. Şöyle ki kitapta Yunan Mitolojisi çok önemli bir yere sahip olsa da her şey Yunan mitolojisinde olduğu gibi olmayacak bu yüzden aynı olmazsa bana kızma lütfen çünkü ben çabuk sıkılan biriyim bu yüzden her şey buna göre gidemez lütfen beni affet olur mu.

Seni seviyorum sayın okuyucu!

Du hast das Ende der veröffentlichten Teile erreicht.

⏰ Letzte Aktualisierung: Dec 11, 2017 ⏰

Füge diese Geschichte zu deiner Bibliothek hinzu, um über neue Kapitel informiert zu werden!

Cehennemin KızıGeschichten, die süchtig machen. Entdecke jetzt