Untitled P1 -''Kader dersinden kaçan kız''

68 5 7
                                        

♪ ♪ Sunny Hill - Do İt ♪ ♪ 

Saçlarımı dalgalandırdım. Yarın okulun başlaması artık yazın bittiği anlamına geliyordu. Zorlu çizimlerin başlayacağı anlamına. Düşüncelerimden Alara'nın sesiyle irkildim. ''Melis!'' Kafam öne düştü. ''Ne!'' diye cırladım. ''Kapıyı açacak mısın?'' Bir koşu kapıya gidip baktığımda bavullu bir kız gülümsedi. Görünüşünden Koreli olduğunu hemen anladım ve ''Anyeonghaseyo.'' deyip eğildim. Kızda eğildi ve ''Konichiva!'' dediğinde ufak çaplı bir şok geçirdim. Japoncam iyi değildi ama Merhaba dediğini anlamamak için aptal olmak gerekirdi.

Alara ile ikimizin arasında En iyi Korece bilen bendim. Bu yüzden o Korece dil kursuna giderdi. Fakat Japon... iyice bizi zorlayacaktı. Hemen bavullarını taşımasına yardım ettim. Evet üçüncü ev arkadaşımız belliydi. Yaşasın! ''Your name?'' diye bir soru yönelttim. ''Harue.'' dediğinde gülümsedim ve ''Haru Haru'' diye bir espri yaptım. Anlamasa da gülümsedi. Arkadaş canlısı görünüyordu. ''Nice to meet... Im Melis.'' diyerek elimi uzattım. Daha sonra olanları hemen Alaraya anlattım ve onlar da tanıştılar. Ardından yatağımda biraz zıplayıp duş aldım. Ve yattım.Sabah geç kalmanın verdiği gururla evdeki karmaşayı izledim ve esnedim. Tatile alışmış olan bizler tabiki de ilk günden geç kalmıştık. Alara sinirle odaya girdi ve ''Harue gitmiş.'' dedi. Ne yani bizi kaldırmamış mı? ''Ayıp.'' dedim ve üstümü giyinmeye gittim.

Kyung Hee Üniversitesine geldiğimizde büyüklüğü gözlerimi kamaştırdı. Ben Mimarlık bölümünde , Alara Moda Tasarımı bölümündeydi. Kendi bölümünü görüp hızla uzaklaştı tabi o benden. Bende Japonca dersi almak için dil bölümüne girdim. Etraftaki yabancı insanları tahmin edip kendimce eğlenirken öğrenci işlerine gidip ders işlemlerini tamamladım.

Çıkışa yönelirken yabancı olduğunu sandığım adamın arkasına gelmiştim. Korece bir şekilde ''Yakışıklıymış'' diye hafifçe söylenip çıkışa doğru yürümeye başladım.Ta ki... o adam bana seslenip Korece bir şekilde Japonca dersliğini sorana kadar... Evet! üniversitedeki ilk rezilliğim tebrikler kendim. Hayır bi de.. salak gibi ''Bilmiyorum'' deyip kekeleyerek kaçtım. Kim bilir nasıl göründüm gözüne.

'Hayır ne işin vardı ki senin orada salak!'' dedi yanımda daha 5dk dır tanışmış olduğum kız. ''Aman ya. Salla'' dedim dersi dinlemeye dönerek. Fakat İngilizce-Korece karışımı olduğu için anlamakta zorluk çekiyordum. Bu yüzden Alara için daha çok üzüldüm. 

Daha 5 dk dır isminin Misoo öğrendiğim kıza tekrar döndüm. Oda bana söyleyecekleri varmış gibi sevinçle baktı. O an anladım en yakın arkadaşlarımdan biri olacağını. ''Bu fakültenin arkasında Konservatuar Fakültesi vaar!'' dedi sevinçle. Sönük bir şekilde Ee.. bakışı atınca devam etti. ''Bir sürü ünlü görebiliriz kızım! Önünden bir ünlü geçince ilk önce şaşırıyorsun tabi.. daha sonra alışıyormuşsun! Düşünsene mükemmel.. Birini kendimize aşık..'' ''Eiyy. Saçmalama.'' diye sözünü yarıda kestim. ''Kimleri görebileceğini bilmiyorsun! G-DRAGON , RAİN , Lee Hong Ki , Yoochun , Kyuhyun , Gain , Daesung! Kızım manyak isimler!'' Elimle dur işareti yaptım ve başımı sıraya gömdüm. ''Misoo.. Ben acıktım galiba.. Kantinin nerede olduğunu biliyor musun?'' Başını iki yana salladığında hocaya görünmeden arka kapıdan çıktım.

İleride bir kalabalık ve çığlıklar duyunca ''Eiyy... ders var ders çatlak fangirller!'' dedim ve içimden nereye düştüğümü anlamadan tam tersi yöne yürüdüm. Açtım ve sinirliydim. Daha ne? Yanımdan geçen kızlar aralarında dedikodu şeklinde ''Kyuhyun'un bizim fakülteden bir kızla görüştüğünü duydum.'' dedi. Omuz silkip devam ettim. Kantinden bir sandviç alıp bahçeye oturdum ve bir güzel yedim. Sıkıcılığa bak be!! diye bağırmak istedim. ''Millet Kyuhyunlarla görüşüyor... bu Dünya ne kadar haksız değil mi?'' dedi arkamdaki ses. Misoo 'yu görünce gülümsedim ve yanıma oturdu. Biraz konuşarak yemek yedik ve dersten çıkmış olan Alara geldi yanımıza. 

''Allah Aşkına bugün asalım şu lanet dersleri!'' Kahkaha attım. Onu anlıyordum çünkü derslerden hiçbir şey anlamıyordu!

Saatime baktım. ''Üzgünüm kızlar siz eğlenin benim dersim var!'' dedim ve ayağa kalkıp koşmaya başladım. Arkamdan ''İnek!'' diye bağıran Alara'yı duymazdan gelerek. Gülerek koşarken birine omuz attım. Baktığımda sanırım ünlü biriydi fakat umursamadım. Sanırım onlar da dersi umursamıyorlardı. Oh ne iyi hayat!

 Hemen Fakülteye girip Japonca dersliğini buldum ve o rezil oluşum geldi. En arkaya geçip sıraya başımı yasladım. Burada vaktin nasıl geçeceğini düşünürken meğersem Hoca gelmiş ve yoklamayı alıyormuş. ''Melis'' deyince ''Im here!'' diyerek sıradan başımı kaldırdım... Kaldırmaz olaydım. O çocuk.. o yakışıklı çocuk hoca olarak karşımda duruyordu. Çevreme ''Hoca daha gelmedi değil mi?'' diye sorduğumda utancımı 394949. katladım. Yakışıklı adam bana bakarak güldü ve ''Sonunda bulmuşsun Japonca dersliğini bende bulmakta zorluk çekmedim merak etme!'' dedi. Ve yapmacık bir gülüş fırlattım. Tüm sınıf gülüşmeye başladı.

Tahtanın başına geçerek ''Sen Mitsuji.'' yazdı.


''Ben Sen Mitsuji. Bundan sonraki Japonca hocanız.''


Bütün sınıf ''Woaah.'' gibi sesler çıkardı. Ben ise şok bir biçimde kala kaldım. Başımdan aşağı kaynalar sular dökmüşlerdi adeta. Hemen kafamı tekrar sıraya koyup düşünmeye başladım. Fakat ayak seslerinden başımda dikilip öksürdüğünü anlayabiliyordum...

 Kafamı kaldırdım ve göz devirdim. Göz kırpmıştı. Sinirlenişi bile çok yakışıklıydı. Ama öğretmen çıkmıştı. Bundan sonraki Japonca dersleri zindan mı olacaktı cidden? Bu dersten hep kaçarsam ''Kader dersinden kaçan kız'' mı olurdum?

Untitled #KoredebenWhere stories live. Discover now