We've updated our Content Guidelines.
Review the latest guidelines to keep sharing stories safely.

Bölüm 1; Sonsuz Depresyon

10.2K 343 139
                                        

"Merve abla..." omzumun dürtülmesiyle gördüğüm rüyadan sıyrılmış fakat hâlâ gözümü açacak kadar uyanamamıştım. Sesimi çıkarmadan uyumaya devam ettim.

"Ne oldu? Yine uyandıramadın mı?" diyerek sinsice gülen Ahmet abimin yavaşça geldiğini hissedebiliyordum.

"Yine geç geldi eve, saat gecenin ikisiydi." Dolunay'ın bunu söylerken sesi değişmişti. Benim için üzülüyordu, herkes üzülüyordu. Ama dışarı çıkmazsam sanki onlar beynimde cirit atmak için beni evde bekliyor gibiydi. Onlar dediğim kişi biyolojik annem ve babam. Beni terk ettiklerinde -ki babam daha ben doğmadan terk etmişti- üç yaşındaydım.

"Arkadaşlarıyla vakit geçirmesi güzel bir şey fakat onlarla kafa dağıtmak isterken bizden uzaklaşıyor." dediğinde abim, boğazımda bir yumru hissetmiştim. Onların böyle düşündüğünü bilmiyordum.

Gözlerimi açmadan "Ben iyiyim ve sizden uzaklaştığım yok." dedim. Dolunay yanıma oturup "Abla, senin için yapabileceğimiz bir şey var mı?" diye içtenlikle sorduğunda gülümsedim.

"Hayır ablacım, sadece bu durum aşamadığım bir şey. Sizi de etkilediği için özür dilerim." dedim. Ahmet abi diğer yanıma oturdu ve elini elimizin üzerine koydu.

"Yapabileceğimiz bir şey var. Hatta senin yapabileceğin." dediğinde kaşlarımı çattım ve sorgular bir biçimde bakarak "Neymiş?" diye sordum.

"Biliyorum, kabul etmeyeceksin ama bir kez daha psikolojik danışma alabilirsin."

Yine aynı meseleydi. Gözlerimi devirip "Kaç kere gittiğimi biliyorsun abi. Benim ilacım bu değil anlayın artık. Ben kaç kere denedim biliyor musun? Aynanın karşısında kaç kere kendime söz verdim artık düşünmeyeceğime, hayatıma devam edeceğime dair. Ama olmuyor. Aklım tamam dese kalbim durmuyor, acıyor abi. Durduramıyorum beynimde dönen soruları." dedim elimle kafama vururken.

"Tamam abicim, sakin ol. Sadece senin iyi olmanı ve mutlu olmanı istiyorum. Seni her gün düşünceli, mutsuz görmek bizi çok yaralıyor." dediğinde elini güven vermek istercesine sıktım.

"Söz veriyorum artık sizi de kendimi de üzmeyeceğim." dedim. Daha fazla uzatmak istemediğim için elimi çektim ve yataktan kalktım. Onlara duşa girip aşağı ineceğimi söyleyip banyoya girdim ve kapı kilidini çevirdim.

"Yaşamak için sebep bulamayan bir insandan çok şey istiyorsunuz." diye kendi kendime fısıldadım.

Her insanın illaki yaşamak için bir sebebi vardır fakat bazen o sebebi bulamıyorsunuz. Yapamasanızda ölmek istiyorsunuz. Kendimi sonsuz bir bunalımda gibi hissediyordum. Ne hayatımda ne de işimde güzel şeyler olmuyordu. Ben avukatım ve aylardır yeni bir dava almamıştım. Bu haldeyken başka insanların hayatını mahvetmek, yanlış yapmak istemiyordum. Bunalımdan çıkmak için kendime verdiğim bu süre beni daha da dibe çekiyordu. Daha çok düşünüp, daha çok kafamda kuruyordum. Bunun ne bana ne de aileme hiç yararı olmuyordu.

Suyun sıcaklığına elimle bakıp içine girdim. Suların neden sadece kirleri götürme gibi bir özelliği vardı ki? Kafamızdaki kötü şeyleri de götürmesi, iyi hissetmemizi sağlaması gibi özelliği neden yoktu?

Belki de gitmesini söylediğim an su ona karışır ve giderdi kim bilir? Avucumu açıp suyun dolmasını bekledim ve gözümü kapattım.

"Senden uzak durmam gerek anlıyor musun?" demişti. Elimdeki şeker yere düşüp ağladığımda onun da ağladığını fark etmiştim.

"Ben iyi bir anne değilim, sana bakamam." kafasını iki yana sallıyor, bunu en çok kendine söylüyor gibiydi. Yerden şekerimi alıp üzerindeki taşları ayıklamaya başladığımda elimden bir çırpıda çekip çöpe atmıştı.

İHANET (DÜZENLENİYOR)Stories to obsess over. Discover now