"Harika bir şey yapmak istiyorum.Kahramanlara özgü ya da olağanüstü bir şey.Ben öldükten sonra bile unutulmasın.
Sanırım kitap yazacağım."
-James Lasdun/Boynuzlu Adam
Sabah alarmın sesiyle uyandım.Hemen kalkıp saatin alarmını kapattım.Annem, kardeşim Emre'yi kucağına almış, sol köşedeki yatakta yatıyordu.Mutfaktan bir parça kızarmış ekmek yedim.Kilere baktığımda sadece iki sincap eti gördüm.Stoklarımız tükeniyordu ve acilen yenilemeliydim. Hemen Bilge Hatun' a gitmek için davrandım.Aceleyle kalkıp üstümü giyindim. Babamdan kalma eski pelerinimi üstüme geçirdim.Annemle kardeşimi uyandırmak istemediğinden sessizce çıktım evden. Sokak her zamanki gibi insan doluydu. Çocukların çığlıkları doldurmuştu yine sokakları.Bu sokaklardan başka bir yerde hiçbir zaman alamadığım bir koku alırdım hep. Çok farklı bir kokusu vardır buraların. Anneme sorduğumda bir kere, gülümseyerek "Kızım,sefalet kokusudur bu sokakları dolduran" demişti bana. Ama ben seviyordum bu sefalet kokusunu. İçime işliyor,genzimi yakıyordu ama huzur veriyordu bana bu koku...
Böyle derin düşüncelere dalmışken Bilge Hatun 'un evinin önüne geldiğimi son anda fark ettim. Kapının tuşlarına bastım ve anında açıldı kapı. Bilge Hatun, bana güvendiği için evinin şifresini de söylemişti. Bilge Hatun, bizim şehrin en yaşlı ve en bilgili kadınıdır. Bizim yaşadığımız yerde hastalıklar çok yaygındır. Ve devlet bize doktor imkanı sağlamadığından her yıl onlarca insan ölür yanlış müdahaleden... Bilge Hatun, bizim şehrimiz Anka 'daki en bilgili kadınıdır bu yönden de. İşte bu yüzden, kendisinin ölümünden sonra başkaları hastalara yardım etsin diye Anka'daki gençlere tıbbi müdahaleyi öğretir. Ben de o öğrencilerden biriyim. Bilge Hatun'dan öğrendiğim her bilgi karşılığında devlet bana maaş ödüyor. Aslında normalde yasak böyle belge olmadan doktorluk yapmak. Ama bunlar olmasa halkın çoğunun öleceğini bildiklerinden bize maaş ödüyorlar. Böyle sağlıyoruz geçimimizi. Babam, bir iş kazasında hayatını kaybettiğinden beri ailemin tüm sorumluluğunu ben taşıyorum. Bu yüzden bu işi istedim. Bilge Hatun da çok zeki olduğumu ve hızlıca öğrendiğimi söyleyince iyice heveslendim bu işe. İlk başlarda sırf para için yapsam da bu işi, artık zevkle yapıyorum. İnsanlara yardım etme düşüncesi hoşuma gidiyor. İleride ben de tıpkı Bilge Hatun gibi bir doktor olmak istiyorum.
Bilge Hatun'un kapısını açıp evine girdim. İçeride görünürde kimse yoktu. Yavaş yavaş odaları gezdim. Seslendim ama ses veren olmadı. İki dakika daha orada bekledikten sonra tam dışarı çıkacakken biri hışımla kolumu tuttu. Elimde olmadan küçük bir çığlık kopardım.
'Şşş' dedi Bilge Hatun.
'Neler oluyor Bilge Hatun?! Niye böyle sessiz konuşuyorsun?'
'Sessiz ol Alçin kızım. Sana söylemem gereken çok önemli şeyler var.
'Tamam Bilge Hatun söyle dinliyorum seni.'
'Kızım, bak başımız büyük dertte. Hepimizin sonu çok kötü olacak. Ülkeye yeni bir yönetim gelecek. Bu yeni yönetimdeki insanlar, şimdikilerden de beter olacak. Bizim burada doktorluk yapmamıza izin vermezler. Tüm halk ölse bile yasak sayıldığından idam ederler bizi. Benim ölümüm yakın zaten, artık geçti benden yaşama isteği. Ama sana buradan kaçmanın bir yolunu gösterebilirim. Eğer sen burada kalırsan dayanamazsın yardım edersin birilerine biliyorum. Bu da senin için çok kötü sonuçlar doğurur kızım. Aileni al ve git buradan. Sana bir harita vereceğim. Oradaki Simurg ülkesine git. Böylece kurtulabilirsin.'
'Ne! Bir dakika sen yeni yönetimin geldiğini nereden biliyorsun?'
'Sultan Abak bana haber gönderdi. Sonuçta onun ailesini de az iyileştirmedim. Minnet borcu bilmiş galiba.'
Duyduklarımla şaşkına dönmüştüm. Ne diyeceğimi bilemiyordum. Sonunda zar zor yutkunarak 'Hayır,ben bırakamam bu insanları. O kadar insana ne olacak? Ölsünler mi hastalıktan? '
'Ben burda bir şekilde bakacağım onun çaresine. Sen düşünme onları.'
'Sadece kendini tehlikeye atmana asla izin vermem Bilge Hatun. Sonuna kadar senin yanında olacağım. '
'Biliyordum böyle yapacağını. Ne olur bir kere de söz dinlesen kızım? Neyse al bari şu haritayı, içinde olduğun tehlikeyi farkedince aklın başına gelir de gidersin belki.'
Haritayı aldım ve eve doğru yürümeye başladım. Acaba gerçekten Bilge Hatun'un anlattığı kadar ciddi miydi bu iş? Benim bir ailem vardı ve eğer bana birşey olursa onların sonu ne olurdu kimbilir? Elimde haritayla, kafamda binbir düşünceyle girdim eve.
YOU ARE READING
Pelerin
Fantasy" Artık bir ailem yoktu, beni seven kimse yoktu, tek başımaydım. Özgürlümle aramda boşluklar değil, karanlık yamalar vardı..."
