9 - Söz (III)

79 37 2


"Aman Allah'ım! Sen gerçekten buradan mı düştün aşağıya?" dedi Melis gözlerini olabildiğince açarak. Orman toprağının bittiği yerde, kaya uçlarının göründüğü keskin bir uçurum kenarı başlıyordu.

"Evet." dedi Uras.

"Uras, inanamıyorum. Ama burası çok yüksek."

Melis, uçurum kenarından aşağıya baktı ve yosunlu kayalara çarpan dalgaların beyaz köpüklerini görür görmez kendini korkuyla geri çekti. Engin deniz, turkuaz rengiyle ufuk çizgisine kadar olabildiğince uzanıyordu.

"Çok korkunç!" dedi Melis, ağzını kocaman açarak. "Buradan düştükten sonra yaşamış olman bir mucize!"

"Sanırım öyle."

"Aşağıda sivri sivri kayalar var. Ya onların üzerine düşseydin? Düşünmesi bile kötü. Şükür ki denize denk gelmişsin."

"Kayaların bittiği noktaya düştüm. Uçuruma hızlı girdiğimden dolayı olsa gerek, havada yol almış olmalıyım."

Melis uçurumdan aşağıya tekrar baktı ve olayı gözünde canlandırmaya çalıştı. Yamaçtan yukarı doğru esen rüzgâr, Melis'in çizgili lacivert okul eteğini hızla havaya kaldırıp, bacaklarını tamamen ortaya çıkarınca, Uras yüzünü utanarak yere indirdi. Ardından Melis ona döndü ve:

"Böyle bir şeyi nasıl yaparsın?" diye sordu, sinirli bir ifade ile.

Birden şaşkınlığa uğrayan Uras ne diyeceğini şaşırdı.

"Yo, hayır. Ben değil... Sadece rüzgâr esince..."

"Uçurumdan düşmenden bahsediyorum, Uras. Böyle bir şeyi nasıl yaparsın? Ya sen orada... İnanamıyorum sana."

Uras bakışlarını kaçırarak ufka çevirdi ve gözlerini kıstı. Kendisi de o gün ne yaptığına inanamıyordu aslında.

"Kendime zarar vermek istedim, Melis. Yalnız, böyle sonuçlanacağını tahmin edemezdim."

"Kendine zarar vermek mi? Nasıl böyle aptalca bir şey düşünebilirsin?" dedi Melis. Uras'a karşı ilk defa sesini yükseltiyordu.

"Haklısın. Ben... Üzgünüm..." demekle yetindi Uras.

"Sonuçta hayat devam ediyor. Zor günler geçirdiğini tabi ki biliyorum, ama ne olursa olsun kendi canına kastetmen çok yanlış. Bunun farkında mısın? Hayatının sonuna kadar böyle mi devam edecek sanıyorsun?"

"Bilmiyorum Melis. Bu aralar bir boşluktayım sanki. Kendi kararlarımı vermekten bile acizim. En kötüsü... Onları, annemi ve babamı unutamıyorum. Zamanla geçer dedim hep. Kaç yaşına geldim, hala... Özlüyorum onları. Çok denedim. Defalarca hem de... En azından bir kez... Sadece bir kez konuşabilseydim onlarla. Bunu ne kadar istiyorum, bir bilsen..." dedi Uras ve yüzünü buruşturarak sustu. Gözyaşlarına hâkim olamadı. Uçurumun hemen kenarına kadar yürüdü ve eğilerek yere oturdu, sonra ayaklarını aşağı saldı.

"Uras ne yapıyorsun? Düşeceksin." dedi Melis, panikleyerek.

Uras burnunu çekmekle meşguldü. Melis, elindeki kitapları uçurumdan biraz daha uzakta, daha güvenli düşündüğü bir yere koydu ve üzerine oturdu. Eliyle Uras'ın omzuna dokundu. Uras, sessizce ağlamaya devam ediyordu. Onu bu halde gören Melis, kaşlarını üzüntüyle büktü ve az önce ona yüksek sesle konuştuğundan dolayı pişman oldu.

"Hepimizin hayatında kötü giden şeyler mutlaka var. Aslında onlara kötü demek de yanlış olur. Sonuçta acılarımız da bize ait değil mi? Bizi biz yapan tecrübelerimiz onlar. Ayrıca, hangimiz mükemmeliz ki?" dedi ve sustu Melis. Uras'ın sessiz ağlayışlarının bitmesini bekledi. Kısa bir süre sonra Uras kendini topladı ve:

Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!