Ceyda isteksiz bir şekilde yattığı yerden kalkıp dolabına yürüdü. Dolap kapağını açıp o gün ne giyebileceğine bir göz attı. Dolaptan adeta düzen akıyordu. Hoşuna giden bir iki parçayı alıp yatağının üzerine bıraktı. Saçları dolaşmasın diye dün akşam Defne'ye ördürmüştü. Örgüsünü açıp kıvır kıvır siyah saçlarını taramaya başladı. Pijamalarıyla mutfağa gidip kahvaltı hazırladı. Bu görev hep onundu çünkü en erken o kalkardı. Normalde erken kalkmaktan hoşlanmasa da makyaj, kıyafet, ayakkabı, çanta gibi yapması ve seçmesi gerekenler vardı. Kahvaltı hazır olunca bir az yiyip odasına geri döndü ve makyaj başlasın.
Mutfakta çıkan gürültülü kahvaltı hazırlıklarından uyanan Defne yatağında oturur pozisyona geçip gözlerini kapadı ama tabakların sesiyle gözlerini aniden açıp "tamam artık kalkma vakti."dedi. Saçlarını taramaya başladı. Güzel,mavi saçlarını. Evet mavi. Bazı insanlarda çok abartı ve değişik duran mavi Defnede çok güzel dururdu, hatta bazen boya olduğunu bile unutuyorlardı. Saçıyla işi bitince aynada kendine bakıp dil çıkardı. Mutfaktan artık ses gelmeyince Ceyda'nın makyaj faslına geçtiğini anlayıp odasından çıktı.
Ceyda'nın odasına hızla girip odanın köşesinde duran kocaman yastığa atladı. Sabahları genelde hep böyle olurdu. Ceyda kahvaltı hazırlar, makyajını yapar ardından birlikte o gün ne giyeceklerine karar verirlerdi. Kokoş denilemezdi ama görünüşlerine önem verirlerdi. Ceyda elindeki fırçayla Defne'ye yaklaşıp elmacık kemiklerinin üzerine sürdü. "Bu sana çok yakışıyor." Defne yüzüne değen fırçaya ve güzel iltifata gülümseyerek yanıt verdi. Ceyda fırçayı yerine koyduktan sonra aklına bir şey gelmiş gibi aniden kalkıp yatağının üzerinden seçtiği parçaları Defne'ye gösterdi "Hangisi?" Uzun tartışmalar sonucunda Ceyda'nın giyeceklerine karar verilmiş ve Defne'ye de bir üst bulmuşlardı. Defne'ye şort bulmak için onun odasına gittiklerinde Pamuk'un çoktan Defne'ye bir şort bulduğunu gördüler.
Pamuk Defne ve Ceyda'nın minak köpüşleriydi. Defne gibi seçici biri olduğu için sadece oyuncaklarını parçalardı. Bu yüzden hiç eşyaları yükseğe koyma gibi bir kaygıları olmamıştı. Ama Pamuğun en büyük huyu dolaba girip içinde oturmaktı yada içinden bir şeyler çıkarıp evin farklı köşelerine götürürdü. Bu sefer Defne'nin şortlarından birini yatağın üzerine koymuştu hatta bununla da kalmayıp üzerine yatıp uyumuştu. Defne Pamuğu kucağına alıp "Bakalım bana ne seçmişsin." dedi ve şortu eline aldı. Açık mavi, kot bir şorttu ve Ceyda ile seçtikleri üstle iyi giderdi. "Sen harika bir köpeksin." diyerek Pamuğu öpüp yere bıraktı.
Tamamen hazır olduklarında evden çıkıp okullarına doğru ilerlemeye başladılar. Okulları yakın olduğu için genelde yürürlerdi. Kendilerini avutmak içinde "spor,spor" derlerdi.
***
"Sarıııııı!!!! Kalk geç kaldık!" Begüm iki saniye önce telefonuna gelen bir mesajla uyanmıştı ve saate bakınca olayın ciddiyetini anca kavramıştı. "Sarı yine dizi izlerken uyuya kaldık." Ayağa kalkmaya çalışırken bir eliyle de Aylin'i dürtüyordu. Aylin homurdanarak kalkıp etrafına baktı ve gülmeye başladı. Yatağında yarı oturur vaziyeteydi, yorganın yarısı yerde, yerdeki yorganın üzerinde bir bilgisayar, oda zaten darma dağan eşyalar diyor ki "biz mutfakta olmalıyız yada salon ama burada değil." Tüm karışıklığın ortasında, ayağına dolanan kulaklığı çözmeye çalışan bir Begüm. Hem yatakta dengesini sağlamaya çalışıyor hemde Aylin'e acele etmesini söylüyordu.
İkisi de tamamen kalkmayı başarınca mutfağa koştular. Koştular çünkü mutfakta kıtlık var buzdolabı orada adeta süsü için bulunmakta. Dolaba elini ilk atan Begüm hızla açıp içine göz gezdirdi. Bu sırada arkasında can çekişen ve yemek için mutfağa adım atmaya çalışan Aylin'i takmamaya çalışıyordu. Aylin mutfağa adım atamıyor çünkü buzdolabının kapağını açınca zaten mutfağın girişi yok, iptal. Buzdolabından umudunu kesen Begüm diğer dolapları karıştırmaya başladı. Bu sırada Aylin mutfağa ulaşmanın mutluluğu il buzdolabını açıp içinden süt çıkarttı. "Mısır gevreği var mı Begüm?" "Var" dedi Begüm elinde ki kutuyu sallayarak. Kutunun dibindeki mısır gevreklerini iki kaseye böldükten sonra süt ekleyip yumuldular.
Bu müthiş besleyici kahvaltıdan sonra Aylin odasına gidip saçını at kuyruğu yaptı çünkü taramakla uğraşamayacak kadar üşengeçti ve o kadar zamanı olduğundan şüpheliydi. Yine aynı sebepten dolayı da eline gelen giysileri üstüne geçirip ayakkabısını giyinmeye başladı. Begüm çantasına bir iki şey daha koyup dolabına yöneldi. Hiç ne giyinsem diye bir derdi olmamıştı bu yüzden dolapta rengini beğendiği bir tişört ve dün giyindiği şortu üzerine geçirip ayakkabısını giyen Aylin'in yanına gitti. Kendilerini sokağa attıkları anda koşmaya başladılar. Durağa vardıklarında Aylin saatine bakıp "Gelmesine 5 dakika var. Başardık Begüm." dedi. "Bu yeni rekorumuz olsun Sarı." Birlikte gülmeye başladılar.
***
Ceyda ve Defne okula vardıklarında daha dersin başlamasına 10 dakika olduğunu fark ettiler. "Her zamanki gibi." dedi Defne. Ceyda "Ben kızların yanına gidiyorum Defne." diyerek Defne'nin yanından ayrıldı. Aynı evde yaşayıp çok yakın olmalarına rağmen okulda farklı arkadaş grupları vardı. Ceyda sınıflarının "Havalı" denilen içinde güzel kızları ve yakışıklı erkekleri barındıran grupla takılırdı. Bu gruptaki bazıları (hepsi değil) ne kadar yakışıklı veya güzellerse o kadar şımarıktı. Sanırım Defne'nin onlarla takılmamasının temel sebebi de buydu. Ama defne mutluydu çünkü yazmayı çok severdi. Kitap, paragraf, şiir ne olursa. Kelimeler onun kendini ifade etme şekliydi. Sınıflarında kitap okumayı ve yazmayı seven başkaları da vardı. İşte bu başkaları Defne'nin takıldığı gruptu. Defne Türkü'nün yanına gidip "Ne okuyorsun?" dedi ama bunu sorarken duvara yaslanmış olan Türkü'nün elinde duran kitabın kapağına kadar kafasını aşağı indirmişti. Türkü kıkırdayıp kitabı kaldırdı. "Bayan Peregrine'in tuhaf çocukları." dedi. "Bunu geçen yıl bitirmemiş miydin?" "Okuduğum kitapların çetelesini mi tutuyorsun?" "Hayır Türkü. Bana çok övmüştün de oradan hatırladım." Türkü kıkırdayıp "Evet, okudum ama çok sevdiğim için yeniden başladım." "Ne güzel. Okuyacak bir şeyin kalmadıysa çıkışta sahafa gidelim." dedi Defne "Olur." dedi Türkü yerine doğru yürümeye başlayarak. Zil çalınca Herkes yerine geçti ve ders her zamanki sıkıcılığıyla başladı. Dersek bir hata yapmış ve büyük bir ayrıntıyı atlamış oluruz. Çünkü tam zilin çalmasıyla aynı anda Begüm ve Aylin kapıdan girdi. Aylin "Tam 9" dedi ve birbirlerine bir beşlik çakıp yerlerine geçtiler. Defne ve Ceyda'dan farklı olarak kızlar okulda da birlikte takılırdı. İşte şimdi ders aynı sıkıcılığıyla başlamıştı.
***
"Ben sahafa gidiyorum." dedi Defne ceketini giyerken. Ceyda "Türküyle mi, yoksa başka biriyle mi?" diye Defneye omuz attı. Defne kıkırdayarak "Saçmalama. Tabi ki de Türküyle." dedi ve çantasını omuzuna alıp sınıftan çıktı. Hala sınıfta çantasını toparlarken "İnsan derki canım ev arkadaşım sen yalnız kalma seninle eve kadar yürüyüp öyle giderim." diye söylenmeye başladı Ceyda. "Vayyy... bayan popüler yalnız mı kalmış." diye dalga geçti Aylin. Aylin ile çok yakın değillerdi. Birbirlerini tanıyorlardı ama hiç birbirlerini alışverişe yada buluşmaya falan çağırmamışlardı. Birbirlerini tanıdıkları 3 yıl boyunca sadece bir iki sohbetleri olmuştu. "Öyle gözüküyor bayan dizi manyağı numara 2." diye cevap verdi Ceyda. "Ne oldu? Numara 1 seni sattı mı?" "Alışveriş yapması lazımmış. Aksı taktirde bu akşamı kurabiye kırıntılarıyla geçirmek zorunda kalabiliriz." diye güldü Aylin. "İyiymiş." dedi Ceyda kafasını sallayarak. "İstersen birlikte yürüyebiliriz." dedi Aylin. "Tamam ama acele etmemiz gerek değilse bizi okula kilitleyecekler." dedi Ceyda çantasını sırtına alarak. Kızlar konuşarak sınıftan çıktılar. "Nerede oturuyorsunuz?" "Buraya yakın. Son durağın arkasındaki apartmanda." diye cevap verdi Ceyda "Aaa... harika bende oradan otobüse binicem." dedi Aylin.
YOU ARE READING
Klasik
Teen FictionA:Hadi ama yine mi klasik bir wattpad hikayesi? B:Öyle sanıyorum. Ama eğlenceli olduklarını kim reddede bilir ki? C:Sanırım ben B:oo siz kitap okur muydunuz? C: Sanırım en son ilk okulda. D: Ya az sessiz!!! uyuyorum burda.
