***Şimdi burada zamanı bir miktar ileri sarıp, bazende geçmişi kısa anılarla hatırlayacağımız bir bölüm olacak. Beyinlerin yanmamasına dikkat edelim. 'Ne oluyor lan ?!' diye sorduğunuz an ister mesaj atın ister yorum yapın ben size olayı kısaca ifade ederim. Bazen bazı cümleleri ifade etmekte sıkıntı çektiğim için anlam bozukluğu olabiliyor.
Keyifli okumalar...
***
(1 HAFTA SONRA)
''Bir bebek! Ki bu bebek henüz daha yedi günlük olduğu halde nasıl olur da bütün ev halkını bir saniye olsun uyutmaz? İsyan değil bu sadece merakımdan soruyorum size. Biri bize beddua falan etmiş olmalı yoksa bunun başka bir açıklaması olamaz. Ya da bunu hastanede karıştırdılar. Sanem bak bakalım şuna dikkatli doğurduğunun uşak bu mu? Emin olmamız lazım.'' diyerek isyan etmediğini zanneden ama isyanını sesli bir şekilde dile getiren kişi tahmin edildiği üzere Kuzey'di.
Erdinç ''Gece gözümü beş dakika bile kapatamadım. Çocuk sanki doğduğuna pişman öyle bir feryat ederek ağlıyor. Uykuya hasret bıraktı çocuk bizi.'' dediğinde artık o da isyan edenler kervanına dahil olmuştu.
''Bana bakın! İkinize de çocuğumu sevmeyi yasaklarım. Ne bu gıcık gıcık hareketler? Alt tarafı bütün gece ağladı çocuk. Belli ki çocuğumun bir derdi bir sıkıntısı var. Ne yapsın çocuk derdini dile getirmek için bir haftalıkken konuşmaya mı başlasın? Bir hafta uykusuz kaldınız diye hemen mızmızlanmaya başladınız.'' dediğimde ikisi de şok olmuş bir şekilde bakmaya başladılar.
Tamam şu son bir haftadır gece uykusuna hasret kalmış durumda olsak da ben bu çocuğu sokaktan bulmamıştım. Saatlerce doğum yapmaya çalışan bendim ki bu duruma uykusuzluğum da eklenmişti. Sonuç olarak burada itiraz etmesi gereken kişi varsa o da bendim.
Kuzey ''Gözlerimin altında torbalar oluştu artık. Şu tiple aynaya baksam ayna bana dava açar. Müebbet hapis yerim. Ah gençliğim yeğenlerime feda oluyor. Bir tane canavar da içeride evin anasını sikiyor. Genç yaşta dayı olmak hiç bana göre değilmiş. Yeni nesil gümbür gümbür gelip anamızı ağlatıyor. Keşke Asel'i biraz geç doğursaydın Sanem ya! Şöyle beş yaşında falan doğsa hiç fena olmazdı. Beyazıt'ın bağırma sesini duyuyorsun değil mi? Kulak zarımı sikti çocuk.'' dediğinde evin geri kalan ahalisini düşünmek bile istemiyordum.
Odamız üst katta olmasına rağmen alt katta ki salonda koltukların üstünde zıplayan Beyazıt'ın sesini duyabiliyorduk. Tabii bu gürültüye onu sakinleştirmeye çalışan annemin sesi de dahildi. Babam ise sesini 'Bırak çocuk rahat rahat oynasın karışma. Zıpla evladım sen.' diyerek duyuruyordu.
''Sahi Beyazıt'ın sizinle kalmasına Hakan nasıl nasıl izin verdi ve Erdinç sen bunu nasıl kabul ettin sakıncası yoksa sorabilir miyim ?'' diyerek sorusunu yönelten ve ortama dahil olan Dilara dakikalar sonra varlığını hatırlatmıştı.
Erdinç ''Beyazıt Sanem için çok değerli bunu hepimiz biliyoruz. Kuzey ve diğer aile üyeleriyle olan bağlılıklarından bahsetmiyorum bile. Hakan yaptığı her şeyde suçlu olsa da Beyazıt o geçmişte ki en masum kişilerden biri. Hakan'ın başı belli ki dertte ve ona zarar gelsin istemiyor. Bizde istemeyiz. O yüzden bunu Hakan için değil, Beyazıt için Sanem için kabul ettim. Bu en başta Sanem'in alacağı karardı ve kararı her ne olursa olsun saygı duymak zorundaydım. Ama onun bir çocuk olduğu gerçeğini asla geri plana atmazdım. Kimin çocuğu olursa olsun o küçük bir çocuk. Benim için hiçbir problem yok. Beyazıt'la aramız biraz bozuk olsa da yinede tatlı bir kıskançlığı benimle paylaşmaktan memnun. Zamanla alışır diye umuyoruz. Baktık iş daha kötüye gidiyor mesleki kimliğimizi devreye sokarız.'' dediğinde bana duyduğu saygı kendine aşık ettiriyordu.
Dilara ''Kalitene hayran olmamak mümkün değil. Adam gibi adam köşemize bugün sizi ekliyorum.'' dediğinde Kuzey'in bakışlarından ani bir öfke akımı geçti.
Kuzey ''Erdinç psikoloji konusunda ki en deneyimli kişi olduğu için mantıklı düşünen ve düşündüren elemanımız. Kimse Hakan kadar kötü olamaz değil mi? Onu en iyi Erdinç anlar. Mutlaka onunda bir sıkıntısı vardır. Ani kararlar vermek başta Beyazıt olmak üzere hepimize zarar verebilirdi. Kimse vicdan azabıyla yaşamak istemezdi zaten değil mi? Ayrıca Beyazıt hala benimle vakit geçirmeyi seviyor. Bu müthiş bir sevgi ! Zaten siz kabul etmeseydiniz ben alırdım onu yanıma.'' dediğinde ince düşüncesi kendine hayran bıraktırdı. Kuzey çoğu zaman işi dalgaya vursa da yeri geldiğinde ciddi olabilen bir tipti. Mantıklı konuştuğu zaman saatlerce onu dinleyebilirdim.
''O hepimiz için değerli. Hepimizin ilk göz bebeği. Bütün güzel duyguları onunla paylaştık. Hepimizin kalbinde küçük bir yer edindi kendine ve o yeri kimseye kaptırmıyor. Ne olursa olsun sevgisi asla azalmıyor. Asel'e de Erdinç'e de zamanla alışacaktır...'' dediğimde bana hak verdiklerini bakışlarından anlayabiliyordum.
KAMU SEDANG MEMBACA
PSİKOPAT MAFYANIN ESİRİ 2
Fiksi RemajaTükenmek ve delirmek kesinlikle bir bütündü. Ve hayat defalarca beni bu ikiliyi ile imtihan ediyordu. Fakat buna rağmen 'yeter artık' dedirten hayat 'vay be' dedirtmeyi de başarıyor. Artık o korkunç 'okyanustaki' yalnız 'filika' güçlü bir 'adaya'...
