Aşk mı?

36 4 1
                                        

Neydi bu kendime bile aciklayamadigim duygunun adı. Her sey yolunda giderken nerden çıkmıştı şimdi bu gönül ateşi. Sırası miydi şimdi aşık olmanin. Hayır,hayır kafanı toparla sedef daha okulun bitmedi kizim senin. Bir senen kaldı şurada üniversiteye gideceksin daha sen,hem ne çabuk unuttun babana verdigin sözü.
Kendine gel kızım daha senin gibi savcı olmayı bekleyen kaç insan var aşık olmanin sırası değil.Elbet onun da zamanı gelecek,ama şimdi değil.
Günlerdir kafasini kurcalayan çocuğu unutmak için binbir dusunce gelip geçiyordu aklından.Ne yaparsa yapsın içindeki sesi susturamiyordu.Son zamanlarda baya durgunlasmisti sedef. Belki bir kez daha görürüm onu diyerek odasına koştu.O kadar heyecanlıydı ki eli ayağına dolasmisti sanki.Ne giyecekti şimdi geçen hafta aldığı elbiseyi mi giyseydi hayır ya daha zarif bir şeyler olmalıydı.Neyse ki fazla zaman kaybettigini dusunerek pantolon tişört secimi yapti ve giydi. Hızlı adımlarla kapıya yonledi kısa botlarini giyerek uzaklasiyordu ki eliyle çantasını yoklarken telefonunun olmadığını fark etti.Ya şimdi görür de numarasını verirse çocuk diyerek geri döndü.Dalginligi ona fazlaca zaman kaybettirmisti."Çok geç olmadan gitmeliyim."diyerek otobüs durağına koştu.
"Bu ne kalabalık."diye kendi kendine hayiflanirken karşıdan gelen otobüsü gördü."Hayır ya sanki Istanbul'daki tüm insanlar buraya toplanmıştı."Belki boşlukta bir yere sıkışırım diyerek kalabalığın arasından içeriye doğru süzüldü.
Kartı neredeydi,nereye koymuştu onu. Hay aksi yine aceleden montunun cebinde unutmuştu.Ne yapacaktı şimdi.Telaşla etrafına bakinirken arkasından gelen adam daha fazla dayanamayarak
-Pardon ama kapıdan cekilsenizde biz de binsek artık.
Bir an duraksayarak arkasına baktı.
Tam ağzını açıp laf söyleyecekti ki otobüsün içindeki kalabalıktan biri çıkıp kart geçmişti.
-Daha fazla bekleme istersen.
dedi gülümseyerek.
Sedef kafansini kaldırıp bakmak istemiyordu çünkü oydu.Onu görmek için okula gidiyordu ama gerek kalmamıştı.Bir yandan sevinirken diğer yandan "Aptal kız rezil oldun çocuğa."diye sinirleniyordu.Duyguları birbirine girmişti sanki.Utanç duyuyordu,yanaklari elma gibi kizarmisti.Karsisina dikilmis cevap bekliyordu sanki kuru bir teşekkür ederim lafi çıkmıştı sedef'in ağzından kendisi bile farkında değildi söylediğinin.Kalp ritimlerini kontrol edemiyor,vücudunun git gide isindiginin farkina variyordu.Basi dönmüştü bir an bir yerlere dayanmak istedi ve dayandı da.Kime ya da nereye elini koydugunun farkinda degildi.Heyecanı o kadar artmıştı ki ismini bile bilmediği birine karşı bu duyguyu hissetmekten alikoyamadi kendini.Kısık bir sesle irkildi yaşlı bir teyze ona doğru bakmış ve aralarında şöyle bir konuşma geçiyordu;
-Iyi misin kızım sen.
-Şey ben...evet teşekkür ederim.
Bir dakika nereye gitmisti,nasıl bulacaktı şimdi onu.Tekrar ayni teyzeye yönelerek
-Teyze az önce burada mavi ceketli bir genç vardı.Gördün mu onu.
-Az önce seni tutan çocuk mu?
Neyden bahsediyordu,kim tutmuştu onu,niye tutmuştu diye düşündü
-Ne tutması?
-Basın döndü herhalde,düşecek gibi oldun tuttu o da.
Ne yani dokunmuş muydu bana.
-Nereye gitti o.
-Ilk durakta indi gitti.
-Taniyo musun sen onu?
-Nereden taniyayim kizcağzim.
Haklı kadın,saçma olmuştu bu soru ama belki bir ihtimal taniyordur diye sormuştu işte.
-Teşekkür ederim teyze. Müsait bir yerde inebilir miyim?
Saatine bakmıştı 20:57'yi gösteriyordu.Moreli bozulmuştu.
Yüzüne çarpan rüzgar simsiyah saclarini saga sola savuruyordu.Alindiris etmeden yoluna devam etti.Telefonunun sesiyle irkildi ve cebindeki telefonunu çıkardı.Annesi merak etmiş olacak ki arayıp duruyordu.Açtı
-Efendim anne
-Nerdesin kızım,niye acmadin telefonu kaç kere aradım.
-Duymamışim anne yoldayim eve geliyorum.
-Tamam hızlı ol yemek hazır olur hemen.
-Peki.
Bir saati geçmeden eve varmıştı. Annesi yemek için çağırıyor onunsa tek lokma yiyecek iştahı yoktu. Istemeyerek de olsa yemek masasına oturdu.Anne ve babası kendi aralarında sohbet ediyor sedef ise elindeki çatalla yemeğini didikliyordu. Onun bu durgun hali ailesi tarafından fark ediliyor bu yaşına kadar gülümsemesi yüzünden düşmeyen sedef için endiseleniyorlardi.
Bir ara babası uzgun haline daha fazla dayanamayarak
- Neyin var kızım,durgunluk.
Cevap gelmedi çünkü gerçekten dalmıştı ve onları duymuyordu.
-Sedef kızım,Sedeff
Birden kendisine seslendiklerini anlayarak
-Pardon dalmışım ne dediniz?
-Iyi misin kızım sen.Seni daha önce hiç boyle gormedik neyin var kızım.
-Iyiyim ben.Yorgunum uyusam iyi olacak.
Masadan kalkarak odasına yöneldi.
Son zamanlarda derslerini de boşalmıştı sedef.Yatağının üzerine bir kaç kitap getirdi bir de bos kağıt.Biraz kitaplara bakindiktan sonra eline aldığı kalemle kağıda bir kaç karalama yaptı. Kalın bir kaş, mavi gözler, sol gözünün hemen altına da ufak bir ben koydu.
Tabiki de o özenle yapılmış saclarini da çizdi sedef. Evet simdi olmustu,daha ismini bile bilmiyordu ama en azından elinde bir resmi olmuş oldu.
Sedef bu resmi diğer cizimlerinin yanına koymak yerine yatağının baş ucunda saklamayı düşündü. Her gün o resme bakarak uyuyor,her sabah uyanır utanmaz yatakta saatlerce o resimle bakisiyordu.
Sırf bu yuzden okula geç kaldığı bile oldu.
Aradan biraz zaman geçmiş sinav günü iyice yaklaşmıştı.Sedef sınavı dert etmiyor onu haftalardır gorememenin acısını yaşıyordu sanki.
Nereye gitmis olabilirdi ki.Okulda yoktu,duraklarda da karsilasmiyordu artık. Kötü bir şey mi olmuştu acaba.
Kime sorabilirdi ki,hem niye soruyorsun deseler ne diyecekti.
Yine aynı düşüncelerle sınıfa girmis arka sıralardan birine oturmuştu.
Ne dersi dinliyor ne de tenefuslerde arkdaslariyla konusyordu.
Pencere kenarında dışarıyı seyrederken Emre'nin yanına yaklaştığını gördü ve yüzünü ona çevirdi.
-Sedef seni kardeşim gibi severim bilirsin bir kaç gundur bir derdin var gibi dilersen konuşalım biraz.Belki yardımcı olurum.Ne dersin?
Yüzünde ufak da olsa bir tebessüm belirdi.Emre sınıftaki en iyi arkdasi hatta dostuydu.
Su zamana kadar her derdine ortak olmuş onu dinleyip yardımcı olmaya çalışmıştı. Ama şimdi ne diyecekti nasıl ve nereden baslayacakti anlatmaya.Birine anlatmazsa da bu dert belki onu yiyip bitirecekti ve anlatmaya karar verdi.
- Emre nasıl desem var bir şey aslında.
Haftalardır aklımı kurcalıyor,ders calisamiyorum,morelim de bozuk oluyor.
-Nedir seni bu hale getiren?
-Aşk.
-Aşk mı? Ne yani bizim Sedo aşık mi oldu simdi!
-Ştt sessiz ol biraz.
-Tamam,tamam.
-Sanırım yani bilmiyorum iste kafam karışık.Kim peki bu şanslı kişi diye sormayacak misin?
-Ne kadar şanslı bilemem artk.
-Ya Emre yapma şunu.
-Tamam kızma hemen kim bakalim bu şanslı kişi.
Sedef masum bir sürat ifadesiyle
-Bilmiyorum,tanımıyorum ki. Dedi.
-Ne yani kimi sevdigini bilmiyor musun? Ben anlamadım bu işi ya.
Tenefus bitmis ders için hoca gelmişti.Sedef;
-Neyse bi ara konuşuruz yine gecelim şimdi.dedi.
Sedef Emre ye anlattığı için az da olsa rahatlamış sanki üzerinden koca bir yük kalkmisti.
Kendine gelmiş olmalı ki derse katılıyor her soruyu cozuyordu Sedef.
Zaten matematik dersini çok severdi.
Bir an aklina yine bir takım şeyler geldi.
Belki aşk da böyledir.Uzaktan bakınca zor görünür insana,gözünü korkutur adamın.Oysa icine girdikçe,o hayatı yaşadıkça öyle zevk alır ki hayatta hiç bitmesin ister.Bu yüzden karmaşık işler en sonunda çözüme ulaşır.Belki biraz zaman alır,ugrastirir ama elbet bi çözümü vardır.Sabirdan geçer her şey diyerek mutlu son için beklemeyi tercih etti Sedef.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jul 27, 2017 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

GÜN BATIMIStories to obsess over. Discover now