Bölüm 1

5 2 0
                                        


Bir sonbahar akşamıydı küstüklerinde. Ebrar ona güvenmişti. O da güvenini tekrar, tekrar suistimal etmişti. Güvenmişti çünkü Yasin'in kötü bir alışkanlığı vardı yenmeye çalıştığı ama her defasında yenildiği kötü bir alışkanlık. Şans oyunları ve kumar bağımlılığı vardı.

Bir sonbahar sabahı hava buz kesiyordu. Ebrar o sabah geç uyanmıştı. Gece kabuslarla ara ara uyandığı için uykusunu alamamıştı bu nedenle sabaha karşı ancak uyuyabilmişti. Sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlamıştı. Duvara asılı duran dedesinden ona kalan tek hatıra, eskimiş ahşap saatte akreple yelkovan yarışırcasına geçiyorlardı birbirini. Saat dokuza çeyrek vardı ve Ebrar işe 45 dakika gecikmişti. Çağrı merkezinde çalışıyordu. Çalıştığı çağrı merkezi, İstanbul'un Avrupa yakasında Merter ile Zeytinburnu metrobüs durakları arasında kalan bir yerde ve arka sokaklardaydı. Her gün prim ve maaş karşılığı ürün satışı gerçekleştiriyordu telefonda. Vardiyasına yetişmesi imkansızdı zira servis saati geçmişti. Koşar adımlarla evden çıktı. İki sokak aşağıdaki minibüs yoluna kadar koşturdu. Koşturmaca sonunda durağa vardığında hafif terlemişti. Havalar bir hayli soğumuştu. Bu kış kendine kaban alacaktı. Ama yaptığı planlar nedeniyle bir türlü almaya fırsat bulamamıştı.

Ebrar evde 2 arkadaşıyla kalıyordu. Sinoptan gelmişti İstanbul'a. Üniversite okumak için gelmişti. Ancak üniversiteyi bitirmesi gereken sürede bitiremeyince alttan kalan derslerini verebilmek ve ailesine de yük olmamak için 2 arkadaşıyla birlikte Fatih, Şehremini'de ev tutmuştu. Aldığı ücret kirasını, faturalarını karşılıyordu ve kalanıyla da birikim yapmaya çalışıyordu. Hayalindeki vosvosu alacaktı bir gün. Geçen kış çok o kadar istemesine rağmen biriktirdiklerini harcamayı göze alamadı.

Yasin'i de üniversitedeyken tesadüf eseri tanımıştı. Birlikte 2 yıl boyunca aynı sınıfta, birbirine 3-5 adım uzakta ve hiç değişmeyen sıralarda okumuşlardı. Ebrar 2 yıl boyunca aynı sınıfta olmasına rağmen Yasin ile okul bitmek üzereyken kırtasiye ders notu alırken tesadüfen tanışmıştı. Aslında kavga ile olmuştu. Ebrar sınavlara 1 hafta kala alelacele kırtasiyeye gitmişti. Sipariş verdiği notların fotokopisinin hazır olup olmadığını, hazır ise alıp gideceğini düşünerek girmişti kırtasiyeye. Kırtasiye kalabalık olduğundan beklemek zorunda kalmıştı. Sipariş verdiği dersin notlarını masanın üstünde görmüştü o sırada. Beklemektense notları alıp parasını verip çıkmayı daha doğru görmüştü. Notları kapıp kasaya yönelmişti. Tam o sırada bir el omzuna dokunmuştu. Ebrar ev arkadaşları ve ailesi dışında kendisini muhafaza etmişti ömrü boyunca. Otobüse binerken dahi hep çekine çekine binerdi. Ama şimdi bir el omzunu tutmuştu. Şok olmuş bir halde başını arkaya çeviren Ebrar karşısında kıvırcık saçlı tahminen 170-175 boylarında 75-80 kiloda olduğunu sandığı birini bulmuştu.
-Siz ne hakla bana dokunabiliyorsunuz. Kimsiniz. Ne yaptığını sanıyorsunuz? gibisinden çıkışmıştı hemen.
Karşısındaki 25li yaşlardaki genç adam da istifini bozmadan usulca ve kibar bir ses tonuyla;
-Hanımefendi o aldığınız, benim notlarım.
Ebrar: Ne saçmalıyorsunuz. Bu notları ben sipariş vermiştim. 2 gün evvel.
Yasin: Sizin notlarınızı bilmem ama 5 dakikadır benim notlarımı elinizde tutuyorsunuz. Yarım saattir fotokopi için verdiğim notlar onlar.
Ebrar inanamıyordu. Karşısındaki hem yalancı, hem küstah görünüyordu gözüne. Ancak haklı olabilme payını da düşünmeliyim diye geçirdi içinden. Fotokopi makinesinin başındaki kalabalık nispeten azalmıştı. "Bu sorunun çözümünü en iyi fotokopici abi bilir" dedi.

Birlikte fotokopi makinesine yöneldiler. Ebrar söze atıldı.
-Abi bu notlar benim değil mi. 2 gün evvel size sipariş verdiğim notlar bunlar.
Fotokopici Ebrar'ın elindeki notlara bakınca Yasin'in notları olduğunu anlamıştı. Ve anladığı başka birşey daha vardı. Bu iki genç daimi müşterileriydi. Birlikte yanyana daha evvel hiç görmemesine rağmen aynı bölümü okuduklarını biliyordu.

Lam Elif | Uzun bir Kaf u Nun Meseli|Stories to obsess over. Discover now