2.BÖLÜM

103 10 0
                                        

Multimedia: Gülcan ve Çağdaş

-GÜLCAN-
Bize sunulan ufak pencereden sızan günışığıyla uyandım. Her sabah yaptığım gibi müziğimi açıp kahvaltı saatini bekleyecektim ki aniden afalladım. Çünkü dün gece gelen hasta tamamen aklımdan çıkmıştı. Kafamı kaldırıp baktığımda sol taraftaki yatakta yatıyordu ve dün gece yapılan iğnenin etkisinden hala uyuyordu. Yaşça küçük ve çaresiz görünüyordu. Hırpalanmış vücudu onun hastalık derecesinin yoğun olduğunu belli ediyordu. Ne de olsa tedaviye başladığı zaman belirtiler azalır diye içimden geçirdim...

-CEMRE-
Yapılan iğnenin etkisinden kurtulup sonunda gözlerimi açabildim. Etrafa gözattığımda yabancı gelen eşyaları farkedince bir an paniğe kapıldım. Daha sonra dün gece olan tam olarak hatırlayamadığım bir takım olaylar geçti gözümün önünden. Hala bu yaşadığım olayları sindiremesemde bir şeyden emindim. Ben buraya kapatılacak hiç bir şey yapmadım. Ayağa kalkarken başıma saplanan iğrenç ağrı ve zavallı kanı üzerinde kurumuş diz kapaklarım kendimi dirençli hissetmemi engelliyordu. Odada boş boş gezinen gözlerim nihayet kapıyı bulduğunda ilerledim. Fakat kapıyı açmaya çalıştığımda hala kilitli olduğunu farkettim. Arkama dönüp yatağında uzanan kıza doğru ilerledim:
-Kapıyı açar mısın?
-Oradan bakıldığında o kapıyı açabilecek nitelikte biri gibi mi gözüküyorum?
Artık direncim hiç kalmadı ve gözümdeki yaşlara engel olamadım. "Bunların hepsi senin suçundu!" gibi garip sesler duymaya başladım. Bu seslere karşılık:
-Bunların suçlusu ben olamam hiç bir şey hatırlamıyorum. En son Mert in cansız bedeni kollarımın arasındaydı. Onu ben öldürmüş olamazdım.
-Sen yaptın işte etrafındaki herkese zarar veriyorsun."
Kulaklarımı tıkadım ve duymamak için daha fazla bağırmaya başlamıştım ki suratıma çarpan soğuk suyla ne olduğunu şaşırdım. Boş boş kıza bakarken oda aynı şekilde bana bakıyordu. Sırılsıklam olmuş halime ikimizde birden kahkaha atmaya başladık.
-Buna alışmak düşündüğümden çok daha zor olacak!
-Neye alışmak?
-Boşver önce temizlenip üstünü değiştir. "
Bana pijamaya benzer salaş bir eşofman ve havlu uzattı. Kafasıyla arkasında duran kapıyı işaret etti. Yavaş adımlarla ilerleyip kapıyı açtım. Burası ufak bir banyo idi. Kapıyı kapatıp üzerimdeki pis kıyafetlerden kurtulup kendimi sıcak suyun altına bıraktım. Gevşeyen bedenim beni sakinleştiriyordu...

-ÇAĞDAŞ-
Çocukların çığlıkları ile uyandım. Son zamanlarda kâbuslarım yakamı bırakmıyor. Her sabah ter içinde korkmuş bir şekilde uyanır oldum. Ege'yi uyanık görünce rahatladım. Ne garip ama benim gibi bir adam çoğu zaman yalnızlıktan korkar olmuştu.
- Kardeşim erkencisin.
- İçimde bir huzursuzluk var. Sinirimi bozan bir takım olaylar olacakmış gibi.
- Kusura bakma da hep senin sinirini bozacak şeyler yaşıyoruz zaten. Çünkü sen herşeye sinir oluyorsun.
- Çağdaş dalga geçte sabah sabah eğlence çıksın diye söylemedim.
" İkinizde benim sinirimi bozuyorsunuz onu ne yapıcaz?"
- Buğra Bey günaydın.
- Günaydın, günaydın. Hayırdır siz sabah sabah dikilmişsiniz ağaya?
Buğra'nın da sohbete katılmasıyla yerdeki minderlere oturduk. Ege'nin elindeki su şişesini aldım.
" Ege huzursuzmuş." diyip su şişesini kafama diktim.
- Huzursuz değilde içimde kötü bir his var diyelim.
Buğra şişeyi elimden aldı.
" Sen niye kan ter içindesin?" diyip topu bana attı ve şişede bir damla bile bırakmadan suyu içti.
- Her zaman ki rüyalar işte.
- Bu aralar çok sık oluyor sanki? diye belirtti Ege.

Biz istisna bir durumduk. Tüm odalar iki kişilikken bizim odamız da üç kişi kalıyorduk. Ben yaklaşık üç senedir buradayım ve gelir gelmez şansım yüzüme güldü Buğra ile tanıştım. Buğra beyaz tenli, siyah saçlı, mavi gözlü ve inanılmaz uzun boylu idi. İri yapılı olması dışında onu korkunç gösteren şey bakışları idi. Buğra buraya bağımlılığı sebebiyle kapatılmıştı. Ben ise doktor olmak isteyen üniversite öğrencisi idim. Staj yaptığım hastanede sorumlu olduğum hastaların ani vefatı üzerine büyük bir travma nedeni ile buraya kapatıldım. Anksiyete teşhisi ile bu güne kadar geldim. Buğra ile tanıştığım için gerçekten çok şanslı idim. Yaşça büyük olması dışında bana alışma sürecinde ki zorlukları aşmama yardımcı oldu. Ege ise benden bir sene sonra geldi. Gelir gelmez yemekhanede çıkardığı kavgada tanıdık onu. Fazlasıyla gergin ve tahammülü olmayan birisi. Egeye alışmasına yardımcı olmaya çalışırken üçümüz birbirimize alıştık. Böyle bir yerde nerede ise imkansız bir dostluk sahip olduk. Egeye dönüp sıkıntı ile cevap verdim: " Evet kardeşim maalesef bu sıralar sıklaştı." Buğranın sesi ile bakışlar ona yöneldi. " Evet sabah sabah üçümüzünde keyfi kaçtı farkındayım ama o şom ağzınızı açma-"
Daha sözünü bitiremeden Gülcan'ın odasından çığlık sesleri yükseldi. Telaş heryerimi kapladı. Hemen ayağa fırlayıp kapıya koştum. Sanki açabilirmişim gibi. Buğranın sesi ile tekrar ona döndüm: " Ne oluyor lan!" Buğra tek kaşını kaldırmış boş boş bakıyordu. Tamamen kendime gelince kulağımda yankılanan çığlık sesleri yerini kahkahalara bıraktı. Üçümüzünde ağzını açık bırakan o gülme seslerinden birinin Gülcan'a ait olması idi. O gülmezdiki. Kulaklarımı dolduran ince sesle sebebsiz bir sırıtış yayıldı yüzüme.

2.BÖLÜM SONU

KIRLANGIÇ TIMARHANESİ #Wattys2017Stories to obsess over. Discover now