Bugün okulun ilk günü. Nasılmı hissediyorum? Imm... Her zamanki gibi, pek bir duygu değişikliği yok.
Yeni okul, yeni insanlar, ve yeni bir araba.
Babam takıntılı gibi her doğum günümde, ya araba yada motor alır.
'Ay doğdu' holdinginin, sahibi olduğu için rahatım. Tek çocuğum, ve tek olmayı seviyorum.
Okulun ilk haftası olduğu için, giyim serbestti. Mavi dar paça, üstünede salaş 'cool' yazan, krem bir t-shirt, ve mavi konverslerimi giydim. Sırt çantamı takıp gece gibi siyah, ancak uçlarına mavi ekilmiş saçlarımı önüme aldım.
Aynanın karşısına geçim kendime baktığımda, her zamanki ben olduğumu fark ettim. Yüzümün en alıcı kısmı mavi gözlerimdi. Sırt çantamı yere bırakıp, gözlerime ince bir ayeliner çektim. Gözlerimi öne çıkarmayı seviyordum.
Çantamı, ev ve gece'nin anahtarlarını, ardınden telefonumu alıp evden çıktım. Yalnız yaşadığım için rahattım.
Gece mavisi Audi -benim deyimimle Gece'me- atlayıp okula doğru yol aldım.
Trafik olmadığı için okula çabucak varıp otoparka, müsait bir yere park ettim.
Okula girdiğimde resepsiyondaki kıza müdürün odasını sordum ve cevabı, " Bi üst katta sağdaki kahve renkli kapı." oldu.
Okuldakiler eski okulumdaki gibi, samimiyetsiz tiplere benziyolardı. Okul krem, ve lila olarak döşenmişti.
Kapılarda 'DOĞU KOLEJİ' yazıyordu.
Herkes okula yavaş yavaş akın ederken yukarı çımıştım ki biri omzuma çarptı. Hatta öyle bir çarptıki, bir an beyaz sakallı dedeyi gödüğümü sandım. Eminimki duvara tutunmasaydım yerle öpüşürdüm.
Arkasından " Hayvanat bahçesinden kaçmış GORİLL!!!" Diye bağırdığımda beni duyduğundan şüpheliydim.
Bana bakanları önemsemeden sağdaki kahverengi kapıya yönelip, tıkladım. Uzun bir beklemenin sonucunda içerden " Gir " sesi geldi.
İçeri girip kapıyı kapattığımda kel sandığım ancak saçlı ve gayet karizma müdürüme baktım.
Beni alttan üste doğru şöyle bir süzüp, "sen Melis AYDOĞDU olmalısın?" dedi. Başımı sallayıp
" Evet." Dedim. Önündeki karışık dosyaları üstten bir şekilde düzeltip bana döndü, ve tebessüm ederek,
" Tuna'nın bahsettiği kadar varmışsın " dedi. Demek babamı tanıyordu. Bu benin açımdan iyi bir şeydi tabi. Kendimi gülümsemeye zorlayıp, " Teşekkürler." Dedim. İnsanlarla konuşmayı sevmiyordum.
Bana bu konuşma çabaları çok yapmacık geliyordu.
Müdür bey, " Ben Suat" dediğinde kısa bir tebessümle karşılık verdim. Konuşmak istemediğimi sonunda anlamış olacakki, "Neyse ben seni daha fazla tutmayayım. Al bu haftalık ders programın. " diyerek, bi kağıt uzattı ve ardından " Eylemm??" Diye seslendi. Sanki hazır ola bekliyormuş gibi kapı hemen açılıp içeri minyon tipli, kahve rengi saçlı, orta boylu bir kız girdi ve,
"Efendim suat abi? " dedi. Bir yakını olmalıydı. Suat bey gülümseyerek, " Melise sınıfını göster kızım." dediğinde kız bembeyaz dişlerini göstererek güldü ve "Hemen abi" dedi. Bu konuşma tarzı bana komik gelirken kız bana bakıp göz kırptı.
Ancak ben kıza hala boş boş bakmaya devam edince kız hiç takmadan beni kolumdan tuttuğu gibi odadan çıkardı. "Selam ben Eylem!" dediğinde soğukluğumdan ödün vermeden,
"Ne yapıyım?" Diye sordum sanki kıza dünyanın en güzel haberi verilmiş gibi güldü ve "Sende adını söyleyebilirsin?" Dedi.
Hiç cevap verme tenezzülüne girmeden kızdan kolumu kurtarıp yürümeye devam ettim.üçüncü kat olduğunu düşündüğüm yerde kolidorun sonuna doğru ilerlerken kız-yani Eylem " İşte burası." deyip güldü.
Bende fırsattan istifade kıza bakıp göz devirdim, ve sınıftan içeriyi girdim. Sınıfa şöyle bir göz gezdirip boş bir yere doğru oturcaktımki, birden tekrar başımı kaldırdım ve ne göreyim!!! hayır hayır olamaz bu ne laaannn??!!
---
İlk bölüm olduğu için kısa yazdım. Umarım beğenirsiniz ;D ilk hikayem. Hatalarım varsa acemiliğime verin. Hepinizi seviyorumm..
Not; oyuncu koymayacağım. Hayal gücünüze bırakıyorum.
İnstagram; @kazim.err
Facebook; kazım Er
Vote ve yorum eksik olmasın lütfen.
Bana çok yardımları dokunan kuzenim @mavinin-olu-tonu 'na teşekkür ediyorum...
YOU ARE READING
Ölüm Yaprağı.
Teen Fiction"Aile ağacı. Evet ağcın ismi Aile ağacı. Aile ağacında herkesin bir yaprağı vardır, adıda ölüm yaprağıdır. Her bir kişi öldüğünde yaprağıda solar, ve düşer... Eğer düşerken bir başkasının yaprağına çarparsa, o kişinin kulağı çınlar. Çınlayan sağ kul...
