İki Büyük Kişi ve Madam Peri

141 33 28
                                        

Medya: Loreena McKennitt - The Mystic's Dream


...

      Zümrüd'ü Anka şehrinin kuzey batısında büyük bir koruluk ve konut: Madam Peri Malikânesi.

      "Angelique VI.'nın gelişi" söylentilerinin üzerinden yaklaşık üç hafta geçmiş durumdaydı. Anna ile birlikte kaldığımız "Yıldız Tozu Hanı"ndan malikâneye gitmek üzere yola çıkmıştık. Halk arasındaki söylentiler madamın çağrısıyla uyuşmaktaydı, savaş kapıdaydı. Dediklerine göre şehirde nüfuz sahibi kesimi oluşturan ve güya asayişi sağlayan Angelique VI. birlikleri madamın kapısına çoktan dayanmıştı. Atlarımızın sırtında ana yolu takip ederek "Şanslı Nallar"ı - şehrin at tımarlayan, alan ve satan tek çiftliğiydi - geçtikten bir süre sonra sağımızda "Gece Yarısı Hanı", solumuzda "Soğuk Çelik" - zırh ve silahları için askerler ve halktan bazılarının uğrağı - durmaktaydı. Yol ilerde sinsi bir yılan gibi sağa doğru kıvrılarak Elmin'in tek çocuğu ve varlığı olan "Güneşin Evi"ne gitmekteydi. Biz ise burdan sonrasını düz devam ederek "Madam Peri'nin malikânesi"ne giden koruluğa doğru yol aldık patikada. Hafifçe dönüp Anna'ya baktığımda onun da en az benim kadar gergin olduğunu görebiliyordum; atın eyerini öyle sıkmıştı ki avuçlarının arasında neredeyse parmakları kömür rengi siyah atının derisine girecekti. Sık ve uzun ağaçların yolun her iki yanında uzandığı koruluğu geçerken ilerden gürültü patırtılar, savaş naraları gelmeye başlamıştı. Belli ki kargaşa için bizi bekleme zahmetine girmemişlerdi; şahsen bu durum bende hayal kırıklığı yaratmıştı o an. Göz göze gelip temkinli ilerlemeye karar verdik, yavaşladık. Malikânenin devasa bahçeye açılan ana kapısı yüz metre önümüzdeydi ki, orada birilerinin gelmesini beklemekte olan bir grup asker durmamıza neden oldu.

      Aklımdan geçen madamın sözleriyle "Evim çok karışacak. Angelique VI.'nın hizmetkârlarının yaptığı yaygara ve çıkardığı dedikodular yüzünden kapıma dayanmaları an meselesi. Elinizi çabuk tutun. Ana kapıdan giremezseniz arkadaki gizli geçidi deneyin." Anna'nın kolunu tuttum ve surları işaret ettim. Patikadan ayrılıp batı surlarına yöneldik. Suru aştıktan sonra şehrin dışında dolaşan nehir kıyısındaydık. Yavaş yavaş nehir boyunca kuzeye ilerlerken sesler gelmeye başlamıştı. "Aç şu kapıyı lanet olasıca büyücü ! Esirimiz olduğunu unutma." Yere eğilerek sura yakın durmaya çalıştık. Belki elli metre önümüzde tahta sandıklarla oluşturdukları barikatların arkasında bir grup asker durmaktaydı. "Görüşümüz yeterli değil." diye fısıldayarak Anna'ya nehri gösterdim. Sadece dudaklarımızdan yukarısı nehir yüzeyinin üstünde kalacak şekilde ilerleyişimiz devam etti bir süre daha, yavaşça ve sessizce. Barikatların arasından daha iyi bir gözlem noktası bulunca durduk. N'apacaktık şuan ? Onlar en az on kişi biz iki. Düşün, düşünmelisin. Anna adamı işaret etti, "Ya kurtarırsak ?" "Neden bizimle savaşmasın ki." gülümsüyordu. Korsan hep çıkar peşinde dedim içimden. Ben nedense böyle şeylere uzak büyümüştüm. Tek önemli şey "kadim hava tözü"ydü benim için !

      Düşününce haklı olabilirdi; öyleyse denemekten zarar gelmez, zaten başka şansımız da yok diyerek başımı salladım onaylarcasına. Sanki bu bir işaretti; sudan usulca çıkıp sura yanaşarak benden ilk adımı beklemeye başladı. İçimden geçen şuydu o an: Suda daha güçlüyüm ! Gücünü elementlerden alıyorsun, o zaman saldır ! Yüzümü biraz daha çıkararak nehrin üstüne ellerimle şekiller çizmeye başladım havaya. Önce bir sis alanı kaplayan, ardından buzdan oklarım ileri doğru atılmıştı havada. Hedefleri önlerinde, etlere saplanıyordu umarsızca. Dikkat dağıtmasıyla okçular suya doğru döndü; ama görüşleri yok. Kimsenin yoktu. İçimden gülüyordum ve el hareketlerim hızlanmaya başlamıştı nehrin büyüsüyle. Adeta gizlenmiş bir dansa ve transa geçmişti zihnim pür dikkat. Buzdan oklarımın üstünden su patlamaları yağdı arka arkaya. Göz ucuyla Anna'ya baktığımda bir an çoktan fırsatı eline almıştı; güçlü kollarıyla savurduğu kılıcı büyücüyü tutsak eden zincirlerin kırılma noktası olmuştu o hengâmede. Önce ne olduğunu anlamayan adam Anna ile surlara doğru birkaç adım kaçtıktan sonra tarafını seçmiş olacak ki başladı okumalarına. Anna da savaş çığlıklarıyla hücum ediyordu adamların üstüne, sıra onundu. Artık tamam diyerek sudan çıkmaya hazırlanırken ayağımı suyun toprağa kavuştuğu noktada hızla kaydırdım ve son olarak nehirden sökülen dalgamı yolladım. Üçümüz bu ufak çarpışmanın galibiydik ve bugün yaşanacak olan büyük savaş öncesi iyi moral olmuştu bize. Anna göz kırptı ben onlara doğru yanaşırken, "İyi dövüş Wind.".

RÜZGARIN YOLUStories to obsess over. Discover now