Bugün okulun ilk günü...
Colorado da bir lisede okumaya başlıyorum. Yeni bir okul yeni arkadaşlar ve belki de yeni düşmanlar...
Liseye doğduğum eyalette Washington da devam etmek isterken süper gizli babamın süper gizli işi Colorado da süper gizli bir merkeze aktarıldı. Annem ,ben ve kardeşlerim Jack ve Jane babamın peşinden gelmek zorundaydık. Hiç görmediğim bir adamın peşinden gitmek...
Dünyadaki en mantıksız şey olsa gerek.
Kardeşlerim bu durumdan hoşnut değillerdi. Herkesin onlarla ikiz oldukları için dalga geçeceğini söylüyorlardı. Bence bir insanın ikizinin olması havalı bir şey fakat her şeyi aynı anda yaptıkları için işler sarpa sarıyor. Demek istediğim konuşurken bile aynı kelimeyi aynı anda söylemeleri...
Bu arada ben de heyecanla babamın geri dönüyoruz demesini bekliyordum ama artık asla bunu duymayacaktım...
Zaten beş senedir görmediğim bir insanın benimle konuşması mümkün değil. En azından ben böyle düşünüyorum.
Okulda ilk dersimiz "biyoloji" idi en azından bazı şeyler istediğim gibi olacaktı...
Sınıfta oturmak için bir yer ararken ince hoş bir ses" Burası boş"diyerek seslendi. Gözlerini üzerime dikmiş olan insanlardan sıyrılıp gelen sese yöneldim. Arkama döndüğümde hayatımda gördüğüm en güzel gözleri gördüm.
Anlatılmaz güzellikte bir çift yeşil göz beni süzüyordu. Kız yeniden seslendi hiç tereddüt etmeden yanına oturdum. Tereddüt etmek için saf olmak gerekirdi.
Aradan biraz zaman geçti ve bana nerden geldiğimi öğrenmek istediğini söyledi. Washington dedim üzgün bir sesle babam bilmediğim bir işte Colorado ya sevkedildi.
Biraz düşündü ve ben Andy sen kimsin deyip elini uzattı. Josh dedim sadece. Memnun oldum dedi neşeli bir sesle. Josh... Bu iyiymiş. Biraz bekledi ve son tenefüste bahçede buluşalım mı tabi işin yoksa dedi ve bende her erkeğin vermesi gereken cevabı verip tamam dedim. Onun yanında nedense konuşamamıştım ,gözlerine zaten bakamamıştım.
Harika bir fiziği , açık kahverengi saçları, beyaz bir teni vardı. İpek bir t-shirt giymişti ve altında dar paça lacivert bir pantolon vardı. Uçuş uçuş beyaz t-shirt'ü omuzlarından biraz aşağıdaydı.
Kısaca kusursuzdu...
İlk defa gördüğüm, yeni tanıştığım biri olmasına rağmen pozitif bir enerji alıyordum ondan. Normalde yeni tanıştığım insanlara samimi davranmam fakat o başkaydı. Diğerleri gibi değildi. Farklıydı... Portekizce dersine girdiğimizde son tenefüsün 10 dakika sonra olacağını öğrendim. Nasıl mı? Sınıfın tembeli dedikleri John adında bir çocuk vardı. Sadece dil derslerinde başarılı olan tiplerden. Portekizce zilin çalmasına 10 dakika var demişti. Cidden entrikalarla dolu bir yere gelmiştim...
Son tenefüste Andy'nin yanına gittim. Uzun bir süre sessizce oturup birbirimize baktık. Bana bakarken yüzünün kızardığını fark ettim ve gülmeye başladım.
Kızgın bir şekilde bağırmaya başladı
"Neden gülüyorsun komik bir şey mi var?"dedi.
Beni görünce kızarıyorsun bu bana komik geldi dedim kısık bir sesle. Sen çok kibar ve yakışıklısın dedi ve sonra ağzını tutmaya başladı özür dilerim diye ekledi. Sessizce sen de çok güzelsin dedim.
Üşengeçliğe meydan okuyan ben utangaçlığa da kafa atmıştım. Daha da kızarmıştı tüm bunları söylediğimde.
"Benim hakkımda böyle düşünmene
sevindim." diye ekledi. Ben de diyebildim.
BẠN ĐANG ĐỌC
Ölümsüz Sevgili
Khoa học viễn tưởngJosh ve sevgilisi Andy'nin ölümsüzlerle imtihanı. Dost bildiğin düşmanlar, urlar, hep bir macera, yeni bir aşk, korku, endişe... Arkadaşlarıyla maceralara atılan bir grup gencin aksiyon dolu hayatını eğlenerek okumak isterseniz ÖLÜMSÜZ SEVGİLİ sizle...
