LTOD-1 "Seçim"

889 40 4
                                        

Çünkü sen gittin... ama ben senden gidemedim sevgilim.

-Caroline'dan-

"Bir arkadaşa ihtiyacım olduğunda yanımdaydın. Beni güldürdün, beni dans ettirdin. Bana bir daha aşkı bulacağımı söyledin. Ve anlıyorum, eğer iyileşmek için zamana ihtiyacın varsa ve hayatını bensiz yaşamak için... ve beklemem gerekiyorda da anlarım. Beklerim. Bekleyeceğim ve sen benim için hazır olduğu zaman ben de senin için hazır olacağım"

Bu sözlerinden sonra yanağıma, içimi ısıtan bir öpücük bıraktı. Gitme demek istedim. Hazırım demek istedim ama ağzımdan tek kelime çıkmadı. O kalkıp giderken yalnızca arkasından baktım.

Biz ne yapıyorduk? Ben ne yapıyordum? Stefan bana Elena'yı unuttuğunu mu söylemeye çalışıyordu. Yoksa unutmamış mıydı?

Elena seni şimdiden özledim, arkadaşım.

Hepimiz berbat haldeydik. Bu lanet olası düğünde kayıplarımız olmuştu. Jo ve Elena... Alaric düğününde Jo'yu kaybetmişti. Biz ise... Elena'yı. En yakın dostumu. Hepimizin dostunu. Kai, Elena ve Bonnie'nin hayatlarını birbirlerine bağlamıştı. Bonnie yaşarken Elena uykudaydı. Bu durum berbattı. Bir daha hiçbir zaman üçümüz bir arada olamayacaktık. Ama en çok üzüldüğüm kişi -ben bile şaşırıyorum- Damon'dı. Hayatının aşkı ve en iyi arkadaşı arasında seçim yapması gerekiyordu veya beklemesi... Damon hangisini seçecek bilmiyorum ama sonuçtan mutlu olmayacağını biliyorum.

Oturduğum yerden kalktım ve mutfağa geçtim. Kendime bir bardak su koydum. Çok üzgün ve şaşkındım. Karışık duygular beynimi işgal etmişti. Derin nefesler aldım. Bu da işe yaramayınca lavoboya gittim ve yüzümü yıkadım. Soğuk su, ürkmeme sebep olsa da iyi gelmişti. Odama geçtim. Üzerimdeki elbiseyi çıkardım ve rahat pijamalarımı geçirdim. Bu pijamayı bize geldiğinde Elena giyerdi. En sevdiğiydi. Şimdiden bile her şey bana Elena'yı hatırlatıyordu. Yakın bir zaman önce de annemi kaybetmiş olmam hiç yararlı olmuyordu tabii.

Yatağa yatıp gözlerimi kapattım. Aklımdan hiç çıkmayan anılar yine gözlerimin önüne geldi.

"Seni bekleyen koca bir dünya var. Harika şehirler, sanat ve müzik... gerçek güzellik. Bunların hepsine sahip olabilirsin. Binlerce doğum günün daha olabilir. Tek yapman gereken istemek"

"Olması gerekenden fazlasını yaptım. Kibarlık gösterdim. Affedicilik ve merhamet gösterdim. Senin için Caroline. Hepsi senin içindi"

"İtirafını istiyorum. Benim hakkımda"

"Güzelsin. Güçlüsün. Işıkla dolusun. Senden hoşlanıyorum"

"Gerçek şu ki, seni düşünmemeye çalıştım. Ama yapamadım"

"O senin ilk aşkındı. Ben ise sonuncusu olmayı planlıyorum. Ne kadar sürerse sürsün"

"Gideceğim ve asla geri dönmeyeceğim. Söz veriyorum"

"Belki bir gün, bir yıl ya da bir yüzyılda kapıma gelirsin ve dünyanın sana ne sunduğunu göstermeme izin verirsin"

Bir hışımla yataktan kalktım. Hâlâ beni ister miydi acaba? Hâlâ bana dünyayı göstermek ister miydi? Ona asla geri dönmemesini söylemiştim ama benim gelmeyeceğimle ilgili bir şey dememiştim değil mi?

Hayır, belki de bunu yapmamalıydım. Son konuşmanızın üzerinden çok uzun zaman geçmişti. Belki de beni hatırlamıyordur bile. Çoktan unutmuştur. Ama ben unutamadım.

Tekrar yatağa yattım. Bu kötü bir fikirdi. Evet, bu kötü bir fikirdi. Hem Bonnie var, Stefan var. Ah Stefan...
Az önce dediklerini Elena gitmeden önce söyleseydi eğer, Elena'yı unuttuğuna inanır ve bize bir şans verirdim ama şimdi... pek de inandırıcı gelmiyor.

Like The Old Days || Klaroline -ASKIDA-Stories to obsess over. Discover now