HARRY
Camdan baktığımda hepsinin kapımda olduğunu görebildim.Onlar kapıyı çaldığında Lexi'nin telefonunu alıp yukarıya çıkmasını söyledim.Joe içeriye giriğinde sinirliydi.
"Umarım önemlidir Styles yoksa beynini dağıtırım."
"Cümlenin ikinci yarısının gerçekleseceğini sanmıyorum"
"Anlat."
"Lexi."
Joe ayağı kalkıp benim oturduğum koltuğa doğru gelmeye başladı.
"Bu mu?" ellerini havada savurdu "bizi küçük-"
Ayağı kalkıp karşısına dikildim "Onun hakkında bu şekilde konuşmaya devam edersen inan bana ben senin beynini dağıtırım." Joe yerine oturduktan sonra bende oturup dirseklerimi dizlerimin üstüne koydum."Lexi..:duydu."
"Neyi duydu?"
"Benim seninle konuşuklarımı."
Joe tekrar kalkıp etrafta dolanmaya başladı "Ne dedin sen?"
"Duydu işte! Öğrendi! Ben konuşurken bahçede dinliyormuş!"
"Nerede o?"
Elimle yukarıyı işaret ettim.
"Onunla konuşmaya çıkıyorum."
Kolunu yakalım "konuşamazsın.Bu evde benden başka kimse onunla konuşamaz."
"Söyleyip söylemeyeceğinden emin olmamız gerek!"
"Öğrenirim!"
"Söyleyecek!"
"Söylemez!"
"Nerden biliyorsun? Harry o deli! Dostum onu evden kovduğun için seni öldürüyordu!"
"Bunun konuyla ilgili yok."
Joe oturduğunda ben kalkıp merdivenlere yürüdüm.Odanın kapısını açıp Lexi'yi kontrol ettim.Yatağın üstünde oturuyordu ve yanakları hala ıslaktı.Beni fark edince gözyaşlarını silmeye çalıştı.
"Artık gidebilir miyim?"
"Sanmıyorum.Çocuklar aşağıda."
Onların aşağıda olduğunu söylediğimde daha çok ağlamaya başladı.Elimle cenesinden tutup suratıma bakmasını sağladım.
"Korkuyor musun?"
Kafasını çekti "evet."
"Korkma.Ben yanındayken sana kimse dokunamaz."
"Senden korkmadığımı kim söyledi."
Duymamazlıktan geldim "Bilmem gereken birşey var."
"Ne?"
"Burdan..çıkıp polise gitmeyeceğinden emin olabilir miyim?"
Cevap vermedi.
"Lexi."
"Hayır."
"Emin misin?"
"Sana bunu yapamam." söylediği şeyden çok pişman gibiydi ama söylemişti işte.
"Diğerlerini?"
Kafasını tekrar aşağıya eğip sessiz kaldı.Gözlerim hala onun üstündeydi ve bir cevap bekliyordum.
"Lex.Bunu yapmanı istemiyorum.Onlar hakkında polisle ya da başkasıyla konuşmanı istemiyorum."
Kafasını kaldırmadan gözlerini benimkilerle buluşturdu.Kafa sallamakla cevap verdi.
"Söz mü?"
"Söz."
"Teşekkürler güzelim."
Hala korkuyordu.Titrediğini görebiliyorum.Ona yaklaşırsam benden daha çok korkacağı için sadece parmağımla yanağını okşayıp yataktan kalktım.Kapıdan çıkmak için yürürken seslendi.
"Harry."
Ona döndüm "evet?"
"Ne zaman gidebilirim?"
Omuz silktim "inan bilmiyorum."
Tekrar arkama dönüp kapıyı kapadım.Derin bir nefes alıp merdivenlerden indim.
Alfredo arkasına yaslandı "Ne konuştunuz?"
"Pencereden kaçıp,bir silah bulup sizi vuracağını eğer vuramazsa polise gideceğini söylüyor."
"Size deli olduğunu söyledim!" Joe alay ettiğimi anlayamadı.
Kahkaha atıp oturdum "Kaçması imkansız." elimle gösterdiğimde demirleri fark etti.
"Benimle alay mı ediyordun?"
Omuz silktim "Evet."
Alfredo sorusunu tekrarladı "Ne konuştunuz Harry?"
"Söylemeyecek."Söz verdi."
Joe eliyle yukarıyı gösterdi "Kimseye güvenemem.Bence ondan kurtulalım.Polisle başımız yeterince dertte."
Gözlerimi kıstım "Ne anlamda kurtulmak?"
"Belki hayatı boyunca burada tutmak belki öldürmek?"
"Neden bu kadar heyecanlısın?"
"Olmam gerek!"
"Joe.Bunu aklından bile geçirme.Eğer bunu bir kez daha söylersen ölen sen olursun."
"Pekala.Ama onun yerine başkası duysaydı? Bu bizim sonumuz olurdu bunu biliyorsun değil mi?"
"Ondan kurtulurduk."
"O kızın farkı ne?"
"Kes sesini."
"Ciddiyim.Ona değer veriyorsun."
"Evet,veriyorum.Ama benim hayatım ona göre değil yani bunun bir önemi yok.
Merdivenlerden gelen ayak sesine hepimiz kafamızı oraya çevirdik.
"Harry." sanki hiç ağlamamış gibi görünüyordu.
Kendini toplamıştı ve yüzünde on dakika öncesine ait olan kızdan iz yoktu.Dik duruyordu.Tek kusuru tırnaklarını ellerine geçirmesiydi.
"Lexi.Ellerin."
Ellerini birbirinden ayırdı "Farkında değilim."
"Sen bizi mi dinliyordun?"
"Belki biraz dinlemiş olabilirim."
"Sen odaya geri dön.Ben-ben geliyorum."
"Ben sadece kimseye söylemeyeceğim demek için geldim."
"Lexi-"
"Lütfen.İzin ver." konuşmasını bekledim "siz umrumda bile değilsiniz ama sadece Harry için bunu yapmayacağım.Onu suçlamayı kesin."
Arkaya döndü ve çıplak ayaklarıyla merdivenleri çıkmaya başladı.Ellerimi saçlarıma geçirip ona döndüğümde Max'in ağzı açıktı.
"Ne?"
"Dostum.Bu Lexi mi?"
"Dişleri dökmeden ağzını kapasan iyi olur."
"Hey.Sakin ol.Sadece daha önce görmediğim için sordum."
"Umarım öyledir."
Az önce Lexi'nin çıktığı merdivenlerden bende çıkıp odaya girdim.Lexi az önceki gibi duruyordu ve pencerenin önündeydi.
"Lex."
Gülümseyerek bana döndü "Harry."
"İyi misin?"
"İyiyim."
Sessizlik olduktan sonra soru sormaktan çekinmedim.
"Emin misin? En son ağlıyordun ve korkudan ölmek üzereydin."
"Bana korkmamamı söyledin."
"Sadece söylediğim için mi?"
"Sadece söylediğin için."
"Lexi-"
"Seni sadece iki gün göremediğim için kalbim milyon parçaya ayrıldı.Delirmek üzereydim.Tum bunlari kabullenebilirim.Bunu yasayabilirim.Ben senin i-"
"Lexi benim hayatımda sana yer yok."
"Sana kabul ettiğimi söylüyorum." kelimeleri tek tek söyledi.
"Ben kabul etmiyorum."
"Neden?"
"Fazla iyisin."
"Ama gerektiğinde silah tutabiliyorum." gülümseye çalışıp sırtını duvara yasladı.
"Bu silah tutmakla ilgili değil."
"Neyle ilgili?"
"Hayatım güvenli değil ve benim hayatımda senin gibi birine yer yok."
"Uyum sağlayabilirim Harry."
"Uyum sağladığını varsayalım.Herşeyi kaldıramazsın.Sevgilinin bir katil olması ve burayı yönetmeye çalışması...Lexi bu-"
"Bu senin biriyle birlikte olmanı engellemez." gözleri tekrar dolmuştu.
"Engeller.Değer verdiğim birini tehlikeye atamam."
Camı kapadım,yatağın örtüsünü açıp elimle işaret ettim.
"Hadi."
"Eve gidemez miyim?" yalvarırcasına bir soruydu bu.
"Bu gece buradasın..belki birkaç gece daha."
Mecbur olduğunu biliyordu.Yatağa girdi.
Işığı kapayıp merdivenlerden çocuklara seslendim "Ben yatıyorum.Burada kalabilirsiniz." Aşağıdan sesler yükseldi "Vazgeçtim.Defolun."
Tekrar odaya dönüp yatağa girdim.Lexi fark edince ne yaptığımı anlamaya çalıştı.Elimle yatağa vurarak daha çok yaklaşmasını söyledim.İtiraz etmeden yaklaşıp başını göğsüme koydu.
"Hadi,uyu."
-
Elimi yatağın üzerindeki sehpaya uzatıp Lexi'nin uyanmaması için telefonu hemen açtım.
"Alo?"
Bir erkek sesi duydum "Lexi-Lexi'yi aramıştım?"
Şaşkınlıkla telefona baktığımda Lexi'nin telefonunu açtığımı fark ettim "Siktir."
"Ne?"
"Sen..kimsin?"
"Babası.Sen kimsin?"
"Ben-ben bu telefonu yolda buldum.Evet.Yolda buldum.Bana-adresini verirseniz ona geri verebilirim."
"Bana getirebilirsen daha iyi olur."
"Biliyor musun...gerek kalmadı.Sanırım kızınız telefonunu aramak için geri döndü."
"Pekala.Onu sonra beni aramasını söyle-ya da söyleme seni tanımıyor."
Telefonunu suratına kapattım.Telaşla hareket edince Lexi uyandı.Ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
"Harry?"
"Farkında olmadan senin telefonunu açtım."
"Ve?"
"Baban." omuz silktim.
Kahkaha atarak yatağın üstüne oturdu."Ona ne söyledin."
"Merhaba.Ben Harry Styles.İnsan öldürüyorum ve kızınız benim katil olduğumu öğrendiği için onu evimde tutuyorum dedim."
Gülümsemesi hemen kayboldu "eğlenmiyorum."
"Telefonunu yolda bulduğumu.Sonrada gelip aldığını." omuz silktim.
"İyi bir yalancısın."
"Öyleyimdir." sırıtmaya başladım.
"Bu iyi birşey değil."
"Sana göre değil."
Yataktan kalkıp camı açtım.Üstümü değistirmek için dolabın kapağını açıp Lexi'ye döndüm.Örtüyle gözlerini kapıyordu.
"Bunu dert etmem." gülmemeye çalışıyorum.
"Ama ben dert ederim!"
"Tamam..Gözlerini açabilirsin."
Örtüyü suratından indirip yana attı.Pencereye baktığında rahatsız olup gözlerini kapadı.Onu izlemek çok güzeldi.
"Duş almak istersen."odamdan banyoya açılan kapıyı açıp elimle içeriyi gösterdim.
"Senin banyonun güvenli olduğunu düşünmüyorum.Teşekkürler." 'Senin' derken eliyle tırnak içine alması yüzümde gülümseme oluşmasına yol açtı.
"Nasıl istersen.Ama kıyafetlerimden giyebilirsin."
Dolabın kapağını açıp odadan çıkarken göz kırptım.
"Joe?" aşağıdan gelen sesler burada kaldıklarını açıklıyordu.
"Buradayız."
Merdivenlerden inerken saçlarımı elimle geriye attım "Farkındayım."
Evim dağılmaması gerektiği kadar dağılmıştı.Öylece durup etrafa bakarken onların gülüşmesini farkettim.
"Ne?"
İkiside gülmeyi bırakıp bana baktılar "Ne?"
"Neye gülüyorsunuz?"
"Hiç."
Elimdeki bardağı havaya kaldırdım "Kafana atmadan önce söylesen iyi olur."
"Sen söyle Max."
"Ne? Hayır!Sen söyle!"
"Oyun oynamayın.Söyleyin."
"Tamam.Tamam,söylüyorum."
"Evet Joe söyle."
"Gece...hiç ses duymadık.
Bardağı masaya bırakırken sırıtmaya başladım.
"Bizi dinlemek için mi kaldınız?"
Joe kendini savunurcasına ellerini havaya kaldırdı "Hayır.Hayır o kadar sapık değiliz.Burada kaldık ve sessizlik dikkatimizi çekti."
Omuz silktim "Çünkü uyuduk."
"Nasıl? Ben mi yanlış anladım ya da Harry uyuduk mu dedi?"
Hepsi şaşırmıştı "Evet.Uyuduk dedim."
"Bir şeyler oluyor.Harry'e ne oldu?"
"Bilmiyorum ama ne olduysa uzun sürmemeli."
"Harry.Eğer o herşeyi kabul ediyorsa sorun olmaz."
"Kabul ediyor ama bana göre sorun var.Ona birşey olursa,özellikle benim yüzümden olursa bununla yaşayamam.Bu beni bitirir."
"Onu koruyabiliriz.Fredo'ya kız arkadaşını koruyabiliriz diyen sendin ve koruyoruz."
Öne eğilip daha sessiz konuşmaya dikkat ettim "İnsanları öldüren benim.Düşün.Kimin daha fazla düşmanı vardır?" Alfredo'ya dönüp elimi omzuna koydum."Alınma."
Omuz silkti "Alınmadım."
"Anladın mı Joe? Benim ona değer verdiğimi anlayan herkes ona yönelir.Ona zarar vermeye çalışır."
"Bunu halledebiliriz.Biliyorsun."
"Siz beni ikna etmeye mi çalışıyorsunuz?"
"Hayır.Sadece doğruları söylüyorum.Düne kadar onun hakkında kötü şeyler düşünüyordum..Ama sana iyi geliyor.Ne kadar işin içine istediğimiz gibi girmesede onun yanındayken sakinsin."
"Öyle miyim?"
Hepsi bir ağızdan "Öylesin." dedi
Ellerimi saçlarıma geçirip derin bir nefes aldıktan sonra kalkıp merdivenlerin önünde durdum.
"Lex! Hazır mısın?"
Saçlarını toplamaya çalışarak merdivenlerden inmeye çalışıyordu "evet hazırım.Sen kiminle konuşuyorsun?"
Gözlerini etrafta gezdirince yalnız olmadığımızı anladı.Çocuklar Lexi'ye el sallayıp gülümsediler.Max ilk seferki gibi ağzı açık el sallıyordu.Lexi utanıp,sadece gülümsemekle yetindi.
"Hadi.Gidelim."
"Tamam."
Kapıyı açıp kenarı çekilerek önce onun geçmesini sağladım.Lexi kapıdan çıkınca hızlı adımlarla Max'in yanına gidip kafasına vurdum.
"Bu ne içindi?"
"Bir dahaki sefere ağzını kapalı tut."
LEXI
Kapıyı açarak önce benim geçmem için geri çekildi.Arabaya doğru yürürken arkama dönünce Harry'nin olmadığı fark ettim.
"Harry?"
Koşarak arkamdan geldi "geldim."
Beni indirmek için arabayı durdurdu.Emniyet kemerimi açıp derin bir nefes aldım.
"Teşekkür ederim."
"Ne için?"
"Kimseye bir şey söylememen konusunda."
Elini benim elimin üzerine koyup sıktı.Gülüp çığlık atmamak için kendimi tutuyorum.
"Bu gerçekten çok tehlikeli."
"Evet,biliyorum."
"Ama biliyor musun? Dün birden umrumda olmadığını farkettim."
"Benim umrumda."
"Görebiliyorum.Neyse başına bir şey gelmesini istemiyorum.
"Bende senin başına bir şey gelmesini istemiyorum."
"Teşekkür ederim."
Kafamı sallayarak cevap verdim.
Yanağıma koyduğu elini geri çekip kafasını koltuğa yasladı.Onu izlerken kafasını bana çevirdi.
"Seni ne zaman görebilirim?"
"Ne zaman istersen." omuz silkip normal davranmaya çalıstım.
"Ben-aslında bilmiyorum.Belki görmemeliyim."
"Böyle konuşma."
"Düşünmem gerek." derin nefes alışını izledim.
"Hala dengesiz olduğun konusunda kararlıyım."
"Bende artık evine girmen konusunda kararlıyım."
Kapıyı açıp arabadan indim
"Lexi."
"Evet?"
"Eğer konuşursan seni korumakta zorluk çekerim."
"Bunu halettik."
Kapıyı kapattım.El salladıktan sonra arkama dönüp bahçe yolunda yürümeye başladım.Anahtarı döndürüp kapıyı açtım,son kez bakmak için döndüğümde Harry arabayı çalıştırıp el salladı.
Anahtarın üstünde duran elimle anahtarı daha sıkı kavrayıp çektikten sonra dönüp içeriye girdim.Anahtarı girişteki sehpanın içine atıp,merdivenlerin kenarlarından tuttum ve derin bir nefes alıp merdivenleri çıkmaya başladığımda tanıdık bir ses...babam.
"Seni bırakan kimdi?"
