cold

78 7 4
                                        

Açık olan pencereden içeri süzülen gün ışığı, uyanmamı tetikleyen ikinci şeydi. Yarı uykulu olduğum için gözlerimi ovalayıp, odadaki havayı ciğerlerime çektim. Kendimi öne vererek, yatakta oturur vaziyet aldım. Uyanmama sebep olan ilk şey odanın soğuk olmasaydı. Çıplak ayaklarımı soğuk zemine basarak, nihayet yataktan kalkabilmiştim. Olaylar hiç mantıklı gelmiyordu. Sanırım şalter atmıştı, evin sessizliği ve bu kadar soğuk olmasının sebebini başka hiçbir şey açıklayamazdı. Yatağın biraz uzağında, kenarda duran panda şekilli terliklerimi ayağıma geçirdim. Terliklerin zeminde yarattığı ses adeta korku filmi havasına sokmuştu sabahı. Terliklerin yarattığı ses, odanın fazla dolu olmamasından dolayı yankıya dönüşmüştü. İlerleyerek dolabın yanında duran boy aynasına yaklaştım, kendime dikkatlice baktıktan sonra, çürümüş salatalığa benzediğim sonucuna vardım. Yandaki dolaba dönerek, ikili kapısını açtım. Garip. Sanırım annem kıyafetlerimin hepsini aynı günde yıkamayı seçmiş, dolapta giyilebilecek bir şey yoktu. Aniden esmeye başlayan rüzgarla perde havalandı. İlk tepki olarak ellerimi kollarıma getirerek kendimi ısıtmaya çalıştım. Rüzgar o kadar şiddetlenmişti ki, dışarıda bulunan toprak artık odanın içine giriyordu. Topraktan korunmak için kolumu kapalı olan gözümün önüne getirip kalkan olarak kullandım. Etrafa sessizlik çöktü. Gözlerimi açtım, her yer karanlıktı. Gördüğüm gerçek mi diye gözlerimi ovdum. Bu sefer rüzgarı daha yakından hissediyordum, çatı katına nasıl veya ne ara çıktığım hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Adımlarıma engel olamıyordum. Ayaklarımı kontrol edemiyordum, kendimi durduramazsam yükseklikten aşağıya çakılacaktım. Ve bu yükseklikten aşağı çakılmadan önce, havada kalp krizinden öleceğim garantiydi. Ama durduramadım. Kendimi havada buldum boşluğa doğru çekilirken. Havanın akışına kapılmıştım. Sanki ben yere yaklaştıkça, o benden kaçıyordu. Kalbimin hızla atışı ve ölüm korkusuyla birlikte avazım çıktığı kadar tiz bir sesle çığlık atmaya başladım.


"Yine mi o kabuslardan biri?" dedi Leslie, kocaman açtığı uykulu gözleriyle. Kızıl saçları yüzünü kapamıştı ama suratının güzelliğini ve masumluğunu gizleyememişti.


Yüzüme bir gülücük yerleştirerek karşılık verdim. "Evet." Kurumuş dudaklarımı dilimle ıslattıktan sonra, "Her seferinde rüyada olduğumu fark etmemek adeta bir çile." Gri renkli, ruhsuz, penceresiz adeta hapishane hücresine benzeyen odayı süzdükten sonra devam ettim. "Ama rüyalarımın gerçekçi olmasını seviyorum. Buradan çıktığımı hissetmek harika bir duygu."


Leslie kafasını yastığa gömerek "Bu konuda şanslısın. En azından rüya görüyorsun." diye mırıldandı. Çok geçmeden uykuya daldığı belli oluyordu. Benim de uykuya ihtiyacım vardı ama tek yastıkla uyumaya hala alışamamıştım. Tek bir yastık olsa bile en azından biraz kaliteli olsaydı.. yani keşke. İkinci bir yastığı istemek için bile isteğimi kabul edilmesini beklemeliydim. Yüzüme sevimsiz ifademi geçirerek yastığımı düzeltip, hemen uyumayı umut ettim.. Etraf kararmaya başlıyordu. Göz kapaklarım ağırlaşıyor ve kendimi hafiflemiş hissediyordum. Kafamda hayal kuramadan uykuya dalmıştım bile.


-Merhaba. Kafama esen ve üzerinde düşündüğüm bir hikayeyi yazmak istedim. Hikaye bir akıl hastanesinde geçiyor. Esas kızımızın dilinden anlatılan, dram ağırlıklı bir hikaye olacak. İlk bölümün bu kadar kısa olması, bir nevi kendimi deneme amaçlı olmasından kaynaklanıyor. Okuduysanız eleştirmeyi unutmayın! Her türlü eleştiriye açığım. Ve Türk olmadığım için, Türkçem'de bayağı sorun olabilir.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Aug 28, 2016 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

øbnoxious (askıya alındı)Stories to obsess over. Discover now