Afya elindeki telefonu sinirle çevirip, "Bok kafalılar" diye fısıldadı. "Ulan siz kimi takipten çıkarıyorsunuz yüzlerine fışfışladıklarım, bugün 3 takipçimi kaybettiysem yarın 30 takipçimi kaybederim"
Kendi kendine konuşmaya devam ederken telefonunun ön kamerasını açıp saçlarını düzeltmeye başladı. "Sen Afya Taşkıran'sın kızım, 35.918 takipçin var, 3 takipçi için üzülmek senin neyine? Onlar seni takipten çıkardıkları için pişman olacaklar." Afya'nın bu dediğine kahkaha atmaya başladım. Çünkü birazdan takipçilerini kaybetti diye ağlamaya başlayacaktı.
"Sumru, bizimkiler ne zaman gelir ya?" Şuan bankta oturmuş Yudum ve Alina'yı bekliyorduk.
"Ne bileyim kızım ben? Gelirler herhalde 5 dakikaya" Bugün yeni okulumuzda ki ilk günümüzdü. Geç kalma gibi bi sıkıntım veya korkum yoktu çünkü okul babamındı. Babam ve ortağıyla geçen sene yapılmış okul. Geçen sene Yudum, Afya, Alina ve ben İzmir'de okuyorduk. Sonra düşündük ki 'Oğlum mal mıyız lan biz? Ailelerimiz İstanbul'da ne bok yiyicez şu İzmir'de?' Tabi İstanbul'a gelmemizin asıl nedeni İzmir'de ki okuldan atılmamızdı. Zaten buradaki okulda üçüzlerimde vardı. Evet üçüzlerim, biz bir kız iki erkektik. Tugay, Ugay ve ben. Annem adı mı Umay koymak istemiş, babam da Sumru demişler iki ad koyalım Sumru Umay olsun. Afya'nın koluma vurmasıyla Afya'ya döndüm.
"Aha, geliyorlar!" diyerek ayağıyla karşıdan gelen Yudum ve Alina'yı gösterdi.
"Ay geç kaldık sanki?" diyen Yudum'u umursamayıp hadi gidelim dedim. Üçüde peşime takılınca cebimdeki telefonumu çıkarıp Ugay'dan gelen mesajı cevapladım. Annelerimiz ve babalarımız hariç İstanbul'a geldiğimizi bilen kimse yoktu. Ugay ve Tugay'da bilmiyordu. Eh onlara da sürpriz olacaktı.
"Okulda çok taş çocuklar vardır ya, tam selfie çekilip instagrama atmalık" Alina, Afya'nın bu sözü üzerine kafasına tokatı yapıştırdı.
"Afya ağzına sıçarım senin, azıcık mantıklı ol kızım ya azıcık!" bakışlarımı Afya'dan Alina'yı çevirip sırıttım, o da bana karşılık olarak öpücük atınca ellerimizi yumruk yapıp tokuşturduk.
"Lan onu boşverinde nasıl olmuşum?"
"Yudum, düğüne gidiyoruz da benim mi haberim yok kanka? Kötü olsan nolacak Allah aşkına?" dedikten sonra Yudum'u incelemeye başladım. Siyah üstünde 'I can fly' yazan sıfır kollu bir tişört ve altınada siyah deri taytını giymişti. Ayakkabı olarakta siyah vans. Yudum'a 'Güzelsin kızım işte' dedikten sonra bakışlarımı Afya'ya çevirdim. Kırmızı üstünde 'Newyork' yazan bir tişört altınada siyah dar paça pantolon giymişti. Ayakkabı olarakta kırmızı vans. Alina ise sıfır kollu açık mavi renginde gömlek giyip, altına da kot şortunu giymişti. Ayakkabı olarakta mavi spor ayakkabı. Bu sefer bakışlarımı kendime indirdim. Kırmızı üzerinde 'Stilinski 24' yazan formamı -tişörtümü- giyip altınada siyah şortumu giymiştim, ayakkabı olarakta kırmızı New Balance spor ayakkabı.
"Acıktım lan ben, hemen gidelim şu okula yoksa şu kaldırımları kemirmeye başlıycam. Ay şu direk sana benziyor Alina! Sumru gözüme kumru gibi gözüktün be yavrum" diyerek kendini birazdan acındırmaya başlayacak Yudum'a el hareketi çekip yürümeye devam ettim.
Okula yaklaştığımız zaman durdum ve "Hazır mıyız kızlar?" diyen Alina'ya bakarak kafamı olumsuz anlamda salladım. Kim okul için hazır olurdu Allah aşkına?
"Ya dediğim gibi bu okulda çok taş çocuklar var kızım!" Afya'nın bu dediğine hiç şaşırmayarak gözlerimi devirdim.
"O değilde şu kızlar hiç erkek görmemiş gibi baksanıza" Alina'nın gösterdiği yere bakınca kızların bir Tugay ve Ugay'ın grubuna bir de karşıdaki bizimkilerin nefretle baktığı arkadaş grubuna bakarak iç çektiklerini gördüm. Bu kızlarla işimiz vardı!
YOU ARE READING
EGOİST VELİAHT
Teen FictionDışarıdan bakan bir göz tarafından biraz çılgın, biraz deli, biraz enteresan ve fazlaca sert gözükse de aslında son derece samimi ve ileri görüşlü olan bir kız, Sumru Umay. Sevdiği insanlara karanlık yüzünü göstermekten pek de haz etmeyen ve sevmed...
