Bazen sadece kaçıp gitmek gerekir, farklı bir şehre,farklı bir ülkeye.. Ya da sadece evinizdeki boş olan farklı bir odaya. Biraz kendinizi bulabilmeniz için,diğer her şeyden kaçmak gerekir. Tüm insanlara kapanmak gerekir,kendimize açılabilmek için. Hayat zor bir sınav, sürekli bir koşuşturma. Ama sonuç olarak dayanmak zorundayız,dayanmak ve yaşamak. Çoğumuzun bir köşeye çekilip sessiz sessiz ağladığı ve artık her şeyin bittiğini düşündüğü zamanlar olmuştur. Hayır,arkadaşlar. Aslında tam o çaresiz anda her şey bitmez,tam tersine başlar. Ve size bir şey söyleyeyim mi? O köşeler bir nevi bizim yaşarken öldüğümüz ve tekrar dirildiğimiz yerler. O köşeler özeldir,tüm acınızı orda kusar ve yine orda teselli edersiniz kendinizi. Sonra ayağa kalkar,gözyaşlarınızı siler ve hayata kaldığı yerden devam edersiniz. Bazıları erkenden yorulur hayattan,bazıları zevk alır yaşamaktan,herkesin hayatı farklı sonuç olarak. Biraz acılardan bahsedeyim,herkesin acısı kendine öncelikle. Kiminin ailevi sorunları,kiminin fakirliği,evine götürecek ekmeği olmaması,kiminin aşkı,kiminin yakınının kaybı ve daha bir sürü hayatı hayat yapan acılar... Öncelikle, lütfen ama lütfen kimsenin acısını küçümsemeyin. İnsan kalbi farklı atar,insanlar aynı değildir. Onun aşk acısı çekmesini sen fakir biriyle kıyaslayamazsın veya herhangi başka bir acıyla. Acıları karıştırmayın. Ve umudunu kaybetmiş birine güneşten bahsetmeyin. Onun için bir şey ifade etmez. Umudunu kaybetmiş insan her şeyini kaybetmiştir. Herhangi bir olay onu artık ne üzebilir ne de sevindirebilir. Sadece yaşaması gereken şeyleri yaşar ve içten içe sınavın bitmesini,ölümün gelmesini bekler. İnsanlardan kaçar,kimseyle muhattap olmak istemez. Nasıl diyeyim? Korkar yaşamaktan. Umudunu kaybetmiş diyorum,bir insan öyle kolay kaybeder mi umudunu? Ya çok beklemiştir giden birini, ya da sonsuza kadar kaybetmiştir. Kaybetmek nasıl bir duygu? Çabalayıp kaybettiğin şeyi bir başkasının kolaylıkla kazanabildiğini görmek? Peki gerçekten sevdiğin birinin seni göz ardı etmesi? Babanın şefkatsizliği,annenin ağlayan yüreğini görmek? Her güne umutla kalkıp, her gece umutsuz yatmak? Tam olarak bundan bahsediyorum, hayatını kaybetmiş olmaktan. En çok anlamasını istediğiniz kişilerin sizin gözlerinizin içine baka baka anlamaması, kalbi nasıl ezdiğini biliyor musunuz? Ezilen,kırılan kalp çabuk yaşlanır. 16 veya 17 yaşında olan birinin kalbi 50 yaşında olabilir, papatya kokması gerekirken sigara kokan eller. Evet tam olarak bundan bahsediyorum, gençliğin erkenden yaşlanması. Biraz sevgiden,aşktan bahsedeyim... Aslında bahsedilmez, bizzat yaşanması gerekir. Bazılarımız okurken aşk sözlerini, iğreniyorlar. Çünkü tarifini bilmiyorlar aşkın,çünkü tatmamış hiçbiri o güzel duyguyu. Aşk,arkadaşlar,gerçek aşk sonsuzdur. Birbirini gerçekten seven iki insana ölüm biye kıyamaz, öbür dünyada da "Kişi sevdiği ile beraberdir." diyor Peygamber. Aşk kutsaldır. Dünyanın en güzel mutluluğu ve en büyük acısından yaratılmıştır. Bazen geceler boyu uyutmayıp nefessiz kalana kadar ağlatsa da,bazen bütün gün nedensiz güldürebilir. Aşk hayata tutunmaktır,yaşama ayak uydurmak,yaşamı sevmek,yaşamı yaşamaktır.
Velhasıl-ı kelam,hayat zor ve bir o kadar da güzel arkadaşlar.
Sadece yaşamasını bilin.
YOU ARE READING
UZAY
Short StoryNe istersen görürsün,gökyüzüne bakarsan. Ve istersen ölürsün, gözlerini kaparsan.
