Annem bir yandan bacağımı delercesine dürtüyor bir yandan da söyleniyordu."Kumsal kalkar mısın artık!!"
"Annnee beşş dakikaa daahaa." Yüzüm yastığa gömülü olduğu için sesim boğuk çıkmıştı.
"Eğer beş dakika içinde hazır olup aşağıya inmezsen, ben indirmesini bilirim." diyip odamdan çıktı.
Sinirle yorganı ayağımla teperek yataktan kalktım ve gözümü ovuşturarak paytak adımlarla banyoya girdim.Hızlıca banyodaki işlerimi halledip odama döndüm ve dolabımdan formalarımı çıkarıp giyindim.Saçlarımı bol bir şekilde örüp sağ omzuma attım.Tam aşağı ineceğim sırada havaların soğumaya başladığı aklıma gelince dolabımdan deri cekerimi de alıp üzerime geçirdim.Annemin tekrar seslenmesiyle hızlıca merdivenleri inerken, içimden de okulu bulana söyleniyordum.
"Günaydın." diyip masaya oturdum ve tabağıma birşeyler koyup sessizce yemeye başladım.
Bütün gece Yakupla ilgili çeşitli kâbuslar görmüştüm ve bu nedenle pek fazla uyuyamamıştım.Yani uykusuzdum.
Tabağımı hızlıca bitirerek "Hadi ben çıkıyorum.Görüşürüz." dedim ve annemle babamı öpüp evden çıktım.
Sokağın sonuna doğru yürürken ayaklarım nedense geri geri gidiyordu.İçimde kötü bir his vardı.İç sesim Mahmut abi de "Okulun ilk günü sendromudur." diyip beni sakinleştirmeye çalışıyordu.
"Güünayydınn." Denizle Güneş'in üstüme atlayıp yanaklarımı tükürüklere boğmasıyla düşüncelerimden sıyrılıp onlara aynı şekilde karşılık verdim.
"Günaydın biricik arkadaşlarım" diyip kendimi gülümsemeye zorladım.Herkes gülümseyerek karşılık vermişti.
Deniz bizim okula kayıt olmuştu.Her ne kadar ailesi onu bir koleje kaydettirmek isteseler de Deniz kabul etmeyerek bizim okulu seçmişti.Buna ne kadar sevindiğimi tarif bile edemezdim.
Okula vardığımızda gerçekten hiç özlemediğimi bir kere daha farketmiştim.Sıkıcı bir müdür konuşmasından sonra nihayet sınıfa çıkabilmiştik.Deniz de bizim sınıftaydı.Biz yine Berterle otururken -ne kadar Denizle oturabileceğini söylesem de benimle oturmuştu- Güneşle Deniz de ön sıramızda oturuyorlardı.
Hoca sınıfa girince tatilimizi anlatmamızı istemişdi.Herkes tatilini anlatırken ben uyumayı tercih etmiştim.
Teneffüsün olmasıyla gerinerek sıramdan kalktım ve uykumun biraz olsun açılması için bahçeye inmeye karar verdim.
Kendimi banklardan birine attım ve daha ilk teneffüslerinde basketbol oynayan ergenleri izlemeye başladım.Birkaç dakika sonra göz göze geldiğimiz kişiyle yerimde rahatsızca kıpırdandım ve oraya bakmamaya çalışarak telefonumla ilgileniyormuş gibi yaptım.
Ayaz da bizim okula gelmişti.Tabi bu işin içinde annemin parmağı olduğuna adımın Kumsal olduğu kadar emindim.
Hafifçe kafamı kaldırıp ona baktığımda basketbol topunu havalı bir şekilde potaya atıp bana doğru gelmeye başlamıştı bile.Ben ne yapacağımı şaşırmış bir şekilde onu izlerken o yüzündeki çarpık sırıtışla yanıma oturdu. "Selam."
Zoraki bir şekilde gülümseyip "Selam." diye mırıldandım.
"Nasıl, iyi oynuyor muyum?" diye sordu bana biraz yaklaşarak yüzündeki sırıtışla.
"Ehh fena değilsin işte." diye mırıldandım.Yalan.Çocuk süper oynuyordu gerçekten.Yani Batı kadar olmasa da iyi oynuyordu.
Mahmut abi anında "Niye Batı'yla kıyaslıyorsun onu?" diye çok güzel bir soru sordu.
YOU ARE READING
EGOİST SEVGİLİM
ChickLitKötü bir karşılaşma ve tuhaf tesadüfler.. Kumsal; hayatına yeni bir erkeği alabilecek, Batı ise kızları değersiz birer varlık olarak görmekten vazgeçebilecek miydi? ♥♥
