1 ~ "Sana baba diyebilir miyim?"

3.1K 174 798
                                        

● DEVID KIRA ●

Hafif aralık bir pencere ve aralıktan odanın içine esen kin dolu bir rüzgâr. Silgi çöplerinin ve keçeli kalem izlerinin bulunduğu cam korumalı beyaz masamın üstü darmadağınık. Ellerimin arasındaki çizim defterine odaklanmış durumdayım, sağ kolumun hemen yanında ise sıkıştırılmış bir vişne suyu kutusu. Çalmakta olan şarkının sözleri, dilimde dans eden küçük çocuklar gibi. Yalnızlığın soğuğunun tenime öpücükler bırakmasına izin verirken, karaladığım taslağı son bir kez daha kontrol ediyorum.

Uzun bir adamla yanında ona nazaran ufacık kalan kız çocuğu, bahçesinde küçük bir göletin bulunduğu müstakil bir eve doğru beraber yürüyorlar.

Dudaklarım keyifle yukarı doğru kıvrılırken, kapımın yumruklanmasını duyuyorum. Canavarın sesleri. Oldukça ürkünç. Endişeyle sağa-sola bakınırken, ne yapmam gerektiğini düşünüyorum. Ama zaman çok az. O, kapı kolunu indirdi bile. Şimdi bana bakıyor. Öfke dolu bal köpüğü rengindeki gözlerinden kaçamıyorum.

Kilitlemeliydim. Ya da belki böylesi daha iyidir. Kapımı kırardı yoksa, değil mi? Evet, evet, şimdi en azından diğer olasılığa göre daha az sinirli. Öyle olmalı. Öyle umulmalı.

Babam, beni tanımıyor olsa gerek. Kükremeleri, kulaklarıma akın ediyor. Ve ben, sağır rolü yapamayacak kadar çok yorgunum.

Bir şeyler söyledi yine. Anlayamadım. Korkudan galiba. Bedenim titriyor ama belli etmemeliyim. Güçsüz görünürsem olmaz. Hem, eminim ben, sakinleşir o şimdi. Birazcık zaman gerek sâdece. Birazcık.

Çizim defterime kayan gözleri. Hayır. Bu imkânsız. Sayfayı koparıp buruşturuyor ve yere atıyor. Dediklerini duyuyorum. Duyuyorum ama anlamları yok. Hiçbir şeyin anlamı yok.

Kapıyı kapattı. Artık odamda yalnızım. Yalnızlığın soğuğu demişken, sâhi, niye bu kadar soğuk ki? Pencereyi mi kapatsam? Buz tutmuş gibiyim.

Ellerimin arasında, atılmış bir kâğıt. Benim güzel resmim, olanlar ve olacaklar için ağlıyor. Bâzı hüzün sesleri duyuyorum, kimin için ağlıyorlar? Benim için ağlıyorlar. Ben de ağlıyorum, resmim için ağlıyorum.

Daha önce hiç bu kadar yapay hissetmemiştim. Bir bilgisayar oyunu oynuyor ve kendi avatarımı yönetiyorum âdeta, ama yine de savaşmayı beceremiyorum. Niye her şey bu kadar sahte gibi? Görüntü uzaklaşıyor. Hissizleşiyorum. Bâzı hüzün sesleri duyuyorum, kimin için ağlıyorlar? Cevaba gerek yok, biliyorum. Merhumlar için ağlıyorlar.

Yok olmak üzereyim.
Var olmak üzereyim.

Bugün, 8 Ocak.
İyi ki doğdum.

Soluklanmak için beş dakikalığına durduğumda, yanımdaki ağacın gövdesine yaslandım. Uzun süredir yürüyordum ve bedenim bu yorgunluğu artık kaldıracak hâlde değildi. Uğraşlarımın boşuna olduğunun farkındaydım, ama buna rağmen devam etmek istiyordum. Zâten hiçbir zaman o adamı bulmanın bu kadar kolay olacağını düşünmemiştim.

BTCP (CreepyPasta) (ASKIDA)Where stories live. Discover now