Yavru kedi gibi masum bakışlarımın altında bana doğru gelmesi ve ''yönetmen seninle eş olmam gerektiğini söyledi'' demesiyle bakışlarım, ışık hızının yaklaşık 700 milyon katı hızla açıldı ve ışıldamaya başladı. Bizim tabirimizde gözlerim fal taşı gibi açılmıştı. Sağdaki büyük, desenli ve görkemli beyaz kapının yani Su'yun girdiği kapının yaklaşık 5 metre yanındaki kameranın önünde bulunan yönetmene -parlayan ve ardına kadar açılmış gözlerimle- bakarak hafif bir tebessüm ettim. O an içimden ve aklımdan yönetmenin yanına koşmak suretiyle gidip ''hacı büyük adamsın ya gel bi' öpeyim'' demek geçse de sakin kalıp coolluktan ödün vermemeliydim. Garip bir ses tonuyla ''tabii'' dedim. ''Tabii, olur...'' Sesim öylesine tuhaftı ki. Sanki içersinde 400 kilogram balgam birikmişti. Hatta bu balgam bile değildi. Ses tellerim içeride sevişiyordu. Çatır çutur sevişiyor olsa gereklerdi ki, sesim bu denli boktan ve bir o kadar da komik çıkmıştı. Sesimdeki tuhaflığı anlamış olacak ki, yere doğru bakarak gülümsedi.
Gülümsemelerimizin arasında yönetmen -daha az önce koşarak öpmek istediğim adam- yüksek bir ses tonuyla ''biraz ciddiyet, çekim başlıyor'' dedi. İçimden ''ulan iki dakika dur şurada cilveleşiyoruz ne acelen var?'' demek geçse de ciddiyetimizi takınarak söyledikleri pozları vermeye başladık. Pozları vermeye başladığımızda ona dokunurken biraz temkinli hareket ediyordum. Elimi beline atıyordum ama sanki elimi hiç değdirmiyormuş gibiydim. Yönetmen bunu farketmiş olacak ki ''arkadaşlar daha samimi, daha samimi'' dedi. Her ne kadar beynime komut göndermeye çalışsam da bir türlü samimiyeti sağlayamıyordum. Kalbimin atışlarından beynime komut göndermekte zorlanıyordum. Kalp atışlarımı hissetmemesini istiyor bir yandan da istedikleri pozları vermeye çalışıyordum. Elimden geldiğince poz verdim. Yönetmenin ''tamam arkadaşlar şimdilik bu kadar yeter, ara verelim'' demesiyle -daha 2 saniye önce kollarımda olan kız- kollarımdan kaydı gitti. Onunla tanışamadan onu bırakacak mıydım? Gerçekten bunu yapacak mıydım? Bu kadar mı cesaretsizdim? En fazla ne olabilirdi ki? Diye düşünerek ürkek adımlarla arkasından yanaştım...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Aşk Olsun Sana GÖK!
RomantizmModellikle uğraşan bir delikanlı, haftada 6 gün spor yapan bir sporcu, tek eşlilikte fazlasıyla yeni bir çapkın olan Gök'ün yine kendisi gibi modellikle uğraşan, sportif, gök mavisi gözlü, duygusal bir kıza İrem'e olan ilgilisi. Araya girmeye çalışa...
