Geri çekildikten sonra Justin'in suratına baktım. Bana bakmıyordu. Bakışları Aaric'in yüzünde dolaşıyor gittikçe kaşları çatılıyordu. Daha fazla dayanamayıp konuşmaya başladım.
''Ona vuran sen miydin?'' İki saniye yüzüme bakan Justin tekrar Aaric'e dönmüştü. Aaric'e bakmaya devam ederken kısaca ''Evet.'' demişti. Beni umursamaması yüzünden komurdanıp kollarımı göğsümün altında birleştirdim.
İkisi de beni umursamayıp birbirlerine bakmaya devam ediyorlardı. Yaklaşık on dakika öylece durmuş birbirlerine bakmışlardı. Ben daha fazla dayanamayıp topuklarımın üzerinde döndükten sonra ters istikamette yürümeye başladım.
Bir süre fark etmemişlerdi. Bunu Justin'in ben yürümeye başladıktan on saniye sonra ''Kız gidiyor!'' diye homurdanmasından anlamıştım. Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırmış yürümeye devam ediyordum.
Justin'in elini kolumda hissettiğim anda durup sinirle kolunu ittim. Kolunu ittiğim elime baktıktan sonra ofladı.
"Nereye gidiyorsun Carly?" Tek kaşımı kaldırıp "Seni niye ilgilendiriyor?" diye sordum. Sol elini saçlarından geçirdikten sonra karıştırdı. Uçları sarı olan saçları dağılmıştı ama hala harika görünüyordu.
"İlgilendiriyor çünkü seni seviyorum." Dediğinde iyice sinirlenmiştim. Bu laflarına artık inanmıyordum.
"Eğer beni seviyor olsaydın, ben o lanet hastanede tedavi görürken yanımda olurdun Justin. Ben hergün o odanının kapısına umutla baktım. Her gün gelecek diye kendimi avuttum. Ama ne oldu biliyor musun? Gelmedin! Gitmeden önce veda etseydin böyle olmazdı. Sen herşeyi hayallerinin peşinden gittiğin gün berbat ettin. Sen o gün gelip bana soyleseydin ben seni engellemezdim. Çünkü biliyordum en büyük hayalin milyonlara şarkı söylemekti."
Gözümden yanaklarıma doğru ilerleyen yaşları sinirle sildikten sonra ağlamamı engellemeye çalıştım. Çünkü etrafı bulanık görüyordum. Onun tapılası yüzünü net bir şekilde görmek istiyordum. Çünkü emin olduğum bir şey vardı. Bu günden sonra herşey daha berbat bir hal alacaktı.
"Sen gittikten sonra bile ben sana kızamadım Justin. Çünkü sen hep bunu hayal ettin. Ben senin beni bırakmana rağmen hala mutlu olmanı istiyordum. Çünkü gerçekten sevmiştim. Sen her klibindeki kızla sevgili olurken, el ele Selena'yla gezerken ben hergün o fotoğraflara bakıp üzülmeme rağmen "benim için sorun değil o mutlu olsun yeter" dedim. Sen kendi duygularına sevgi diyorsun ama o sevgi falan değil."
Burnumu çektikten sonra tekrar göz yaşlarımı sildim. Justin'in yüzündeki şaşkınlık duygusu yavaş yavaş pişmanlığa ve üzüntüye dönüşüyordu.
"Carly...B-ben..."
"Hayır Justin." diyerek sözünü kestikten sonra boğazımı temizledim çünkü sesim ağladığım için değişik çıkmıştı. "Bugün ben konuşacağım. Seni suçlamıyorum. Yüzündeki pişmanlık duygusunu sil. Bu hale gelmemin tek sebebi benim. Senin yanına senden intikam almak için geldim ben. Tekrar aşık olmak için değil. Sakın benim için üzülme."
Söylediklerinin ne kadar ağır ve iğrenç olduğunu biliyordum. Ama tek seçenek buydu. Ya tamamen bitecektik, ya da bitecektik. Başka yolu yoktu.
Justin'in yüzündeki pişmanlık hissi gitmiş yerini sinir almıştı. Şaşkınlık hala yerinde duruyordu. Birazdan Justin sinirlenecek, bir şey söylecek ve sonra da gidecekti. Biliyordum.
"Sen...Sen kendininkine sevgi diyorsun öyle mi? Sen intikam için benim karşıma çıktıktan sonra bi de seviyorum diyorsun sonra da benim sevgime laf mı söylüyorsun Carly? Sen o lanet hastanede uyurken yanındaydım ben! Sen uyandığında beni görür, gitmem gerektiğinde de veda edemeyip daha çok üzülürsün diye sessizce sevdim gittim ben seni!"
İşte bunu beklemiyordum. Bu inanılmazdı. Bu itirafı inanılmazdı. Ama çok geçti. Ben o iğrenç cümleyi söyledikten sonra söylemesi bir şeyi degistirmeyecekti. Ne desem de inanmayacaktı.
"Seninki sevgi değil mi Carly? Ama benimki değil. Öyle mi? Senin sevgine inanmıyorum artık. Bunu ayrıldığımız ilk gün kendini başkasının kollarına atmandan anlamıştım ama sen simdi o cümlenle kanıtlamış oldun."
Bir konuşma iyi başlayıp harika devam edip berbat bitebilir miydi? Justin bunu yapmıştı. Sinirle elimi kaldırıp yüzüne tokadı gecirdim. Bunun için pişman olacaktım ama umrumda değildi. Başımı sağa sola salladıktan sonra geriye iki adım atıp topuklarımın üzerinde döndüm. Ve eve doğru yürümeye başladım.
YOU ARE READING
PROMISE( Justin Bieber Fanfiction)
FanfictionCarly Rose Clark. 14 yaşında kansere yakalandı. Annesini bu hastalık yüzünden kaybetmişti. Annesinden sonra hayatında güvendiği,sevdiği,değer verdiği tek kişi ilk aşkı Justin'di. Justin ona söz vermişti. Asla bırakmayacağım demişti. Ama bırakmıştı...
