1. Bölüm Özgürlük

33 6 6
                                        

Meryem:
Hayatta herkesin nefret ettiği bir konu, insan, düşünce, durumu olur. Benim ise annemdi. Ben, annem olacak bu kadından nefret ediyordum; yüzünden, gözünden, davranışlarından ve en önemlisi annem olmasından.
Her gün hiç bir önemi yokmuş gibi saçma sapan içkiler içer ve uyurdu, bana bağırır bazen şiddet uygular bazen ise insanlara sataşırdı. Her gece içiyordu lanet kadın, her gün para istiyordu. Bugün de doğduğum güne lanet okuduğum, keşke doğmasaydım dediğim günlerden biriydi.

Meryem 100' lük var mı?" Var mıydı, bilmiyorum.
Ama  "Yok" diye cevap verdim, sinirlenmişti bunu o kasılan yüzünden yayılan nefretten anlamıştım. Aniden evin duvarlarını inletecek şekilde bağırarak
"Senin gibi iğrenç bir insan görmedim ben, paran var ama vermiyorsun, gerizekalı! Nereye harcıyorsun bu paraları ha?" Kurduğu cümlenin anlamsızlığına, düşünmeden söylediği sözlere sinirlenmiştim. Bu kadın ne ile geçindiğimizi zannediyordu acaba!

Aynı yükseklikte ben de ona bağırmaya başladım "Ev kirasına anne, senin ödemediğin borç ve faturalara, gidip sataştığın insanların mahkeme tutarlarına ve daha bir çok b**tan sebeplere! Daha ne söylememi istersin?Sızıp kaldığın otel odalarına ya da kumara mı demeliyim , anne yeter artık kendine gell!"
İyice kızardı yüzü, sinirden
" Bana nasıl bağırmaya cüret edersin sen, serseri çık git evimden!" Bağırdı. Başka bir şey söylemesine izin vermeden "Bir kere ulan bir kere,  kızım dedin mi bana? Babam gittikten sonra bir kez gözlerini açıp baktın mı etrafına?! Evin haline?! Anne buranın sıcak bir yuva olması gerekiyordu, huzurlu olması benim başımı sokabileceğim güvenilir bir yer olması gerekiyordu, cehennemim değil cennetim olması gerekiyordu!" Annem vardı ama ben bir yetimdim. Yanaklarımın ıslandığını hissetmemiştim zaten biliyordum.

" Ama ne var biliyor musun? Umrumda bile değilsin artık, benim zaten bir annem yoktu hiçte olmadı!" Deyip önceden hazırladığım çantamı aldım. Hızlı adımlar ile dışarı çıktım.

Uzun zamandır ayrılmayı düşünüyordum. Ama bir türlü yapamadım. Her seferinde sırf doğurdu diye, sırf baktığı bir kaç yıl hatrına ayrılamamıştım. Bacaklarım beni taşıyamıyordu, farkındaydım ama yürümek zorundaydım. Hıçkırıklarım azaldığında bir şeyi fark ettim, akşam oluyordu. Lanet olsun. Nerede yatacaktım? Banklar en uygunuydu sanırsam, ya da bir hastane...

Ceyda:
Her zaman ki gibi iş bulabileceğimi zannettiğim sokaklardan birindeydim. Karanlık çökmeden önce bir iki tur daha attım ama nafile. Bulamayacağını bile bile gezen insana ne denirdi ki?

Artık eve dönme vaktiydi. Otobüs durağına doğru yürürken 'Hayat'ımı düşündüm: Hasta bir annem, çalışkan bir erkek kardeşim ve pekte hoş olmayan bir ev. Maddi durumu hiç saymıyorum bile. Bunları nasıl mı atlatıyorum? Hayata olumlu bakan birisi olduğundan hiç üzülmemiştim. Annem işten kovulduğunda bile.

Babam öleli 2 yıl olmuştu, işte o zaman bir dönüm noktasıydı bizim için. Annemin işten kovulması, hastalanması, kirayı ödeyemediğimiz için evden atılmamız bütün olaylar zincir gibi sıralanmıştı. Otobüs beklediğim durağa gelince indim. Yavaş adımlar ile eve doğru yürümeye başladım ama apartmanın önünde ki ambulans, bütün dengemi altüst etmişti. Ne için oradaydı? Yoksa a-annem için mi?

~~~*~~~*~~~
Annem. Tek düşündüğüm annemdi. Koşarak ambulansa doğru ilerdim. Ambulansın kapısını açtım.
"Anne?". Ölüme benzeyen siyah torbaya doğru ilerledim. Fermuarı aşağı çektim. Bu, bu annemdi.

Annemin gülüşü gözümün önüne geliyordu, küçük hatıralar su damlaları gibi okyanusuma damlamaya başladı.

Annemdi.
"Baban gelene kadar televizyon izleyebilirsin sınırı aşmak yok ama."
Benim yüzümden...
Annem ölmüştü.
"Anne baba karneme bakın!"
Benim yüzümden...
Artık yoktu.
"Bak baban yıldız artık, o bizim ışığımız oldu."
Benim yüzümden...

Farklı Dünyalar:Kesişen YollarWhere stories live. Discover now