BSH⭐
°~°
“Merhaba,” diyerek elimi karşımda oturan adama uzattığımda,adam gülümseyerek uzattığım elimi tuttu.
“Merhaba,otursana.”
Gülümseyerek karşısında duran koltuğa oturduktan sonra,rahatlamak amaçlı derin bir nefes alıp,tekrardan adama döndüm.“Daha yenisin anladığım kadarıyla.” dedi adam gülümseyerek.“Evet,tatilde boş kalmak istemedim.Bilirsiniz,erkenden hayata atılmak,her zaman iyidir.”
Adam gülümseyerek,oturduğu yerde dikleştikten sonra,dosyamı eline alıp incelemeye devam etti.“Kaya Serez, ha?” dediğinde,istemedende olsa gülümsemiştim.“Evet,babam.” diyerek oturduğum yerde dikleştim.
“Hım,pekâla ufaklık.Deneme için seni almamızda bir sorun göremiyorum.” dedikten sonra dosyayı masaya fırlatıp ayağa kalktı.“Umarım beni anlamışsındır.” Gülümseyerek uzattığı elini tutup geriye çekildim.
“Ne zamana başlayabilirim?”
Adam,sol elini cebine sokup,sol eliyle çenesini sıvazladıktan sonra,nefesini dışa verdi.“Şimdi.” dediğinde,ufak çaplı bir şok yaşasamda,bozuntuya vermedim.“Pekâla,nerede?” Adam, eliyle kapıyı açıp gülümsedi.“Hemen kapımın önünde.” Başımı olumlu anlamda sallayıp,çantamı sıkan ellerimi anlıma götürüp,sildim.Ne kadar gergin bir iş bu!
Kapının önündeki masayı görmemle gülümseyip üzerimde ki ince montu çıkardım.Tekerlekli sandalyeye oturup,ileri geri oynattıktan sonra, ellerimi klavyenin üzerine koydum.
Birkaç dakika sonra,yanımda duran telefonun çalmasıyla,bir an ilkilsemde hemen telefonu alıp kulağıma götürdüm.“Buyrun,Samyeli Holding.” dediğimde,ismini yeni öğrendiğim patronumun odasından kahkaha sesleri yükselmeye başladı.
“Duru,benim Araf bey.Patronun.Sana bu işleri öğretmem gerekiyor.”
Telefon hâla kulağımdayken, gülümseyip telefonu kapattım.Araf beyin kapısını tıklatıp içeri girdikten sonra,masasının önünde durdum.
“Bugün önemli bir toplantım var.Ve, sende benimle geliyorsun.” Kalbimin atışları hızlanırken,gülümseyip başımı salladım.“Teşekkür ederim, ama daha ne yap-” Sözümü yarıda kesip gülümsedi.“Merak etme.Sana fazla bir şey düşmüyor.Yanımda ol yeter.Senin yerine başka birinide alacağım.Tedbir için.”
Nefesimi rahatladığımı belli etmek i için dışa doğru verirken,patronumun telefonunun çalmasıyla ortamdaki sessizlik bozuldu.“Evet,” dedi ciddi bir ses tonuyla,Araf bey.“Tamam,hangi salon?” Birkaç saniye sonra telefonu kapatıp ayağa kalktı.“Takip et beni.
Yeni iş gününde,yeni bir görev.”
Odadan çıkıp asansöre geçtikten sonra,birkaç kişiyle asansörü beklemeye başladık.Asansörün geldiğini belli eden sesle,kabine girdik.Araf bey,bir tuşa bastıktan sonra elinin birini cebine atıp beklemeye başladı.Yirmilerinin sonunda,otuzların başında gibi gözüküyordu.Kendine çeken bir yapısı vardı ve oldukça centilmendi.
Asansörden Araf beyle indikten sonra uzun kolidorun sonunda ki kapıya doğru ilerledik.Kapının kulpunu tutan Araf bey,başını bana doğru çevirip gülümsedi.“Hazır mısın ?”
Heyecanla başımı sallamamla salona girmiştik.
Salonda uzun bir masanın yan taraflarında birçok iş adamı vardı. Hepsi bizi bekliyor gibi ayağa kalktıktan sonra selamlayıp yerlerine geri oturdular.Araf bey,masanın bir ucuna oturunca,yanında ki yerede ben oturdum.Galiba haklıydı.Benim yerime tebdir amaçlı bir bayan daha getirmişti.
Birkaç dakikanın ardından,kapının açılmasıyla herkesin başı kapıdan tarafa döndü.Oraya doğru başımı çevirdiğimde,gözlerimin fal taşı gibi açılmasına engel olamamıştım.
Bu çocuk,parktaki çocuk değil miydi?
Ne işi vardı burada ? Ayrıca,takım elbise giymesi ne demekti ?
İçeri girdiğinden beri kimseyle göz teması kurmuyordu.Masanın diğer ucunada o oturduktan sonra,iş adamlarının dosyalarını açmasıyla Araf beye döndüm.O,da önünde ki dosya ile ilgileniyordu.
“Evet,bildiğiniz gibi bu ihale bizim için çok önemli.Kazancımız nereydeyse,iki katına çıkacak.Bu, büyük bir başarı olabilir.” dedi Araf bey.Diğer iş adamlarından,Araf beyi onaylar anlamda sesler çıkarken,o gün parkta karşılaştığım çocuk telefonuyla uğraşıyordu.
Araf bey,güven vermek amaçlı kolumu sıktığında,gülümseyerek önümde ki dosyayı açtım.“Bu ihale, Türkiye'de olan büyük eksiklikleri tamamlayacaktır.Analizle-” dediğim anda o gün parktaki çocuğun sesi, cümlemi kesmişti.“Yeter.” dedi sert ve öldürücü sakinlikte sesiyle.Gözlerim ona doğru dönerken,onun bana bakmadığını gördüm.Herkes şaşkınlıkla o çocuğa bakarken,Araf bey lafa atıldı.“Ama Doğu bey,babanız Alparslan bey bu iş-” Tekrardan lafımızı kesmişti bu çocuk.“Kabul edildiniz.İşlemlere bir an önce başlayın.”
Araf bey gülümseyerek ayağa kalktığında,adının Doğu olduğunu öğrendiğim çocuk,hızla salondan çıktı.Terbiyesiz !
Araf beye döndüğümde,bana gururla baktığını görmüştüm.Harika,bu çocuk sayesinde işe tam anlamıyla alınmıştım !
Bir Ay Sonra,
Bugün ilk okul günüm olacaktı.O gün ki olaydan sonra,birçok başarı elde etmiştim.Araf bey,benden hiç olmadığım kadar umutluydu.Bu beni her geçen gün mutlu ederken,bir daha Doğu'yu görememiştim.
“Merhaba,Mahmut abi.İstikâmet,okul.
Bunu biliyorsun değil mi?” dediğim anda,Mahmut abi kapıyı açıp gülümsedi.“Bilmez miyim,Duru hanım.Meşhur okul gününüz.”
Kapıyı kapattıktan sonra sürücü koltuğuna geçip gülümsedi.“Okula saat 9.40 gibi varırız efendim.Yani, yaklaşık yirmi dakika sonra oradayız.
Okulunuz saat 16.40'da bitiyor.Sizi 16.41'de aşağıda bekliyor olacağım.”
Gözlerimi devirip,Mahmut abiye susması için dokundum.Mahmut abi anlamış olacak ki,gözleri kırpıştırdı.
Mahmut abinin dediği gibi yaklaşık yirmi dakika sonra okulda olmuştum.
Okulun büyük tabelasında,Sipahi Koleji yazıyordu.İçimden,bu kolejin isminin ne kadar güçlü ve onurlu bir isim olduğunu düşünürken,beni okulda bekleyen kuzenim el sallayarak yanıma geldi.“Selam !”
Gülümseyerek ona sarıldıktan sonra okula doğru ilerledik.Ailemden sonra, onlara ait olan tek şey teyzemler olmuştu.Bir de eniştem ve kuzenlerim.“Özledim seni.” dedim Peri'ye.Gülümseyip yanaklarımı sıktıktan sonra,koluma girdi. “Sınıfımız için müdürün odasına gitmemize gerek yok.Ben öğrendim.
11/F'ye gidiyoruz canım kuzenim.”
İçten kahkahamı ona sunduğumda, karşılık olarak alaycı kahkahasını bana armağan etmişti.Sınıf kapısına vardığımızda,içeri girip sıraya oturduk.“Bu kolejin adı gibi içidr güzelmiş,Peri.” dedim gülerek.
Peri,bana kısa bir bakışın ardından önüne döndü.“Demi,” diyebilmesinden anladığım kadarıyla bu kolejte bir terslik vardı.Evet !
Bu iştede,kolejdede bir terslik vardı.
“Herneyse.İlk günden ders mi işlerler?” dediğimde,umutsuzca başını salladı.“Malesef.Üç senedir buradayım,bir günde okulun ilk günü ders işlememezlik yapmazlar.Aman,” dedikten sonra eklem kemiklerini sıraya vurup,güldü.“Allah korusun.”
Sohbetimiz giderek büyürken,Peri nefesini seslice dışa verdi.“İyi misin?” dediğimde,başını olumsuz anlamda salladı.“Biliyorsun,her okulun kendine ait farklı yönlerde çeteleri vardır.” dediğinde,merakla devam etmesi için elini sıktım.“Buradada bir çok farklı anlamda çete var.Ama korkman gereken tek çete,” diyerek başıyla kapıyı göstersi.
Kapıdan içeri mavi topluluk girince ilkilip sırada geriye doğru kaydım.
Dört ya da beş tane mavinin içersinde,bir tek asil rengiyle duran siyah vardı.Bu çocuklar ne acaiplerdi böyle.“Onlardan korkacaksın.” dedi Peri,dikkat çekmek amaçlı.“Neden?” diye sorduğumda,gülümsedi.
“Çünkü onlar DİZAM'LAR.”
Anlamaz gözlerle Peri'ye bakarken önünde ki kağıdı bana uzattı.
Doğu Sipahi,İlkdemir Temir,Zeki Aras,
Artan Tahan,Mert Kaya.
Bu da ne demek oluyordu böyle ?
Şaka felan mıydı ? Gülerek Peri'ye dönmemle başında ki siyah gölgeye çevirdim bakışlarımı.
Ah! Hayır,hayır.Gene mi sen ?
