Sabah uyandığımda güneş ile değil zil sesimle uyandım. Yine hafta sonuydu okul yoktu ve ben yine erken uyandım. Arayan numaraya baktığımda kayıtlı değildi. Ama tanıdık geliyordu. Açtiğimda:
"Alo? Kimsiniz?"
"Ahh Corey, beni ne hemen unuttun?"
"Dolan!"
"Ben ismimi söylemeden çözebildin. Zeki kızsın, gerçi öyleydin."
"Kes çeneni Dolan!"
"Niye Corey? Sana güzel sözleri söylereken hoşuna gidiyordu."
"Onlar eskidendi. Sen git o sürtükle hayatına devam et!"
"Cidden öyle birisiyle beraber olacağımımı zannediyorsun? Öyle kişilerle ancak gönül eğlendirilir."
"Sende zaten bunu istemiyor musun git ne halin varsa gör!"
Tam telefonu kapatacaktım ki...
"Yarın New York'a senin yanına geliyorum."
"Nereye gidersen git ama benim yanıma gelemezsin."
"Evin adresini ver."
"Cidden bu kadar kolay mı zannediyorsun. Kendin de o sürtükte bence bok çukuruna daha layıksınız."
Dedim ve telefonu kapattım.
Neden normal insanlar gibi değilim. Sabahları ailemle doğru düzgün musmutlu uyanmak... Neden ben? Birileriyle dertleşmem gerek ikizleri uyandırmak istemedim. Mutfağa inip, kendime gevrek koydum. Hızlı hızli yiyip odama çıktım. Duşumu alıp, Üstüme şort ve blüzümü geçirdim. Aşağıya indim ayakkabımı giyinirken ikizlerin benim kaykayımı getirdiğini gördüm. Sanırım biraz kafa dağıtabilirdim. Kaykayı alıp dışarı çıktım. Sabahın 7 sinde kaykay. Ciddenmi?hahahahaa
Kaykay sürerken bir yandan telefonundan Ashly'i aradım. Ne zamandır görüşmüyorduk ve ulaşılamadı.
"Ama ben şuan ulaşmak istiyorum!"
Ahhh bu telefonlardan bıktım. Çok yorulmuştum. Cam'in beni götürdüğü sahile yakındım. Oraya gidip iskelenin sonuna yerleştim. Kimse olmadığı için rahattım. Olanları düşünmeye başladım. Yine aynı şeyler sadece hayatımı Cameron değiştirmişti. Cameron ile inatlaşıyordum ama bu hoşuma gidiyordu.Gülmeye başlamıştım. Dışardan salakça gözüktüğüme eminim.
"Prenses söylesene şu gülünç şeyi bizde gülelim."
"Cameron? Hahaah senin ne işin var burda?"
"Ahh Nash sayesinde . Evde sevinçten bağırıyor, zıplıyor. Aşık olmuş."
"Aaaahah Nash birine aşık olmuş vay be" dedim ve ikimizde gülmeye başladık.
"Bizim sitede oturuyormuş. Almanya'dan gelmişler. Kıvırcık ve çikolata tenliymiş hatta ikizide varmış."
Bi sn bu Bizimkilerden biri olmasın.
"İsmi ne?"
"Niye sordun. Nash'e mi ayarlıcan ahahah"
"Sana soru sordum çok yakınım olabilir."
"Ahh pekala, adı Sarah"
"Ne! Ciddi olamazsın benim ev arkadaşlarım şu anki ahahhahaah"
"Şaka yapıyorsun?"
"Ciddiyim. Dur bi sn eğer öyleyse... Biz seninle aynı sitede mi oturuyoruz!?"
"Ahh... Evet ... "
"Ve sen bunu bana söylemedin."
"Evet."
"Off niye söylemedim ki."
"Ne bilim takacağını zannetmedim."
-Cameron'un ağzından-
Ahh evet söylemedim. Çünkü benimle yaşadıklarını başkasıyla yaşamanı istemedim. Off ne diyorum ben.
"Prenses, bi soluksun, değişiksin. Bu saate uyanmanın ve burada olmanın sebebi ne?"
"Ahh ciddi olamazsın Cameron. Benim dertlerini kaldırabilecek misin? Ve sen beni ne hemen çözdün."
"Anlat. Dinlerim"
"Pekala anlatıyorum..."
Ve bana tüm yaşadıklarını anlattı. Aile hayatı, o pislik Dolan. Bu kadar saf ve güzel bir kıza nasıl ihanet edebildi. Onu bu halde görmek içimi acıtıyordu. İlk defa bir kıza karşı böyle hissediyorum . normalde kızlar benim için tüm ucuzluklarını öne serer. Ama karşımda duran kız Corey... Öyle değildi. Önceden başka dileklerim vardı. Şuan tek dileğim, Corey benim hakkında ne düşünüyor olduğuydu.
Konuşmamızda göz yaşı, hıçkırıklarını dindirmek için elimden geleni yapıyordum.
"Şşş prenses. Geçti hepsi bak ben yanındayım. Seni üzen kimse yok burada. Geçti hepsi."
Ve ona sıkı sıkı sarıldım. Sonra ikimizde doğrulduk onu kendime doğru çekip boynuna yasladım. Sakinleşmişti. Bu kadar duygusallık bana göre değildi. Ama Corey bunu değiştirmişti . ve bunu sadece bir kere derdini anlatarak yapmıştı. Garip hissediyordum. Ona bu kadar tutulduğum için öfkelensem mi sevinsemmi bilemiyorum.
-Corey-
Evet Cameron 'ın beni dinlemesi ve bana destek çıkması hoşuma gitmişti. O her seferinde beni etkilemeyi başarıyordu. Acaba o benim için ne düşünüyordu?
"Prenses. Bu kadar duygusallık yeter beraber kafa dağıtmamız lazım. Yarın okuldan bir kız evde parti veriyor. Bol müzikli filan abnlarsın işte. Oraya gelmeye ne dersin ?ikizleri de çağırsın Nash için iyi olur."
"Peki olur."
" o zaman akşam üstü 4 gibi hazır olun. Ben sizi almaya gelirim."
"Çok teşekkür ederim Cameron. Herşey için birisine içimi dökmek istiyordum ve sen çok iyi bir arkadaşsın."
"Arkadaş?"
"Evet arkadaş."
Ne yani biz şey olmadığımıza göre arkadasız ne var bunda.
Gözü kaykayıma kaydı.Ve gülümsedi.
"Vay be.' Kaykaycı Corey ' hahahahaha"
Koluna vurup
"Yaaaa"
"Hadi gidelim prenses"
"Hadi"
**************
Siteye girince evlerini sordum. Ve bizim evin hemen ön çaprazıymış. O kadar yakındık.
Elini saçlarının arasına daldırdı. Bişe dicek ama diyemiyor gibiydi.
"Prenses telefonunu verirmisin."
Telefonu ona uzattım.
"Şifren ne?"
"1881"
Şifremi girip. Tuşları açtı. Numarasını kaydediyordu içim kıpır kıpır olmuştu bir telefon numarası için hahahaha
Telefonumu bana uzatıp
"Yarın görüşürüz."
"Görüşürüz" deyip eve girdim.
İkizlerle yemek yedikten sonra olanları anlattım. Ama Nash meselesini Anlatmadım tabi. Sarah
"Ahh sana Cameron, bana da Nash olsa ne kadar ada güzel çiftler olur hahahahahaha"
Hep bir ağızdan gülmeye başladık. Partiden bahsedince.
"Kızım bu simdi mi söylenir alış-verişe gidiyoruz hadi"
Ahh niye söyledimki ben simdi. Daha yarınaydı. Ve benim fazlalıkla elbisem vardı. Sonra alış verişe çıktık.
*fazlasıyla uzun bölüm yazdım :). Hikayeyei destekleyenlere çok teşekkür eederim. Multideki çılgın Corey:). Öpücüklendiniz :* *
YOU ARE READING
ÜNİVERSİTELİ (Cameron Dallas)
Teen Fiction"Corey, bu dünyada kötüler ölmeyi hakkediyor,kötüler yüzünden susup acı çekmeyi bırak." "Bu yüzden ölmeyi hakkediyorum" ....
