Yağmurun harmanı....

456 41 35
                                        

Merhaba sevgili okuyucularım. Biliyorum baya bir ara verdim biliyorum ama ciddi anlamda problemler bir yana hiç vaktim olmuyordu. Bu gecikmeden dolayı hepinizden özür diliyorum. Umarım bekletiğime değen bir bölüm olmuştur.
Keyifli okumalar:))
Multimedia şirzat

Diğer bölümden kısa bir alıntı unutanlar için öpüldünüz:)))

Günler bir birini kovalıyordu ve gece her uyandığında şirzata saydırıyor olup olmadık laflar ediyordu. Şirzat en son çareyi onu iki gün boyunca uyutmakta buldu. Yoksa bu gidişle iyileşemiyecekti. Bu asi haleri onu oldukça keyiflendiriyordu. Tabi olmadık zamanlarda sivri dilinden dökülen laflar onu delirtiyordu.

Ha onu uyutuyorlar diye sustu sanmayın. Uykusunda bile saydırır halle gelmişti.

"Manda,uyuz ,allahın hödüğü ,domuz.." ve bu böyle devam ediyordu. Şirzat yüzündeki gülümsemeyi silmeden oturduğu yatakta ona doğru eğildi,

"O dilini koparacam arsız kızım ve bu çok zevkli olacak!"kullak memesinin tam arkasına dudaklarını sertçe bastırdı. Dudaklarının altındaki tenin titremesi ruhunu okşuyordu. Çünkü oda biliyordu ki o kalp ve beden sonsuza kadar onun için atıp ,titreyecekti. Tabi önce bu cadıyı sakinleştirmek için uğraşmalıydı..

Simay sürekli uyutulmaktan bitap düşecekti artık. Her gözünü açışında ve domuzu gördüğü saniyede cinleri tepesine çıkıyor ve diline hakim olamıyordu. Ama artık uyumakta istemiyordu. Çünkü henüz gidişini sindiremediği bir dostu vardı ve hayatının bu radeden sonra nasıl ilerleyeceğini kestiremiyordu.Her yeni başlangıçlara umut beslediğinde daha ağır yıkıntılarla karşı karşıya geliyordu. Bunun daha fazlasının olmasını istemiyordu. Gerçi daha fazlası ne olabilirdi onu bile bilmiyordu . Gözleri usulca odayı arşınladığında sanki göreceği son noktayı bulmuş gibi durdu. Şirzat koltukta her zaman ki rahatlığıyla kurulmuş uyuyordu. Sanki babasının malıydıda o kadar rahattı. Onu ne kadar kovsada dilindeki kelimeleri ok gibi ona fırlatmaya çalıştıysa bir faydası olmamıştı. Şirzat onu ciddiye almamış ,hata üstüne alay eder ve nispet edercesine burnunun dibinden ayrılmamıştı. Ona ne olduğunu bir türlü anlıyamıyordu. Aniden bu dönüşünün nedenini bilmiyordu. Başına taş düştü desem ,taşa zarar gelirde bu kütüğe fayda etmezdi. Başına meteor çakılsa o şirzatı yakmak yerine şirzat onu çoktan aleve verir binbir parçaya ayırırdı. Dünyada bozulmamıştı. Eee o zaman bu adama ne olmuştu. Bunun cevabı bir tek ondaydı ve ondan almakta biraz sıkardı...ama alacaktım.

Sabah black gelmiş ve bugün taburcu olacağını söylemişti. Tabi içiri girene kadar şirzatın etmediği şey kalmamıştı. Bir yumruğu eksikti oda sargılarımı kontrol etmeye çalıştığında tamamlanmıştı. Neymiş efendim ona aitmişim ve o bana dokunmuş. O parmaklarını kesmiş olması gerekiyormuş ve saire vesaire. En son cırladığımda iki adamda kaçarak odadan çıkmıştı. Şirzat bu gıcık etmeden gitmez değil mi aynen öylede yapmıştı. Tam çıkacaken sadece kafasını kapıdan sokmuş 'ben şimdi onun o parmaklarını koparmaya gidiyorum ,sonra sıra senin o dilinde!"diye tıslayıp kapıyı kırarcasına çarpıp çıkmıştı. Bu adamın benden ne istediğini hâlâ anlamış değilim.Zaten sonra çıldırmanın eşiğine geldiğim için yapılan bir sakinleştiriciyle yine uyumuştum.

Hayat öyle yada böyle geçip gidiyordu. Tek fark kimisi zorluklara atlatırken,bazıları huzurla geçirebiliyordu. Benim hayatım hiç bir zaman kolay ve rahat bir yaşam sunmamıştı bana. Hatırladığım ilkim bir hastane ve ardından rüzgar dı. Sonrasında ise kabuslar ve yetimhanedeki acılı günlerimdi. Her şeye rağmen umutla atmıştım adımlarımı yarınlara. Şirzatla tanışmak ise ap ayrı bir yaşamdı ve belkide geçmişim ve geleceğim boyunca alacağım en büyük darbelerin başını o alıyordu. Ama bu gün söylenen deyim yerindeydi.'Öldürmeyen acı güçlendirirmiş'. Bende ölmediğime göre güçlenmem gerekiyordu.

Karanlık Sevdam(Düzenlenecek)Where stories live. Discover now