Episode 1.

14 1 0
                                        

"Rosalie hadi ama seni tüm gün bu kapının önünde bir ağaç olarak bekleyemem."
Joe'nun bağırması tekrar kullaklarımı tırmalarken üzerimi daha hızlı giyinmeye başladım.Bugün son şansımı deneyecektim.Eğer bu iş görüşmemde de kabul edilmessem bir daha asla denemeyeceğime yemin etmiştim.Ben ve salak yeminlerim işte.
Hızlıca merdivenlerden inmeye başladım.İş görüşmesinden önce Joe'yla kahvaltıya gidecektik.Bunun beni motive edeceğini düşünüyordu.Joe'nun yanına gelip onu dışarı ittirdim ve kapıyı kapadım."Hadi gidelim" dedim gülümsemeye çalışarak.
Bana gülümseyerek arabasının kapısını açtı.Ve sürücü koltuğuna oturdu.Bende hızlıca onun yanındaki yerimi aldım.
Yaklaşık 20 dakika sonra şehrin merkezindeki büyük bir restoranın önünde durduk.
"İşte geldik.Hadi in bakalım koca bebek.Bu işi mutlaka kapma gerek!" Dedi büyük bir kahkahayla.Ona eşlik edip arabadan indim.Restorana girip bir masaya oturduk.
Joe benim küçüklükten beri arkadaşımdı.Öz kardeş gibi büyümüştük.yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi.Beni hiçbir şekilde yalnız bırakmamıştı.Annemin cenazesinde-biyolojik babamın gelmeye tenezzül bile etmediği cenaze- beni hep o avutmuştu.Ondan asla vazgeçmezdim vazgeçemezdim zaten.Bu sefer de benim yanımdaydı işte.
Garson kız önümüze titreyen ellerle mönüleri bırakıp telaşla mutfağa girdi.Mönüden bir kahvaltı tabağını seçip mönüyü önüme bıraktım.Garson kız tekrar gelip siparişlerimiz aldı ve beklemeye başladık.
Joe yla tam sohbete dalmışken yanımızdaki masadan gelen tabak kırılma sesiyle ikimizde aynı anda o tarafa döndük.Dönmemizle birinin bağırması da bir olmuştu.
"Önüne bakmayı öğrenememiş birini nasıl işe alabiliyorsunuz?!Bunun ne sikim olduğundan habern var mı?!!Bu orijinal Chanel marka bi elbise ve sen bunu mahvettin kahretsin!"
Yanındaki adam sıkılmışçasına ufladı ve dayanamayıp bağırmaya başladı:
"Ne halt ettiğini sanıyorsun?!Bir şeyden de şikyetçi olmasan cidden dişimi kırıcam.sıkıldım anlıyor musun sıkıldım." Bu sırada ayağa kalkıp ceketini aldı.Çocuğu inceleme fırsatı doğmuştu bana da.
Yaklaşık 180-190 boyları arasında fazla zayıf ve kolları dövmeli birisiydi.Kafamı yüzüne doğru kaldırdığımda Grimsi mavi gözleriyle benim kahvelerim buluştu.Yüzü tam anlamıyla Tanrısaldı.Yunan Tanrılarının şekil bulmuş haliydi.Gözlerim gözlerine kilitlenirken çene kasları aniden gevşedi ve tek kaşını "ne var" dercesine kaldırdı.Bunu görünce hemen gözlerimi kaçırdım. Yemeklerimizin dakikasında geldiği için şükredip çatalımı elime alıp salatalığa batırdım.
"Beni bıraktığın için teşekkürler Joe.Senin hakkını asla ödeyemeyeceğim " dedim kafamı arabanın camından içeri sokup.
"Lafı bile olmaz Rose.Dönüşte alayım mı?"
Gerek yok dercesine elimi salladım ve "hayır ya sağol" dedim gülerek.Peki diyerek el salladı ve arbasını sürmeye başladı.Devasa binaya dönüp iç çektim."sor bana neden burdayım kader" dedim kendi kendime.Elimdeki çantamı daha da sıktım ve hızlıca içeri girdim.

Koltuğun üzerindeki saate gözlerimi sabitlemiş yaklaşık on iki dakikadır adamın gelmesini bekliyordum.Ve on üç.. Sıkıntıyla iç çekip kafamı önüme eğdim.Kıvrılan eteğimi düzeltip ellerimle oynamaya başladım.Sözümü tutup tam vaktinde iş görüşmesine gelmiştim.Bu benim son şansımdı.Ama maalesef ki bu sefer de beni işe almak için deneyecek eleman geç kalmıştı.Tam kafamı yine saate sabitleyeceğim sırada adamın ofisine birinin girdiğini gördüm.En sonunda gelebilmişti.
Derin bir nefes alıp eteğimde ellerimi gezdirdim.Saçlarımı kulağımın arkasından çıkarıp arkaya attım ve ofise doğru yürümeye başladım.İşte başlıyorduk.
Kapıyı tıklatıp gel sesini duyunca kapının kolunu yavaşça çevirip içeri adımımı attım.Kapıyı sakince kapatıp büyük masanın önüne geldim.Adam beni farketmemiş gibi işine devam ediyordu.Dikkatini çekebilmek için hafifçe öksürdüm.
"Ah,siz bayan Wiker olmalısınız.Pardon dalmışım,lütfen oturun." Dedi gülümseyerek.Adamı onca saniyeden sonra inceleme fırsatım olmuştu.Yaklaşık 20-25 yaşlarında biri gibi görünüyordu.Zümrüt yeşili gözleri vardı.Ve şirketin havasına hiç uymayan uzun kıvırcık saçları.Gülümseyince yanağındaki çukurlaşmayla tatlı sayılırdı.
Masanın önündeki koltuklardan birine yerleştim.
Yaklaşık 25 dakikalık bi görüşme sonrası bana geri döneceklerini söylerek beni defetmişti.
Aşağı doğru sıkkın sıkkın nerdivenlerden inerken önüme bakmadığım için birine tosladım.Evet resmen tosladım çünkü neredeyse düşüyordum.Beni tutan kollar olmasa şuan halim fenaydı.Gözlerimi kaldırıp beni tutanın yüzüne baktığımda cidden ben ben değildim.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Sep 11, 2015 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Trust in your insctincs. ||| İçgüdülerine güven.Where stories live. Discover now