Kulağımdaki kulaklığı düşmemesi için ayarlarken yağmurun başlamaması için dua ediyordum. Hızlı adımlarla okul kapısından çıkıp sola saptım. Eve gidip direkt uyumak istiyordum. Bugün o kadar yorulmuştum ki bir ara derste uyuyakalmıştım. Ali Yar beni dürtmeseydi hocayla yine papaz olacaktım. Gözüme giren kahküllerimi dağıtıp önümden çektim. Kumral saçlarım sırtıma kadar uzanıyor, ben yürüdükçe sallanıyordu. Küçük bir derece iş bozukluğu olan ela gözlerim uykusuzluktan kızarmıştı.
Çalan telefonumla kulaklığı indirip bağlantıyı koparttım. Teyzemin aradığını görünce hemen açtım. "Teyze?"
"Selinay, neredesin kızım? Yağmur bastıracak, su içinde kalacaksın. Enişteni göndereyim mi, gelip alsın seni?"
Adımlarımı hızlandırıp başımı iki yana salladım. "Yok teyze, geldim sayılır. Marketin oradayım."
"Tamam, dikkatli ol."
"Tamam," deyip telefonu kapattım.
Ben Selinay. Selinay Acar. 17 yaşında, teyzesi ve eniştesi ile yaşayan yetim bir kızım. Annem ben 7 yaşlarındayken kalp krizi nedeni ile vefat etmiş, beni bir başıma bırakmıştı bu dünyada. Babamın olmadığını, tek gecelik bir ilişkinin sonucu olduğunu biliyordum. Annem ölünce beni teyzem ve eniştem yanına almış, onlarla büyütmüştü. Her zaman aramız çok iyi olmasa da kendimi hiç sığıntı gibi hissetmemiştim. Eniştem sakin bir insandı. Beni kızları İkra'dan ayırmamışlardı. Onlara çok minnet borcum vardı. Her ne kadar pek iyi bağımız olmasa da bana dikkat etmişlerdi bu yaşıma kadar. Doktorlarımla uğraşmış, hastalandığımda bana bakmışlardı.
Derin bir nefes alıp sitenin girişine doğru geldim. Güvenlikten, sipariş ettiğim telefon kılıfımın kargosunu aldım. Yokuştan aşağı doğru inip A bloğa girdim ve 3. kata çıktım. Anahtarımı çıkartıp eve girdiğimde evin kokusu suratıma çarptı. "Teyze! Ben geldim."
Teyzem mutfaktan çıkıp bana gülümsedi ve telefonunu bıraktı. "Hoş geldin."
Başımı sallayıp parmak uçlarımda odama doğru ilerledim. Teyzem kızmakta gecikmedi. "Selinay, düzgün yürü!"
"Yürüyorum ya," diye mırıldandım. Ayak tabanlarımın üstüne basarak yürümeye devam ettim.
Üstümü değiştirmiş, yemeğe yardım etmiştim. İkra da hasta olduğu için okula gitmemiş, evde uyumuştu ama şimdi daha iyi gözüküyordu. Eniştem de gelip oturduğunda yemeğe başladık. Fırında tavuk, salata, meze, mercimek çorbasına baktım. Neyse ki teyzem önüme pilav, yoğurt ve salata koymuştu. Tavuğun kokusu dahi midemi bulandırıyordu. Bunlar olmasa ekmek ve Nutella yiyecektim.
"Okul nasıl geçti, Selinay?" Eniştemin tok sesiyle ona baktım.
"İyi geçti, enişte. Beden dersinde yoruldum sadece."
Başını sallayıp İkra'ya döndü. "Sen nasılsın bugün, kızım?"
İkra telefona bakmaya devam ettiği için eniştemi duymadı. Ayağımla onu dürtünce önce bana, sonra babasına döndü.
"Daha iyiyim, baba. Kusmuyorum artık. Sadece boğazım biraz ağrıyor."
"İyi bari. Bir şey olursa haber ver, tamam mı?"
"Tamam."
Eniştem tekrar önüne döndüğünde normalden daha sessizdi. Bir şeyler olmuştu ama neydi bilmiyordum. Teyzeme baktığımda o da önündeki yemekle ilgileniyordu.
Yemek yemiş, teyzeme bulaşıklarda yardım etmiştim. Pijamalarımı giyip yatağıma uzandım yorgunca. Uzun süre TikTok'ta video izledikten sonra telefon elimde uyuyakalmıştım. Susuzlukla uyandığımda saat gece bire geliyordu. Odam evin en uzak tarafında kalıyordu. Odamdan çıkıp parmak uçlarımda yürüyerek mutfağa gittim.
"Elif, bilmiyorum ne yapacağımı! Selinay'ı ne idüğü belirsiz insanlara veremem. Adam dava açarsa ne yaparız, onu da bilmiyorum. Bana doğruyu söyle, ablan gerçekten ne halt yedi?"
Adımlarım bıçak gibi kesildi. Eniştemin neyden bahsettiğini anlamaya çalışıyordum. Ben daha duyduklarımı toparlayamadan teyzem konuşmaya başladı.
"Cenk, doğruyu söylüyorum! Ablamın çocuğu olmasa elin kızına niye bakayım? Selinay ablamın kızı! Bu adam kim, ben nereden bileyim? Ayrıca yaptığı DNA testine de inanmıyorum. Bir de biz yaptıralım. Belki raporlarla oynadı?"
Bütün dünyam dönerken yere yapışmamak için kapıya tutundum. Ne dediklerini tam olarak anlayamıyordum ama anladığım kadarıyla olanları da kabul etmek istemiyordum. Beni kimseye vermezlerdi, değil mi? Her şeyden önce düşündüğüm ilk şey buydu. Düzenimin bozulmasını istemiyordum. Rastgele insanların yanına gitmek istemiyordum. Ben Filiz Acar'ın kızıydım. Bu yalan olamazdı.
Kapıya yaslanmayı bırakıp içeri adım attığımda eniştemle teyzemin tartışmayı kesip bana dönmeleri saniyeler sürdü. Teyzem dehşetle bana bakarken eniştem dişlerini sıkarak elini alnına yaslamıştı.
"Teyze? Şaka yapıyorsunuz, değil mi? Beni rastgele insanlara vermeyeceksiniz?"
Teyzem ayağa kalkıp elimi tuttu ve beni koltuğa oturttu. İnsanlardan ne kadar korktuğumu biliyordu. Dışarıda bile temkinli adımlarla yürür, kimseyle iletişim kurmazdım. Bu yüzden çok az arkadaşım vardı. İnsanlardan hoşlanmıyordum.
"Yok öyle bir şey, Selinay. Sahte DNA testiyle gelmedikleri ne malum? Korkma, yanımdan ayrılmıyorsun. Sen bana ablamın emanetisin."
Bir eli saçlarımı okşarken diğer eliyle elimi tutuyordu. Eniştem konuşmaya başladığında ona döndüm.
"Geçen hafta sonu iki adamla bir kadın evimize geldiler. Senin hastanede karışmış olabileceğini..." Son cümlesini özellikle vurgulayıp imalı bir bakışla teyzene baktı. "Ve başka bir anneye verilmiş olabileceğini söylediler. DNA testi yaptırdıklarını, senin biyolojik olarak onların kızı olduğunu iddia ettiler. Arslan Erden ve Melike Erden adında bir çiftmiş. Yanlarında da yirmi altı yaşlarında bir delikanlı vardı, muhtemelen oğullarıydı. Ama hiçbir şey kesin değil. Bu yüzden korkmanı istemiyorum. İstersen yarın okula gitme. Önce biz de gidip DNA testi yaptıralım. Benim tanıdığım, güvendiğim bir doktor var. Olur mu, canım?"
Ne ara başımı salladım, ne ara odama gidip uyudum, ne ara sabah oldu bilmiyorum. Sabah hastaneye gitmek için hazırlanırken tek bildiğim çok korktuğumdu.
Bölüm sonu
YOU ARE READING
Kayıpsan (Gerçek Ailem)
ActionOn yedi yıl boyunca ailesi sandığı insanlar, aslında onun ailesi değildi. Selinay Acar, hayatı boyunca kendisine ait olduğunu düşündüğü bir evde, kendisine ait olduğunu sandığı bir hayat yaşadı. Ta ki yıllardır saklanan gerçek ortaya çıkana kadar. B...
