awake, ı opened my eyes to see

4 1 0
                                        

"naber?" diye lafa giren ablamın bakışları altında hiçbir şey diyemeden diken diken olan tüylerim eşliğinde susup yüzüne baktım. bomboş bakan gözlerinin yanında sakin ve aptal bir gülümsemesi vardı, sanki intihar etmeye kalkışan o değilmiş gibi. sanki evi aradığında beni sormayan ama herkesle konuşan o değilmiş gibi.
gülümsüyordu.

"iyi." dedim boğazım kuru bir şekilde. sanki onun o ölü gibi yatan bedeni yüzünden gecelerce uykusuz kalmamışım gibi, sanki onun yerde hareketsizce yatarken bana diktiği gözleri yüzünden saatlerce gözlerim boşluğa dalmamış gibi, sanki beni geride bırakmayı göze aldığı için geceler boyu ona lanet etmemişim gibi kuru bir "iyi" çıkıverdi ağzımdan. başka bir şey diyemiyordum, demiyordum. ona gerçekleştirdiği eylem hakkında soru sormak daha da kötü duruma getirebilir demişti doktor. ama ben ona nasıl bunu yaptın diye bağırmak istiyor, günlerdir sorguladığım değerimin onun gözünde bu kadar alçaklarda olup olmadığını gerçekten merak ediyordum. kelimeler boğazıma diziliyor, tüylerim diken diken olup derime batıyor, gözlerimde sırf gözyaşı birikmesin diye zorlamaktan gözlerime ağrılar giriyor. birisi "ablan" dediği an ağlamaya başlamak istiyorum, günlerce susmadan soluksuzca ağlamak istiyordum. duyduğum her şeye ve herkese bağırmak istiyordum. bu kadar değersiz miyim? sorusu ise derimi bir bıçak gibi kesiyor. o benim bütün hayatım olmuşken ben onun geride bırakabileceği herhangi bir kişiden farksızdım. aradığında sormaya tenezzğl bile etmediği herhangi birisiydim sadece. laflarımın hiçe sayıldığı birisiydim onun gözünde. sanki bir yabancıydım da hal hatır sormuş, herhangi bir yağmur gibi akıp gidiyordum hayatından.

ben kimdim ki onun gözünde?

onun için deli gibi endişelensem de herkesi sorup bir tek sormadığı birisiydim, aklına geldim mi onu bile bilmiyorum. o benim aklımdan çıkmazken.

korku dolu günler geçirsem de sadece "ne yapıyor" diye bile sormadığı birisiyim. dışarıdan dümdüz duran, harika bir kafaya sahip olan ama darmadağın bir akıl ile güç bela yaşayan bir canlıyım sadece. ablamın umrunda değilim. aptalca hissetmem için bu bile yeterli değil mi, ablam beni umursamıyor. sanki camdan bir fanusun içindeyim ve o sağımdan solumdan geçip beni görmezden geliyor

"ne yapıyorsun?" diye bir soru duyduğumda ise ciğerlerimden çıkmak üzere olan nefes boğazıma düğümlendi. duymak istediğin soru bu değil miydi heeseung? bunu istemiyor muydun sen? ablan seni sorsun, seni merak etsin istemiyor muydun? sırf bu yüzden arkadaşlarını "sinir bozuyor muyum" diye darlamıyor muydun saatlerce, tavanlara bakmıyor muydun geceler boyu. ağlamadın mı bunun için, cevap versene ablana...

"hiç" dediğimde ise kafamı zorla yerden kaldırıp ablamın gülümseyen gözlerine baktım.

bana nasıl gülümsediğini deliler gibi merak ederken yanaklarıma kramplar girdi, gözlerim acıdan ve ağrıdan kapanmak üzereydi. gülümsedim. nasıl gülümsedim? kendimi görme şansım olsaydı kendim hakkımda ne düşünürdüm? ya da o bana hiçbir şey olmamış gibi gülümserken ne düşünüyor? gerçekten gülümsüyor mu? neden gülümsüyor? keyfi yerinde mi?

"hiçbir şey... çalışıyorum, hikaye falan yazıyorum. eskisi gibi işte" cümlem başladığında ve bittiğinde aklıma tek bir soru vardı hala, "beni gerçekten hiç merak etmedin mi abla? beni öylece bırakıp giderken hiç düşünmedin mi? hiç beni aklına getirdin mi? benden nefret mi ettin?" ama bunları dile getirmeye cesaret bulamadım.

bulsaydım da muhtemelen alacağım cevaplar canımı feci yakacaktı, ben duymak istemedim o soruların cevaplarını. her ne olursa olsun. çünkü bu soruları düşünüyor olmak bile içimi deli gibi sıkıştırıyordu, dile getirmeye kalkışsam ağlamam da kaçınılmaz olurdu.

tüm bunları söylerken sesim o kadar düzgün çıktı ki kendime bir an inanamadım. sanki çok iyi bir tiyatroda oyuncu gibi hissediyordum. aklımdan geçen onca düşünceye rağmen bu cümleyi bu şekilde kurabilmiş olmama gülümsedim.

hikaye falan yazamıyorum abla, hiçbir şey de eskisi gibi değil, kafam kurgulara basmıyor, aklıma gelen tek şey senin yerde yatan bedenin. yemin ederim ki sadece saatlerce ağlamak istiyorum. bağırmak istiyorum, senin böyle olmandan nefret ediyorum, ben tekrar senin küçük kardeşin olmak istiyorum. ben odama girerken seni tekrar o halde görmekten korkuyorum, ben bunun hayalinden bile deli gibi korkuyorum abla. lütfen tüm bunlar bir rüya olsun. n'olur.

"sen ne yapıyorsun" diye konuşmayı normalce ilerletmeye çalıştığımda ise daha da boktan hissetmiştim, kendi boğazımı sıkmak istiyordum aynı zamanda bu sıcacık yaz ayının ortasında üşüyor ve buz gibi terliyordum.

ben odaya girerken doktorlar "sankın ona hesap sormayın, normal şeylerden bahsedin, intihar meselesini konuşmayın" demişti, bunu demeseydiler bile benim o konuyu konuşacak gücüm zaten yoktu.

---

Guys sacma bi hikaye yazma kararı aldım ve kacak bilgisayarımdan yazıp buraya attigim icin cümle basındaki harfler kucuk oluyo amk

Her an bu hikayeyi de ortadan kaldırabilirim (bazı bipolar davranıslar)

Neys. Biseler deniyorum takılıyorum burda bilginiz olsn

Bide arkadasım kayıp. Arkadasımın arkadaslarını igden bulamadım (asla bulamicam)

Anyway. Okuyanlara very thx

Yayınlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Sep 03 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

It's just bleeding.Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin