1. Yabancı

22 1 0
                                        

Platon'un Symposium adlı eserinde Aristophanes'in anlattığı ünlü hikâyede, insanların başlangıçta daha bütün varlıklar olduğu ve sonradan ikiye ayrıldığı anlatılır. Hikâyenin temel fikri, insanların hayat boyunca kendilerini yeniden "tamamlayan" kişiyi aramasıyla ilişkilendirilmiştir.

Alarmımın sesi odayı doldurduğunda çoktan uyanmış, gözlerimi tavana dikmiştim. Uzanıp alarmı kapattım. Hep böyle olurdu sanırım. Artık aynı saatte uyanmaya alışmıştım; bu yüzden alarmım çalmadan dakikalar önce gözlerim kendiliğinden açılırdı.

Günlerim neredeyse her zaman birbirinin aynısı olmuştur. Uyan, hazırlan, antrenmana git, antrenmandan gel, duş al, kahvaltı yap, online derslere gir, oyun oyna ve uyu.

Fazla arkadaşım yoktu. Olmasını da istemiyordum zaten. Öyle büyütülmüştüm, öyle alıştırılmıştım. Kontrol manyağı bir babam ve asla vakti olmayan bir annem vardı. Hâliyle beni babam büyütmüş oldu.

Bir şeyler başardığım zaman bir ödül alırdım ama eğer bir şeyler olur ve o başarının altına düşersem yüzüme bile bakmazdı. Tekrar toparlasam bile daha iyisini isterdi benden.

Annem zaten işten geç dönüyordu ve çok yorgun oluyordu. Ondan hiçbir şey isteyemiyordum.

Hâliyle arkadaşlara ayıracak zamanım olmuyordu. Zaten olsa bile benim garipliklerime dayanamayıp bir süre sonra hayatımdan çıkıyorlardı.

Buradaydım işte.

Hepsinden, her şeyden uzaktaydım ama hâlâ kendim gibi yaşayamıyordum. Sanki babamın gölgesi her an tepemdeydi.

Ve yine o tiksinirmiş gibi yaptığı suratla karşıma geçip söylüyordu:

"Bırakmak mı istiyorsun? Muhtaç olmak mı istiyorsun? Duru, kimse yüzüne bakmasın mı istiyorsun? Başarıların yoksa sen bir hiçsin. Kimse yüzüne bakmaz. Bunu mu istiyorsun gerçekten? Bu mu, Duru?"

Kafamı iki yana sallayıp düşüncelerimden kurtuldum ve yattığım yerden doğruldum.

Hava düne göre çok daha iyiydi. En azından güneş gözüküyordu. Ama kış aylarını seviyordum. Gerçekten seviyordum.

Her neyse.

Birazcık esnedikten sonra yataktan tamamen çıktım ve az önce alarmı kapattığım telefonu tekrar elime aldım.

07.06.

İyi bir başlangıç.

Ama ne yalan söyleyeyim, erken kalkmayı seviyordum. Günün çoğu bana kalıyor gibime geliyordu.

Daha odamdan çıkmadan antrenman çantamı hazırlamaya başladım. Havlu, yedek spor kıyafeti ve su matarası... Ama içinde su yoktu. Her zamanki gibi.

Matarayı elime alıp mutfağa adımladım, doldurup tekrar odama döndüm ve çantama attım.

Sonra çantayı da alıp salona girdim. Koltuğa oturup telefonumdan Reels kaydırmaya başladım.

Eğer bu bir bağımlılıksa en büyük bağımlılığım buydu galiba.

Reels kaydırmak.

PİNGStories to obsess over. Discover now