Bölüm 1: Kırmızı Mühür

55 5 14
                                        

Herkese selam, ilk bölüme hoşgeldiniz 🩶

Bölüme geçmeden önce sizinle ufak bir sohbet etmek, birkaç tatlı detay paylaşmak istedim.

Öncelikle bu kurgunun ELYSİAN ile aynı evrende geçtiğini belirtmeliyim. Ama küçük bir farkla bu hikâyede zamanı biraz geriye sarıyoruz ve Milena'nın doğumundan öncesine, olayların en başına gidiyoruz.

Seriye ilk kez adım atacaksanız, okumaya kesinlikle bu kitaptan başlamanızı tavsiye ederim. Ancak şimdiden ufak bir uyarı yapayım: Hangi kitaptan başlarsanız başlayın, maalesef diğeri hakkında ister istemez spoiler yiyeceksiniz. Yine de bu durumun hikâyeden alacağınız keyfi hiç azaltmayacağına eminim.

Bölüm aralarında düşüncelerinizi, teorilerinizi bırakırsanız hepsini tek tek heyecanla okuyor olacağım 🤩🤩

Umarım Aras ve Hoffmann'ın (ve arkalarındaki devasa gizemin) dünyasına adım atarken en az benim yazarken aldığım kadar keyif alırsınız.

Şimdiden hepinize keyifli ve heyecan dolu okumalar dilerim 🩶🩶🩶


🎶 Kaleo – Way Down We Go

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

🎶 Kaleo – Way Down We Go

İSTANBUL

18 Kasım 2006



Yağmurun tıkırtısıyla ıslanan araba camının arkasından İstanbul'un yorgun yüzünü izliyordum. Sabahın puslu ışıkları, ıslak asfaltın üzerinde soluk yansımalar oluşturuyor, sokaklar şehrin gündelik karmaşasına hazırlanıyordu. Şehir, sağanak yağışın altında henüz tam uyanamamış devasa bir makine gibi sersem ama içten içe huzursuzdu.

Araba yavaşlayıp durduğunda kapıyı açtım ve nemli, soğuk sabah havası bir anda yüzüme çarptı. Üstümdeki lacivert takım elbise ve içine giydiğim beyaz gömlek resmiyetin soğukluğunu üzerime dikiyordu. Boynumda duran ve takmaktan asla haz almadığım kravat ise boğazımı sıkan bir ilmek gibiydi. Siyah deri ayakkabılarım su birikintisine bastığında çıkan ses, sokağın erken saatteki kasvetini böldü.

Sokak, polis araçlarının tepe lambalarıyla sarılmıştı. Ancak asıl dikkatimi çeken şey aşağıdaki hareketlilik değildi. Yağmurun altında, çevre binaların çatılarındaki siluetleri fark ettim. Milli Güvenlik Dairesi'nin keskin nişancıları yerlerini almış, tüfeklerinin dürbünlerinden mahalleyi tarıyordu.

Üzerimdeki baskıyı azaltmak ister gibi elimi boynuma götürüp kravatımı parmaklarımla biraz çekiştirerek gevşettim.

Beni fark eden polisler hemen harekete geçti. İçlerinden biri, alanı çevreleyen güvenlik şeridini yukarı kaldırarak içerideki görevlilerin de duyabileceği bir şekilde saygıyla seslendi:

Nexus: İpin UcuBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin