We've updated our Content Guidelines.
Review the latest guidelines to keep sharing stories safely.

ִֶָ. ..𓂃 ࣪ ִֶָ1་༘࿐

17 4 51
                                        


𝄞 i once believed love would be, black and white but it's golden

yeni bir fikirle geldim nabersiniiiiz🥹 bu konu icin cok dusundum cidden kraliyet zamanlarini falan arastirdim yazmamda yardimci olur diye hâlâ kafamda birkac sey oturmamis olabilir ama bu fici de basarbilecegimi dusunuyorum😭 iyi okumalaaarrr🩷
btw iki karakterin de duygularini daha acikca yazabilmek icin 3. kisi anlatimiyla yazmak zorunda kaldim💔
.
.

Şehrin en hareketli sokağındaki küçük aktar ve antikacı dükkânı, kurutulmuş lavanta ve eski kâğıt kokusuyla doluydu. Günün bu saatlerinde dükkân genelde sakin olurdu. Gunwook da tezgâhın arkasında oturmuş, yeni gelen şifalı otları özenle düzenliyordu. Ricky, elindeki kutularla arka tarafa yönelirken, “Gunwook, ben arka depoya geçiyorum. Yeni gelen kavanozları düzenleyeceğim,” dedi.

Gunwook başını kaldırıp gülümsedi. “Tamamdır Ricky, ben buraya bakarım.”

Ricky her zamanki gibi kusursuz görünüyordu; sanki bir aktar dükkânında değil de bir kraliyet sarayında çalışıyordu. Ricky arka tarafa geçer geçmez dükkânın kapısındaki çan şıngırdadı. Gunwook başını kaldırdı. “Hoş geldiniz,” dedi ve tezgâhın önünde duran iki kişiyi fark etti.

Öndeki genç adam, sade ama şık halk kıyafetlerine rağmen duruşuyla hemen dikkat çekiyordu. Açık renk saçları, merakla dükkânı tarayan parlak gözleri ve yüzündeki masum ifade Gunwook’un bir an duraksamasına neden oldu. Hemen arkasında duran uzun boylu adam zırh giymiyordu ama etrafı sürekli süzmesi ve elini kılıç kınına yakın tutması onun bir muhafız olduğunu açıkça belli ediyordu.

“Açıkçası burası... harika kokuyor.” dedi öndeki genç adam. Sesi beklenmedik derecede yumuşaktı. “Merhaba, ben... şey, ben Matthew. Şehre yeni geldim sayılır.”

Gunwook tezgâhın arkasından çıkıp ona doğru yürüdü. “Memnun oldum Matthew, ben de Gunwook. Dükkanımıza hoş geldin. Özel olarak aradığın bir şey var mı?”

Matthew göz göze geldikleri an bir anlığına donakaldı. Yanaklarına hafif bir kızarıklık yayıldı. Birkaç saniye boyunca sadece Gunwook’a baktı.

“Ben... sadece geziniyordum,” diye mırıldandı. “Ama senin tavsiye edeceğin her şeyi deneyebilirim.”

Arkasındaki muhafız hemen öne atıldı. “Efen- yani Matthew! Hani sadece fırına gidip dönecektik? Beyefendi, bizim pek kalmamamız gerekiyor, arkadaşımın önemli bir... işi var.”

“Sakin ol Gyuvin,” dedi Matthew, hafifçe kaşlarını çatarak. “Biraz dükkânı gezmek istiyorum.”

Tam o sırada depodan çıkan Ricky konuşmaya dahil oldu. “Siz girişte duruyorsunuz. Müşterilerin geçişini engellemeden biraz kenara geçebilir misiniz?”

Gyuvin, Ricky’yi gördüğü an adeta donup kaldı. “Vay canına... Pardon! Ben sadece güvenlik için-”

“Burada tehlikeli bir şey yok. Sadece kurutulmuş papatyalar var.” dedi Ricky soğuk bir tonla.

Gunwook bu garip etkileşimi izlerken gülümsemekten kendini alamadı. Matthew da ona bakıp hafifçe güldü. Göz göze geldikleri o an, Gunwook’un içinde açıklayamadığı bir his kıpırdandı.

“Sana sakinleştirici bir papatya karışımı hazırlayayım mı?” diye sordu Gunwook.

“Sen ne hazırlarsan kabulüm.” dedi Matthew, gözlerinin içine bakarak.

Gunwook içinden, bu müşterinin dükkândan kolay kolay çıkmayacağını geçirdi.

ִֶָ. ..𓂃 ࣪ ִֶָ་༘࿐

İlk karşılaşmalarının üzerinden sadece üç gün geçmişti ama Matthew artık dükkânın bir parçası gibiydi. Her öğleden sonra, güneş sokağı turuncuya boyarken kapı çanı çalar, Matthew o içten gülümsemesiyle içeri girerdi. Yanında da her zamanki gibi Gyuvin olurdu.

“Yine mi geldin?” diye sordu Ricky, Gyuvin’e bakarak.

“Dükkanınızın güvenliğini sağlamak benim görevim,” dedi Gyuvin ciddiyetle. “Ayrıca... sokakta bir kedi varmış.”

Ricky gözlerini devirdi, yüzündeki gülümsemeyi saklamak için arkasını döndü.

Gunwook gülümseyerek onları izlerken Matthew tezgâha yaklaştı. “Selam Gunwook.” dedi.

Gunwook’un en sevdiği şeylerden biri, Matthew’un ona bakarken kızarmasıydı.

“Sana özel bir lavanta ve melisa karışımı hazırladım.” dedi Gunwook, küçük bir kavanoz uzatarak.

Matthew kavanozu alırken parmakları Gunwook’unkine değdi. İkisi de kısa bir an duraksadı.

“Yorgun olduğumu fark ettin yani?” diye sordu Matthew.

Gunwook hafifçe gülümsedi. “Özel müşterilerimi dikkatle izlerim.” Sonra gözlerini hafifçe kısıp ekledi, “Ama hâlâ ne iş yaptığını söylemedin.”

Matthew bir an panikledi. “Ben... sarayda katiplik yapıyorum.”

Gunwook şüpheyle baktı ama üstelemedi. “Sarayda çalışmak zor olmalı. Prensin çok katı biri olduğu söylenir.” Gyuvin neredeyse boğulacak gibi oldu. Ricky ise alttan alttan Gyuvin'e gülüyordu. Matthew hafifçe eğildi. “Belki de sadece anlaşılmaya ihtiyacı vardır.” Gunwook ona biraz daha yaklaştı. “Ama sarayda kimse senin kadar güzel gülmüyordur.”
Matthew’un yüzü kıpkırmızı oldu.
Tam o sırada dışarıdan at sesleri ve zırh tıkırtıları yükseldi. Kraliyet muhafızlarının yaklaşan ayak sesleri, dükkânın içindeki o sıcak ve huzurlu havayı bir anda dağıttı...

daylight, mattparkzStories to obsess over. Discover now