1

16 1 0
                                        

Jung Hoseok~

Klasik bir okul günündeydim yine, sıkıcı edebiyat dersinin ardından nihayet araya çıkmış kantinden aldığım suyu yudumluyordum. Yanımda Namjoon, sohbet ediyorduk.

Kantinin tüm sesine rağmen kulağıma rahatsız edici bir ses nüksetmeye başladığında bunun fizikçinin topuklu ayakkabıları olduğunu anlamak geç olmamıştı, şımarık kadın elinde tv büyüklüğünde tableti kırmızı dolgun dudakları ve altın sarısı saçlarıyla kesinlikle çok çekici görünüyordu.

"Bu kadına deli oluyorum ya."

Diye söylenmiştim kendimce, bunu duyan Namjoon'un kıkırdamaları da gecikmemişti elbette.

"Biricik öğretmenini elinden alacak diye bu kadar deli olmana gerek yok."

Duyduklarımla hafifçe ayağına vurdum, "Mesele o mu sence? Ah şu adam ona olan ilgimin bir farkına varsa, işte o zaman bu kadar deli olmayacağım." Dediklerime göz devirdiğini gördüğümde ben de gözlerimi ondan ayırmıştım, tekrar fizikçiyle buluşturduğumda onu biraz daha inceledim.

Geniş kalçaları ince belini bi hayli öne çıkarıyordu, giyinmesini de bilen bir kadın olduğu için ekstra çekici oluyordu. Elbette güzelliğine denilecek laf yoktu lakin kafadan kırıktı biraz üstelik bana kafayı fena takmıştı. Yaptığım hiçbir proje ödeviyle ilgilenmiyor elinden geldiğince görmezden geliyordu öyleki bu da sinirimi bozuyordu. Neredeyse tüm öğrenci ve öğretmenlerin favorisiyken onun benden bu denli nefret etmesine şaşıyordum.

Ama her neyse, bu o kadar da mühim değil. Benim asıl dikkatimi çeken şey bu değil, Bay Min.

Kendisi okulumuza geçen yıl geldi ayrıca okulumuzun en genç öğretmenidir. 25'ine yeni basmıştı ve bense önümüzdeki üç ay içinde reşit olacaktım. Bunu belirtiyorum çünkü ondan cidden çok hoşlanıyorum, genç olduğunu da bilerek söyledim bana kalırsa karizmatik ve hoş bir adam. Ciddi duruyor ama o güzel gülümsemesi suratından hiç eksik olmuyor, gummy gülüşüyle beni kendine daha çok çekiyor.

Şimdiyse onunla dersimiz vardı, saate bakmam ile fizikçinin elindeki düdüğü öttürmesi bir olmuştu. Kantin boşalırken ağır adımlarla ayaklandık ve müzik atölyesine inmek adına merdivenlere yöneldik, sonunda o güzel suratını gördüğümde sınıfımızdan olan Chae'ye gülüşlerini bahşettiğini gördüm. İçimi belirsiz bir sızı kaplasa da arkadaşlarıma bir şey çaktırmamak istedim bunun dolayısıyla hızlı hareketlerle atölyeye girdiğimde en ön sırada yerimi almıştım.

Yanıma oturan Namjoon'a göz kırptıktan sonra önümdeki sanat eserini incelemek adına düz döndüm. Onun da bakışlarını üzerimde fark ettiğimde tam takır bir gülümseme gönderdim, bir benzerini o da yaptığında daha çok gülümseyerek defterimden rasgele sayfalar çevirdim.

O anın heyecanıyla yapmıştım bunu, fark etmiş olacak ki gözlerini daha çok üstümde hissettim. Namjoon bile diziyle dizimi dürttüğünde bu hissimde haklı olduğumu anladım. Fark ettirmemeye çalışarak derin nefesler aldığımda cesaretimi toplamış görünerek başımı kaldırdım ve ona bir şeyler söylemek için dudaklarımı açtığım sırada Jimin tüm dikkati kendi üzerine çekmeyi başarmıştı. Ona gözlerimi diktiğimde konuya az çok şahit olmuştum kemanlar hakkında bir şeyler soruyordu, nereden bulabileceğini kurs gibi şeyler.

Ardından tekrar kendi masasına ilerlediğinde ben de kalkmıştım, o öğretmen koltuğuna yerleşirken ben de kalçamı tam göz hizasına getirecek şekilde masasına yaslamıştım.

"Bay Min, duydum ki piyano dersi veriyormuşsunuz," dudaklarımı yaladığımda müzik defterimi ona doğru uzatmıştım. "Bunlar benim kendi yazdığım ve çaldığım notalar, bana da ders vermek ister misiniz?" Gülümseyerek sorduğum bu soruyu ciddi bir tavırla karşılayıp elimdeki defteri almıştı.

Büyük bir ilgiyle defterimi incelemeye başladığında gözlerindeki parıltı, bedenimi ateşler içinde bırakmıştı resmen.

Aynı ilgiyle gözlerini bana çevirdiğinde siyah kot pantolonuna gözlerim takılmıştı, bunu fark etmiş olacak ki gözleri aynı yere kaydı. Dolayısıyla oturuşunu düzeltirken ciddi ifadesi yerine gelmiş gözlerini sırasıyla dudaklarıma ardından gözlerime çevirmişti.

"Yeteneğini beğeniyorum, öğlen arası yanıma gel bakayım bi sana olur mu?"

"Elbette olur! Öğlen arası burada olacağım çok mutlu ettiniz beni teşekkür ederim." Deyip kalçalarımı hafifçe göz önüne çıkararak yerime oturdum.

Bay Min ise gözlerini güçlükle kalçalarımdam ayırdığında geri yanıma geldi, "defterini gelince alırsın tamam mı?" Gülümseyerek ona döndüğümde olur anlamında kafamı salladım.

☆☆☆

Bu fic değer görür veya görmez sadece biriciğimin karşısına çıkması ve onunla tekrardan eskisi gibi saatlerce rp yapmamız için. Seni çok özledim Biriciğim.. 🤍

Teacher's Pet || SopeStories to obsess over. Discover now