-1-

16 3 13
                                        

Selamm lua geri geldi hahzhwbs umarım beğenirsiniz yazım yanlışlarım varsa mazur görün lütfen.. yorumlarınızı ve beğenilerinizi eksik tutmayın sizi çok seviyorumm, iyi okumalarr


Defile, beni mahvedecek bir defile daha.

Elimdeki tabletin ekranını sertçe kaydırırken derin bir nefes aldım. Paris'in bu lanet, yağmurlu gecesinde Ritz Oteli'nin süit odası her şeyden daha fazla boğuyordu beni. Sektörün dahi çocuk dediği ancak tasarımlarıyla dünyayı parmağında oynatan Jeon Jungkook bendim. Odanın diğer ucunda, pencerenin önünde elindeki şarap kadehini ağır ağır sallayan adama bakarken ne kadar dahi olduğum tartışılırdı.

Kim Taehyung.

Dünyanın taptığı o ulaşılamaz ikon, benimse gecelerce ekran başında fotoğraflarına bakarak sabahladığım, saatler boyu ona giydirmek için yeni parçalar tasarladığım, çalışmalarımda ruhumu teslim ettiğim tek adamdı.

Şimdi ise benim tasarlayacağım yeni parçaları giymek için sadece birkaç adım uzağımda duruyordu. Ama ben sıradan, köşesinde eriyip bitecek bir stilist değildim. Onun karşısında dik durmayı, onu kendi ellerimle şekillendirirken bile gücümü korumayı çok iyi biliyordum ama bir sorunumuz vardı, en önemli günde ellerim işlemiyordu.

"Aklımdaki birkaç parçayı buraya çizdim efendim ancak uygunluğu konusunda kararsızım. Hiçbiri içime sinmiyor. İzniniz varsa sizden de fikir almak istiyorum."

Tasarımlarımı çizdiğim tabletimi kollarımın arasına alıp tedirgin adımlarla ona doğru yürüdüm. Her işi kendim yapardım, ona asla hiçbir şey sormazdım ama bu sefer emin olamıyordum. Gömleğinin rengi hangi renk olacaktı, lacivert mi yoksa siyah mı? Ceketi tüvit mi olacaktı yoksa sivri yakalı bir blazer mı?

Beynim işlemiyordu, aklım resmen durmuştu. Bir ay boyunca bu defile için çalıştım ancak şimdi yapamıyordum, hiçbir çizimim içime sinmiyordu. Ya duruşu yanlış geliyordu ya da rengi gözüme kötü geliyordu. Yıllardır Kim Taehyung'un kişisel stilistiydim. Bir etkinliğe katılacaksa iki hafta öncesinden söylenir, ben de en az iki gün içerisinde giyeceği parçaları tasarlayıp dikime verirdim.

İlk defa böyle bir şey başıma geliyordu.

Şarap dolu kadehinden ağız dolusu bir yudum alıp ağır adımlarla oturduğu deri berjerden kalkıp bana doğru yürüdü. Attığı her adımda dizlerim daha da titredi. Bunca yıllık stilisti olarak en önemli etkinliğinde ellerimin işlememesi beni korkutuyordu. O an, odadaki tüm hava çekildi. Kafamdaki tüm düşünceler durdu, içimdeki ses sustu. Yalnızca ona odaklandım, ona ve biri diğerinden daha çekik olan gözlere.

Elini uzattı, gömleğimin üzerine düşen saç telimi parmaklarının arasına aldı, parmaklarını birbirine sürterek havada süzülmesine sağladı. Sonra elimdeki tableti alıp odaklanmanın etkisiyle çatılan kaşlarıyla çizdiğim parçaları dikkalice inceledi.

"Demek uygunluğu konusunda kararsızsın." dedi, elini bana doğru uzatıp 'ver' işareti yaptı. Kalemi istediğini anlayıp az önce oturduğum koltuğa adımladım. Kalemi alıp ona uzattım.

Kalemi eline alıp çizdiğim ceketin kollarını silip çizgi çizgi karaladı, böylece bol kollar yaratmış oldu. Uzun bir ceket giymek istiyor olmalıydı, boyuyla ilgili çizimler de yapmıştı. "İçine sinmeyen şey ne?" Renk skalasını açıp kalemi renklerin üzerinde gezdirirken bana bir soru yönlendirdi.

"Kahverengi, siyah, sütlü kahve, lacivert.. Katıldığınız etkinlikler boyunca renk konusunda hiçbir şüphem olmamıştı. Saçlarınız efendim, onlar sarıyken sizi hiç hazırlamadım."

Bir adım geriye gitti, aynaya doğru uzanıp kendine baktı ve güldü. Sınırını aşmayacak türden bir gülüştü bu. Her patronun çalışanıyla yaptığı gülüşlerden biriydi.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jun 29 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Behind the RunwayBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin