Haziran 2011 - You are the right one🎵
"Jungkook acele et!"
Sarışın çocuk arkadaşının hala daha bağcık bağlamayı çözememiş olmasının sinirini yaşıyordu. Onlarca kez nasıl bağlandığını göstermiş olmasına rağmen arkadaşı bir türlü bağlayamıyordu bağcıklarını. Bazen bilerek yaptığını düşünüyordu. Çünkü her seferinde kendisine yardım etmesini istiyordu.
"Tae yapamıyorum...yardım et."
Sarışın çocuk göz devirerek arkadaşının oturduğu merdivenin önüne çökmüş ve siyah conversleri bağlamaya başlamıştı.
"Hayır tae! Arkadan çaprazla öyle bağla!"
"Ya hala bağcık bağlayamıyorsun 7 yaşındasın! Bir de emir veriyorsun bana!"
Jungkook açık kahverengi saçlarını gözünün önüne gelmesi nedeniyle üflemiş ve kafasının arkasını utançla kaşımıştı. Bilerek yapıyordu. Eğer bağcık bağlamayı çözdüğünü belli etseydi Taehyung artık ona hiç yardım etmeyecekti. Ayrıca o daha güzel bağlıyordu. Hep önce arkadan çapraz yapıp öyle bağlıyordu ve bu daha güzel gözüküyordu. Bağcıklarını hep sarışın bağlasın istiyordu.
"Hadi, oldu mu? Gidelim artık baban kızacak."
Sarışın ayağa kalkıp arkadaşına elini uzatmış ve ayağa kaldırmıştı. El ele tutuşup malikanenin önünde onları bekleyen birkaç siyah arabaya doğru koşmaya başlamışlardı. Annelerinin olduğu arabaya binip oturduklarında dahil birbirlerinin elini bırakmamışlardı.
Jungkook cam kenarına denk geldiğinde hızlıca kalkıp arkadaşını o tarafa doğru nazikçe ittirdi. Taehyungun o tarafta oturmayı sevdiğini biliyordu. Camlar siyah filmli olsa dahi güzel manzaraları izlemekten hoşlandığını da biliyordu. Böylece Taehyung camı izlerken o da Taehyung'u izliyordu. Bir taşla iki kuş.
O hep Taehyung'u izlemeyi tercih ediyordu. Ne yaparlarsa yapsınlar o hep en çok arkadaşını izlemekten zevk alıyordu. Babalarıyla beraber balık tutmaya gittiklerinde, anneleriyle mutfakta otururken, Taehyung yatıya gelip yanında uyurken, doğum günlerinde pastalarını üflerken her zaman Taehyung'a bakmayı seviyordu. Taehyung'u seviyordu.
Taehyung da bunun farkındaydı. Jungkook'un kendisini izlemesini seviyordu. Bağcıklarını bağlarken saçlarını sevmesini, Jungkook kendi doğum günü pastasını üflerken bile ona bakmasını, yan yana uyurken henüz uykuya dalmadığında Jungkook'un kendisini izlediğini bilmeyi seviyordu. Jungkook'u seviyordu.
"Oraya vardığımızda uslu durun tamam mı? Tae lütfen Jungkook'un uslu durmasını sağla oğlum."
Jungkook'un annesi sarışın çocuğa gülümseyerek söylediği cümle sonrasında çocuktan kafa sallamasıyla yanıt aldığında gülümsemesi artmıştı.
"Anne ben o yerlere gitmeyi sevmiyorum. Biz evde kalsak ne olur sanki? Tuhaf tuhaf adamlar. Bizim yaşımızda çocukların orda olması ne kadar saçma!"
"Jungkook lütfen...bu bizim ve sizin güvenliğiniz için. İkinize karşı hep dürüst olduk. Ve bu toplantılars gitmemizin nedenini biliyorsunuz."
Annesinin belki de bininci defa söylediği cümlelerle gözlerini devirmişti Jungkook. Kendi ve Taehyung'un babasının tehlikeli işlerle uğraştıklarını biliyordu elbette. Ve bu "tehlikeli işlerin" toplantılarına da can güvenlikleri için gidiyorlardı. Elbette onlar ve anneleri toplantılara katılmıyorlardı. Ama toplantı bitene kadar etrafta takılıyorlardı.
