YY1 | Kalede Bir Prenses

8 1 0
                                        


Bir gün bir hayal kurdum biriyle birlikte. Gerçek olmayacağını biliyorduk. Gerçek yapmak istedim. Bir sayfa açtım ve yazmaya başladım. Her adımda ona sordum. Her ismi birlikte seçtik. Bana çok yardım etti. Temeli o attı, binayı ben yaptım. Kitaptaki her şey kurgu ama bir gerçek var. Bağ... Aslı ve Bade'nin bağı...

Dostum, kardeşim, annem, babam... Her şeyim olan o kıza ithafen yazıyorum. Bu kitabı en çok da ona armağan ediyorum.

Hayat korkutmaz beni, yanımda sen varsan.

🎈🫧

Direksiyonu tutan ellerim sıkılaşırken derin bir nefes aldım. Sağanak yağmur görüşüme hiç yardımcı olmuyordu. Biraz önce olan her şey önümdeki yol gibi akıp gidiyordu gözümün önünden. Soluduğum hava bile ağır geliyordu.

Aile nedir bilmezdim ben. Sevgi nedir, dostluk nedir? Her şeyi tek bir insanda öğrenmiştim. Yıllarca ördüğüm o duvarları bir kişiye açmıştım sadece. Birini sevmeyi, birine güvenmeyi, birinin hayatına ortak olabilmeyi bana hayatımdaki tek dostum yaşatmıştı.

Kendimi bir kalenin içine almıştım. Kimseyi sevemezdim ben. Küçükken lakabım 'Yabani'ydi hatta. Sınıf arkadaşlarım beni zorbalamak için böyle seslenirlerdi. Sonra yıllar geçti. O kaleyi biraz büyüttüm. İnsanlarla rahat iletişim kuruyor, herkesle gülüp eğleniyordum. Yine de kimseyi alamıyordum o kalenin içine. Arkadaşlıklarım yüzeyseldi. Bir ilişki kuracak kadar bağlanamıyordum birine. Sonra o geldi. Belki de ben gittim, bilmiyorum. Beraber güldük, eğlendik hatta ağladık. Ne kadar benzediğimizi de o zaman anladık. İkimiz de aynı yerlerden yaralıydık. Yıllarca birbirimizden ayrı ama aynı büyümüştük. Ve ben artık yalnız değildim. O kalenin içinde ikimiz de vardık. Biz ikiyken bir olmayı birlikte öğrenmiştik. Birimiz ağlarken diğeri gülüp geçmezdi. Biri dağıldıysa diğeri onu mutlaka toparlardı. Biz aşık olduğumuzda da, bir dersten yüksek not aldığımızda da, tüm dünyaya sırt çevirdiğimizde de beraberdik. Her şey alt üst olabilirdi ama biz el ele olduğumuz sürece hiçbir şey bizi yıkamazdı. Şimdi ise ikimiz de bırakmıştık o eli. İlk bırakan da bendim, ilk yıkılan da... Yandığım kadar yakmakta bir diğer huyumdu. Arkamda bıraktığım yangını tahmin edebiliyordum ve sanki bu yağmur o yangını söndürebilmek için bu kadar şiddetli yağıyordu.

Arabayı kenara çektim. Camı biraz açıp her bir su damlasının yüreğime ulaşmasını diledim. Kalbimde anılar varken aklımda son tartışmamızın sesleri yankılanıyordu. Dudaklarımdan firar eden hıçkırık zihnimde konuşan sesimi bastırmaya yetmiyordu. Sürekli çalıp duran telefon bile bastıramıyordu ki. Elime alıp cevapladım. Ve duyduğum bir cümle yağmurun sesini bastırdı..

🎈 🫧

6 yıl önce

Yazar'dan

Sinirle elindeki tepsiyi bıraktı genç kız. Bu hareketi mutfaktakilerin irkilmesine sebep olsa da umursamadı. Kendince söylenmeye ve sakinleşmeye çalışıyordu.

"Hayır bir gün biri elimde kalacak gerçekten. O parayla akıl satsalar da bir koşu gidip alsanız keşke. Gerçi siz onu da sipariş eder sonra iadeye gönderirsiniz. İade sebebi de 'Bu bize fazla geldi.' olurdu kesin!" Yan tarafından gelen gülme sesleriyle kendini toparlamaya çalıştı. Silkelenip elindeki tepsiyle mutfaktan çıkıyordu ki sessizce oturan Aslı'ya gözü takıldı. Aslı, dakika başı derin nefes alıyor ve gözlerini birleştirdiği ellerinden hiç ayırmıyordu. Şefinin omzuna dokunmasıyla irkilip duruşunu değiştiren Aslı ona söylenen her neyse kafasını sallayıp ayaklandı. Bade dikkatle olan biteni izliyordu. Şefin Aslı'yı molaya gönderdiğini anlayan Bade tepsiyi tezgaha bırakarak Aslı'nın peşinden gitti.

Yanımdaki YabancıHistorias para obsesionarse. Descúbrelo ahora