Konum: Melez Kampı
Yer: Kabin 11
Herkes bilir, Hermes'in kabini tanrı yada tanrıçanın unuttuğu çocuklarla doludur. Bende onlardan biriydim, babamın kim olduğunu biliyordum ama babam kim olduğumun bilinmesini istemiyordu. Zaman geçtikçe, üç büyükle...
"Milena olanlara inanamazsın!" Gelen Bethy'di. "Neden, ne oldu ki?" Ayağımı burktuğumu bahane ederek gitmediğim maçta bir şeyler olmuştu ve en yakın arkadaşım Bethy bana bunları haber vermek için koşarak revire gelmişti. Vereceği haber çok önemliydi anlaşılan, üstünde hala Yunan zırhları vardı ve kılıcı elindeydi. "Yeni çocuk Percy'yi hatırlıyorsun dimi?" Bethy nefes nefese kalmıştı. "Evet hatırlıyorum. Hadi ama Beth nasıl unuturum ki aynı kulübedeyiz." Bethy nefesini düzene soktuktan sonra miğferini çıkartıp oturduğum yatağa fırlattı. "O Poseidon'un oğluymuş!" Bethy'nin kahverengi gözleri bana açıklama yaparken şaşkınlık ve biraz da korkuyla parlıyordu. Ben onun aksine korkmamıştım, üzüldüm. Üzüldüğümü belli etmemem gerektiğini biliyordum. "Ya öyle mi?" Bethy kahverengi saçlarını yana savurdu ve zırhını çıkartmaya koyuldu "Evet kızım, inanamazsın. Orada olman lazımdı!"
Bileğimdeki sargıyla oynarken Bethy'e döndüm, duygularımı belli etmemem gerekiyordu ama gözyaşlarım gözlerime çoktan dolmuştu. "Ee Beth nasıl oldu, anlatsana." Bethy saçlarını toplarken anlatmaya başladı o anda beni fark edemeyecek kadar heyecanlıydı.
***
Kabine geri döndüğümde Percy içeridekilerle konuşuyordu. Anlaşılan herkes şaşırmıştı ve ondan bir şeyler duymak istiyorlardı. Luke, Percy'nin yanında onu rahat bırakmaları için arkadaşlarıyla konuşuyordu. Cebimdeki deniz kabuğunu çıkartıp onu son kez inceledim. Percy ile konuşan grubu uzaktan dinledim. Anlaşılan bu çocukta kendisine sorulan soruların cevabı yoktu.
Percy sakladığı yerden minatorun boynuzunu çıkartırken yanına gittim. "Hey Percy." Bana döndü "Şey merhaba" yüzüme samimi olduğunu düşündüğüm gülümsemelerimden birini kondurdum. Elimdeki deniz kabuğunu usulca ve elimin titremesine engel olamayacak kadar tedirgin halde ona uzattım "Bunu, sana hediye etmek isterim." Kafası karışmış gözüküyordu. Ama onun için bu büyük şeyler ifade etmiyordu anlaşılan, alıp cebine attı. "Teşekkürler, sihirli güçleri mi var bu kabuğun?"
"Aslına bakarsan hayır yine de saklarsan sevinirim." Kafasıyla onayladı. Ben de kulübeden çıkıp arenaya doğru yol aldım.
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.