Peki ya kalp, zihnin sildiği birini ilk görüşte tanır mı?
0535*: Selam
0535*: Nasılsın Ayça?
0535*: Ders notlarını atıcaktın.
0535*: geç olmadan yazayım dedim.
Siz: Yahu saat daha dörde geliyor, ne geçi
Siz: Ayrıca Ayça kim?
Siz: Ceylanı nasıl Ayça...
Ups! Gambar ini tidak mengikuti Pedoman Konten kami. Untuk melanjutkan publikasi, hapuslah gambar ini atau unggah gambar lain.
ÖNEMLİ: Kitap texting olsa bile ilk bir-iki bölümümüz düz yazı olarak başlıyor.
Keyifli okumalar.
💌
Hocanın içeri girmesiyle kafamı okuduğum kitaptan kaldırdım. Beş dakika gecikmişti.
Sayma.
"Hadi çıkarın defterleri sınav yapıyoruz." demesiyle itiraz uğultuları yükselmeye başlamıştı bile. Haftada bir kez cografya görüyorduk. Kırk dakikaya dört ders sığdırıyordu. Hiçbir şey anlamadan çıkıyorduk dersten. Aynı zamanda bir hafta sonra haber bile vermeden sınav oluyorsunuz diye geliyordu.
İyi hocaydı, hoş hocaydı da ağzımızada etmeseydi.
İtiraz nidalarına bende katıldım. "Hocam hem dersten beş dakikada geçti, tekrar bile yapmadık, şimdi söylüyorsunuz." Tabii diğerlerinin sesi benimkini epeyce bir bastırdığında pekde duyulduğunu düşünmüyordum. Herkes hoca girince zaten ayaklanmıştı, şimdide ayrı bir ayaklanma gidiyordu.
"Çıkarın defterleri, sebepleriniz geçerli değil, okusaydınız."
Tamam bizimde pek cografya çalıştığımız yoktu ama hakkımıza giriliyordu şurda bir haftada bir haber vermeyip, tekrar bile yaptırmadan sınav yaptıran hocam sizde büyüksünüz.
Hocanın itiraz kabul etmeyen cümleleriyle herkes yerine çöktü, bir kaç çocuk hala umutsuz protestolarına devam ediyorlardıki, hocanın sinirlenmesiyle yerlerine geçtiler.
Kapının tıklatılıp, açılmasıyla her kes oraya dönmüştü, ofuldayarak bir umut bende döndüğümde beklediğimin aksine hayır öğretmen falan gelip bizi bu işkenceden kurtarmamıştı.
Yeniden önüme döndüm. "Mikayıl boş bir yere geç" diyen hocanın sesiyle kitaba bakarken kaşlarımı çattım.
"Ceylan çocuk aşırı yakışıklı" Arkamdan bu cümleleri kuran sınıf arkadaşım Fulyaya döndüğümde yanındaki kızı benim yanıma geçmesi için ittirdiğini gördüm. "Hadisene Leyla ya, benim yanıma otursun işte ne güzel"
Fulya saçlarını parmağına dolayıp Mikayıl'a doğru parlayan gözlerle bakarken, yanındaki Leyla'yı yeniden neredeyse sıradan düşürecek kadar sertçe ittirdi.
Gözlerimi devirerek kafamı kaldırdığımda Mikayıl denilen çocuğun gözlerinin sınıftan Rehanın yanındaki boş sırayla benim yanımdaki boşluk arasında gidip geldiğini fark etdim.
Fulya hep böyleydi, aslında kalırsa sınıftan kimse sevmezdi onu, daha bu yıl bizim sınıfa geçmişti yan sınıflardan birinden ama hiç kimse için bu kelimeyi kullanmak istemesem bile sırf erkekler için yanındaki en yakın arkadaşını bile satardı.