GİRİŞ

62 15 96
                                        

Kıymetli okuyucular, Deniz Dikeni evrenine hoş geldiniz💙

Bu kitabım da size emanet, çoğu zaman karakterterleri anlamayacaksınız diye düşünüyorum bu konuda bayağı endişeliyim hatta, ama onlara anlayış göstereceğinizi umuyorum.

Sorularınız olursa yorumlarda beni etiketleyerek sorabilirsiniz, cevaplarım.

Oylarınızı ve satır arası yorumlarınızı eksik etmeyin lütfen, benim için çok değerliler. Biraz kasvetli bir evren ama seveceğinizi umut ediyorum.

Keyifli okumalar!💙

ﮩ٨ـﮩﮩ٨ـﮩ٨ـﮩﮩ٨ـ

Yıl 2023/ Ankara.
-------------------

Bir saatin içinde biri ölebilir, bir saatin içinde biri doğabilirdi. Bundandır ki saatler hep değerli olmuştu Asır için. Sadece bir iş değil, bir geçmişti. Her saatin içine bir anı kazınmıştı çünkü. Sadece akreple yelkovanın birbiriyle yarışı değildi çünkü bu saatler.

Saatler, dakikalar, saniyeler... Her saniye kaderin onun için hazırladıklarına daha da yaklaşıyordu insan. Her adım, her nefes, her cümle kaderini değiştirebilirdi.

Kolundaki saate bakıp sıkıntı dolu bir nefes verdi Asır. Deniz kaderinin ilk kurbanıydı o. Asır Yenik.

Beklediği barın önünde bir iş görüşmesi için gelmişti ama görüşeceği adamın acil bir işi çıkmıştı ve yurtdışına gitmek zorunda kalmıştı. Birkaç güne geleceğini söylemişti. Ama Asır bunu İstanbul'dan Ankara'ya gelince öğrenmişti.

Beklerken Ankara'yı gezecekti. Bu gece de bir barın önünde arkadaşını bekliyordu. Oysa bilmiyordu, önünde durduğu barın içinde eceli vardı. Ecel Es vardı.

Deniz kaderinin ikinci kurbanı, Melal Ecel Es.

Deniz kaderi Asır'ın Melâl'in gözlerinin kenarına denizler bıraktığı andan beri vardı. Gözlerinden denizler akmıştı Melâl'in, kendi denizinde boğulmuştu. Ve ölmüştü Melâl.

Ama Ecel yaşıyordu, Melâl'in ruhsuz tarafı, acımasız, kalpsiz tarafı yaşıyordu. Ölüm yaşıyordu ve Asır yarattığı canavarın tehlikesinden bir haberdi.

Arkadaşı gelince selamlaştılar. Özkan'dı arkadaşının adı. Tek dostu. Ve deniz kaderinin üçüncü kurbanı, Özkan Gündoğan.

İçeri girdiklerinde kendilerince eğlenmiştiler ve barista olarak çalışan Melâl onları görememişti ışıklar yüzünden. Birbirlerini görmemiştiler, duymamıştılar, dinlememiştiler.

En büyük ihanetleri de buydu, birbirlerini ne görmüş, ne duymuş, ne de dinlememiştiler. Melâl yorgunca oflayarak elinin tersiyle alnındaki teri sildi. Canını dişine takmış, üniversitesini okumak, geçimini sağlamak için bulduğu her yerde çalışıyordu.

Kimseye boyun eğmezdi o, eğilip bükülmez, kolay kolay ağlamazdı. Çünkü onun gözyaşlarını kimse görmemişti. Silip düştüğü yerden tek başına doğrulup yoluna her yeri kanarken duygusuzca yürümüştü. Yaralarını da görmemiştiler.

Çünkü göstermemeşti. Yüreğinde deryalar, denizler olan bu kızın kalbini deniz dikeni olmaya mahkûm etmiştiler.

Çalan telefonunu giydiği önlüğün cebinden çıkardı. Yurttan bir arkadaşı arıyordu. Tülin.

Deniz Dikeni Cerita yang bikin terobses. Temukan sekarang