Yaz tatili için istediğiniz planları yapabilirsiniz. Birbirinden farklı; eğlenceli, içi buram buram enerji kokan, cıvıl cıvıl planlar. Peki, hayatın bizim için yaptığı başka planları varsa? O zaman ne yapardık? Bu durumda iki seçenek kalmış oluyordu. Ya kendi bildiğimizi okurken, sıkıcı bir yaz tatili geçireceğiz ya da kendimizi hayatın akışına bırakacağız.
"Bu hikâye, kendini hayatın akışına bırakıp, aşka doğru giden bu yolda sürprizlere kucak açanların hikâyesi..."
Zehra Yıldız ve Ceren Çevik'in, nihayet bekledikleri karne zamanı yaklaşmıştı. Okulun o, sadece eğlenceler ile geçen ve cıvıl cıvıl renkli son haftası gelmişti. Okulun son haftası demek, yaz tatili için yapılacaklar listesine eklemeler yapmak için son fırsat demekti. Zehra ve Ceren yaz tatili için o kadar eğlenceli planlar yapmışlardı ki, lisenin bu yorucu geçen ve alışmaya çalıştıkları ilk yılını geride bırakmaya yetecek türden bir plan listesiydi.
Antalya'nın o sıcak ve insanın içini coşturan türden havasıyla birlikte Ceren "Zehra, kanka haydi defterini al da, aşağı inelim," dedi.
Zehra, Ceren'in" o defteri al" cümlesini duyar duymaz içini bir sevinç kapladı. Çünkü o defter ne zaman ele alınırsa içine yaz tatili için yapılacaklar listesine yeni maddelerin eklenmesi demekti. Zehra Ceren'i hiç ikiletmeden tatlı bir gülümsemeyle "hemen kanka," dedi.
Defteri aldı ve beraber sınıfın kapısından çıkarlarken okulun koridorundaki o ayna karşısında Zehra, kısa bir an duraksadı. Bu ayna, Zehra'nın kurtarıcısı gibi bir şeyiydi. Aşağı inmek üzereyken yani bahçeye çıkarken kendisinin nasıl durduğunu görmesi için son fırsattı.
Zehra, kısa boylu ve orta boylu kategorisi arasında kalmış bir kızdı. Sütlü çikolatandan farksız bir tene, hatta bazen Ceren'in bu yüzden onu ısırası geliyor. Yani böyle tatlı bir ten rengine ve açık kahve rengi kıvır kıvır bonus saçlara sahipti. Aaa, en önemlisini söylemeyi unuttum! Zehra'nın o meşhur, kafasından hiç çıkarmak istemediği pembe flamingolu tokalarını nasıl unuturum. Zehra, o tokaları olmadan asla dışarıya çıkmayı sevmezdi. Yani dışarıdan bakıldığında vitrinden alınmış özel seri üretimli olan bir 'Barbie' gibi görünüyordu. Çıtı pıtı bir kız. Kim derdi ki, Ceren ve onun en yakın arkadaş olabileceğini.
Neden mi öyle dedim? İşte bu yüzden...
Ceren ise Zehra'nın aksine rock müziğinin vücut bulmuş hali gibiydi. Zehra ne kadar zarif, kibar ve sakinse, ona nazaran Ceren aşırı sert bir tipti. Zehra'dan en az yedi veya sekiz santim daha uzundu. Uçları mavi renkle boyanmış siyah saçları ve o, asla ama asla boynundan çıkmayan kulaklığı ile her an müzik dinlemeye hazır bir kızdı. Zehra ne kadar kırılgansa, Ceren'de bir o kadar kırmaya müsaitti. Yani dış görünüş olarak tamamen birbirine zıt karakterler. Ama bir de gelin bunu onlara sorun. Onlar doğdukları ilk günden bu yana birlikteydiler. Birbirlerinin elini sıkıca tutan iki yakın arkadaşlardı.
Zehra o meşhur flamingolu tokalarının saçında nasıl durduğunu kontrol ediyordu ki, Ceren aniden onu kolundan tutup kendine doğru çevirdi. "Sen çok güzel bir kızsın," dedi gülümseyerek. Onun bu iltifatı üzerine Zehra, adeta güneşte eriyen çilekli bir dondurma gibi yavaşça eridi. Sol eli ile saçının ucunu kıvırıp "bir daha söyle," dedi. Ceren bunun bir döngü olduğunu çok iyi biliyordu. Yani bir kez daha söyleyecek ve bir kez daha söyleyecek derken bu böyle giderdi. Zehra Ceren'den iltifat duymaya bayılırdı ama eğer biraz daha aynanın önünde kalmaya devam ederlerse koridordan geçenler Zehra'nın aklını kaçırdığını düşünecekti ki, zaten o taktığı tokalar karşısında neredeyse kaç kez zorbalığa uğrayacaktı ama Zehra söz konusu tokaları olunca tam bir vahşi aslana dönüyordu. Her an avına saldırmaya hazır bir aslan gibi oluyordu.
YOU ARE READING
Sevgiler, ZEHRA
Teen FictionYaz tatili; güneş, deniz ve bol kahkaha demekti... Ta ki Ceren'in küçüklüğünden beri asla anlaşmadığı kuzeni Egehan'ın çıkagelme haberiyle tüm planlar altüst olana kadar! En yakın arkadaşı Ceren ile kendini, Egehan'ı püskürtmekle karşı karşıya bulan...
