Chapter 1

312 34 9
                                        

***

  Gözleri tam saat sekizde alarmın sesiyle aralandığında birkaç dakika boyunca etrafta gezindikten sonra ayaklandı Seungmin.

   Bu evde insanları uyandırmak onun göreviydi. Sabah arkadaşlarını uyandırır güne öyle başlarlardı.

  Dağınık uyuma stili vardı her birinin. Mesela Changbin de onun gibi uyanıktı. Hatta spordan dönüp kendine bir shake hazırlıyordu. Chan balkonda ayılma sigarasını tüttürüyordu.

  Felix'i nazikçe, Jisung'u ise birazdan son ses 9.senfoni eşliğinde dans ederek kafasını şişireceğini bildiği için biraz kabaca uyandırdı.

  Oysa ki onunla aynı evde yaşamadığı süre zarfında bu müzikle hip-hop dansları yapılabileceği aklının ucundan bile geçmemişti.

   Minho'nun odasını atlayarak geldiği Jeongin'in odasında zaten Minho'nun da orda olduğunu görmüştü. Karşılaştığı manzarayla duraksadı.

Jeongin'in yanına uzanmış sarıya çalan saçlarını kedi sever gibi yavaş ve kibar hareketlerle okşuyordu.

Odadaki fili burdaydı.

Bir süre boyunca hiç ses çıkarmadan sertçe yutkunarak yalnızca onları izlemişti Seungmin.

  Bu ona anlamlandırmadığı bir hüzün vermişti. Kıskançlık değildi tam olarak, belki de öyleydi, bilmiyordu.

  Çoğunlukla rolünü şaşırıyordu zaten. Nefret ettiği o adamla bu pozisyonda olmak onun öğürme isteğini kabartıyordu.

  Diğer yandansa aşık olduğu adamdı o. Onunla bu pozisyonda olmayı hayal bile edemezdi. Hayali bile boğazında koca bir yumruya sebep oluyordu zira.

  Sadece Minho'nun onun dışındaki tüm küçüklerine böyle davranıyor olması kırıyordu onu. Yoksa bunu kıskandığından değildi.

Minho hakkında böyle bir beklentiye girmeyi bırakalı çok olmuştu zaten.

"Jeongin hala uyuyor mu cidden?"

  Hemen ardından gelen Chan'ın sesiyle Minho kafasını onlardan tarafa çevirmişti. Chan'a bakıp, "Uyandıracağım şimdi." demişti ellerini hala bile Jeongin'in saçlarından çekmemişken.

"Hızlı ol. Kahvaltı hazır." diyerek yanlarından ayrılmıştı Chan.

  Bu kez ona dönmüştü Minho'nun bakışları. Anlamsız ifadeli gözleriyle Seungmin'i inceliyordu.

  Bakışlarını bir süre daha Minho ve Jeongin'de gezdiren Seungmin ise odadan hiçbir şey demeden öylece çıkmıştı.

  Tekrar odasına dönüp gri hırkasını üzerine geçirerek mutfağa gittiğinde neredeyse herkesin burda olduğunu görmüştü.

   Her biri kahvaltı için sofrayı hazırlayıp kendi yerlerine geçiyordu.

  Çatık kaşlarıyla tezgaha yaslanarak parkeyi izleyen tek kişi ise Chan'dı.

"Hyunjin nerde?"diye sormuştu.

Evet, evdeki eksik tek kişi yine kulüplerde geceleyen Hyunjin'di.

   Mutfak bir anda sessizleşirken herkesin bakışları birbirinde gezinmeye başlamıştı.

  En son herkesin gözü Felix'te buluşurken bir açıklama yapma gereği duydu Felix. Çünkü Hyunjin burda en çok Felix ve Minho ile yakındı.

"Markete falan gitmiştir. Döner birazdan."

   Kurduğu beceriksiz yalanla ortam daha da gerilmişti. Oysa ki bu onlar için sırdan bir gündü. Hyunjin'in yapmaya alışık olduğu şeyler. Sadece Chan bundan hiç hoşlanmıyordu o kadar.

High & Dry |2minBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin