"Patron, depoya suikast düzenlenmiş."
Yirmi yaşlarının sonlarındaki Kim Taehyun, Yoongi'nin eski adamlarından biriydi. Endişeli hâline gülmemek için kendini zor tutuyordu.
"Durum nedir?"
Yoongi kravatını tek eliyle gevşetip çıkararak koltuğa attı. Toplantı beklediğinden uzun sürmüştü ve suikast tam da o sırada gerçekleşmişti. Kendini koltuğa bırakıp başını geriye yasladı.
"Çoğu ölü ama biri içeri sızmayı başarmış. Dışarıda canlı kimse bırakmadığımız için kaçamadan kapana kısılmış."
Birleştirdiği ellerini gergin şekilde sıkmaktan kendini alamayan Taehyun'a gözlerini dikti.
"Demek kapana kısılan bir fare..."
Ses tonu alçak ama tehditkârdı.
"Kimin altındaymış bu fare?"
Gözleri tetiği çekilmiş bir silahın namlusu gibi Taehyun'un yüzüne çevrilmişti.
"İnatçı çıktı patron. Diğerlerinden daha sadık. Ölümüne dövülmesine rağmen ağzından doğru düzgün bir inilti bile çıkmadı. Şu an depoda bağlı."
Yoongi'nin dudakları hafifçe kıvrıldı.
"Ne kadar sadıkmış görelim bakalım. Arabayı hazırla."
Taehyun arabayı şirket binasının önüne çekip dikiz aynasını düzeltti. O sırada patronu kabanını omzuna atmış, kendinden emin adımlarla kapıdan çıkıyordu.
İstemsizce yutkundu.
Onu yıllardır tanıyordu ama hâlâ her hareketi tedirgin ediyordu.
Korumalardan biri arka kapıyı açtı.
Yoongi şimdi ensesindeydi.
İçerisi birden daha karanlık gelmeye başlamıştı.
Motor çalışınca diğer araçlar da harekete geçti.
Vnnnn!
Araba deponun önünde durduğunda kapı dışarıda bekleyen korumalar tarafından açıldı.
Kimse başını kaldırmaya cesaret edemiyordu.
Yoongi yanlarından geçerken iki elini havaya kaldırdı. İki koruma anında buz kesildi.
Omuzlarına inen sert birkaç darbeyle şaşkınlıkla başlarını kaldırdılar.
İçeride onu bekleyen bir ziyafet vardı sonuçta.
Önünde eğilen başların arasından kurt misali yürüyordu.
Başı dikti.
Göğsü gergindi.
Adımları yerde ceset gibi yatan bedene yaklaştıkça yavaşladı.
Sonunda durdu.
"Hahahaha..."
Ağzından sesli bir kahkaha kaçmıştı.
Herkes şaşkınlıkla ona bakıyordu.
"Bu mu fare?"
Yerde baygın yatan bedenin siyah kapüşonundan tutup sertçe çekti.
Kana bulanmış yüz ortaya çıktı.
Patlayan iki karanlık hare, zar zor da olsa ona dik dik bakıyordu.
Alnına yapışmış sarı saçları kurumuş kanla birbirine karışmıştı.
Yoongi bir an sessiz kaldı.
Bu genci izlerken düşüncelere daldığını geç de olsa fark etti.
"Kimin altındasın?"
Çömelerek yüzüne baktı.
"Buradan sağ salim çıkmak istiyorsan isim ver. Bu şansı kolay kolay kimseye sunmam. İyi değerlendir."
Jimin gözlerini sıkıca kapattı.
Durumunu hızlıca analiz etmeye çalışıyordu.
Tekrar açtığında bir çift karanlık gözle karşılaştı.
İstemsizce irkildi.
Celladın gözlerini andıran o siyah bakışlar vücudunu titretti.
"Korktun mu yakışıklı?"
Yoongi çenesini kavrayıp yüzünü yukarı kaldırdı.
"Mantıklı bir cevap seni benim azabımdan kurtarabilir. Biliyorsun değil mi?"
Jimin süresinin azaldığını biliyordu.
Elleri bağlıydı.
Vücudu pes etmişti.
Ama kimseyi satamazdı.
"Be... ben kimsenin altında değilim..."
Nefesi kesildi.
"Benden bir isim vermemi beklemeyin... Ne yapacaksanız yapın..."
"Ahh!"
Yakasından tutulup yukarı çekilmesiyle ayakları yerden kesildi.
Boynuna değen sıcak nefesleri hissediyordu.
Başını kaldırıp ona baktığında o karanlık gözlerin içinde kaybolmuş gibi hissetti.
Sanki gecenin en koyu saatinde sonu görünmeyen bir uçuruma bakıyordu.
İstemsizce gülümsedi.
Yoongi o ifadeyi gördüğü anda kaşlarını çattı.
Bir sonraki saniye Jimin'i sertçe duvara savurdu.
Adamlarına işaret etmesiyle elektroşok cihazı getirildi.
Duvar dibinde güçlükle nefes alan bedene yaklaşırken uzun zamandır hissetmediği bir duygu içini kapladı.
Tereddüt.
Neden bu kadar güçsüz görünen birine zarar vermekte zorlanıyordu?
Belli ki konuşmayacaktı.
Kural açıktı.
Tek kurşun.
Şakağa.
Ama elindeki elektroşoku bile değdirmeye çekiniyordu.
"PATRON!"
Depoda yankılanan sesle gözlerini son kez Jimin'e çevirdi.
Sdaçlarının arasından iki siyah hare hâlâ ona bakıyordu.
Yoongi silahını çekip arkasını döndü.
Bir anda kurşunlar havada uçuşmaya başladı.
Yaklaşık yarım saat süren çatışmanın ardından etraf sessizliğe büründü.
Yoongi sakinleşen deponun içinde gözlerini gezdirdi.
İlk baktığı yer Jimin'in olduğu köşeydi.
Boştu.
Gitmişti.
Geride yalnızca kan izleri kalmıştı.
Taehyun nefes nefese yanına geldi.
"Patron! Onu almaya gelmişler. O çocuk gerçekten birilerinin altındaymış. En başından öldürmeliydik. Önemli biriymiş."
Taehyun söylenip dururken Yoongi sigarasını yaktı.
Dumanı ağır ağır havaya üfledi.
Sonra hafifçe gülümsedi.
Taehyun'un gözleri büyüdü.
Patronunu iyi tanıyordu.
Bu gülümsemenin anlamını da biliyordu.
Yoongi'nin ilgisini çeken insanlar genelde uzun yaşamazdı.
Ama bu kez durum farklıydı.
Çünkü ilk defa avcı, avını öldürmek yerine onu yeniden görmek istiyordu.
YOU ARE READING
NARKOAŞK-yoonmin+taekook
FanfictionYOONMIN kurgu taekook yan cift(tecavüz ve istismar sahneleri içerir.tetiklenecek olanlar okumamadi önerilir ❗❗‼️) Sana aşık değilim! Sadece eğlenelim yeter
