Olaydan bir saat sonra
Ben onu öldürdüğümde bağırmıyordum.
Bu insanların hayal ettiği gibi olmadı .Ne çığlık ne dramatik cümleler vardı .eşyalar yerli yerindeydi ,ev yine aynı evdi .
Sadece benim içimde bi şey kopmuştu .Bedenim bana ait değildi , uzun zamandır değildi zaten. Bunu yeni fark etmiyordum;
sadece ilk defa kabulleniyordum. Beni adıma çağrış şeklini hatırlıyordum.
O ses ...
Kaç kere "dur" demek istediğimi bilmiyorum. Kaç kere susmanın daha güvenli olduğunu düşündüm. İnsan bazen hayatta kalmak için sessiz olmayı öğreniyor. Ama sessizlik birikir ve bir gün taşar...
O gün taştı.
Ellerim titredi, midem bulandı ;içimde hem korku hem de garip bir netlik vardı. Artık geri dönüşü yoktu. Bunu biliyordum. Çünkü o an gelene kadar çoktan bin kere geri dönmüştüm zaten.
Yaptığım şey bir karar gibi gelmedi bir refleks gibiydi sanki yıllardır bedenim beni ona hazırlamıştı sonra her şey sustu ve ben yarı çöktüm. Sonrasında banyoya girdim suyu açtım suyun sesi bana hala hayatta olduğumu hatırlattı. Ellerimi yıkadım, kollarımı boynumu. Ama bazı şeyler suyla çıkmıyordu. Neredeyse vücudumdaki bütün kanı temizlemiştim kan banyonun giderlerinden akıp gitti. Aynaya bakamadım çünkü aynada kimi göreceğimi bilmiyordum. O an düşündüğüm tek şey ; artık dokunamayacaktı. Bu düşünce beni rahatlattı. Ve bu en korkutucu kısmıydı.
YOU ARE READING
SOL YANIM
Teen FictionÜvey babamı ben öldürdüm. Ama beni özgür bırakan sistem, şimdi beni kendi silahı yapmak istiyor.
