1 bölüm Fikret Kızılok / Bu Kalp Seni Unutur Mu
Gece yarısı geldim evime. Öyle hissetmesem de sessizce pencereye yaklaştım.
Ellerimin boğumları parçalanmış, bedenim morluk içindeydi.
Yaptığım işler beni lanetliyordu .
Kendimi tanımıyor ve hiçbir yere ait hissetmiyordum.
On altı yaşındaki bir çocuğun bu kadar güçlü olması yasa dışı olmalıydı. O zaman belki daha iyi bir hayatım olurdu.
Pencereden odama geçtiğimde içerisi sıcacıktı. Bu sıcaklık bedenimi rahatlattı. Uzun zaman sonra ilk defa odam sıcaktı. Demek ki babam maaşını almıştı.
Bugün geç gelmeseydim eski günlerdeki gibi "Oğluşum." der, saçımı severdi belki. Babam mutlu olmalıydı.
İçimde hem hüzün hem mutluluk vardı.
Aslında son zamanlarda ne zaman odama girsem gözlerim doluyordu.
Kendime duyduğum nefret taşıyordu.
Odamda bir yatak vardı. Bir de kilimin üzerine gelişigüzel bıraktığım kıyafetlerim...
Buraya taşındığımızda ilk zamanlar bunlar da yoktu.
Sonra yatağı komşulardan biri vermişti. Annem ve babamın yatağı olmadığı hâlde bana vermişlerdi ama bana değmezdi. Bunu bilmiyorlardı.
Onlara gösterdiğim tek tepkiyse her zaman olduğu gibi ağlamaktı.
Yatağımın pencereye bakan tarafında yere oturdum. Dizlerimi kendime çektim. Uzun süre öylece pencereye baktım.
Dışarısı zifiri karanlıktı ama ben burada olduğum için daha güvenliydi. Bunu düşünmek kalbimi ağrıtıyordu.
Böyle zamanlarda anlaşılmak beni rahatlatırdı. Zamanla beni anlamasını istediğim tek kişi ise günlüğüm olmuştu.
Yatağın altına uzanıp koyduğum yerden çıkardım.
Tozlanmıştı.
Kendimden nefret ettiğim zamanlarda günlük yazmak kolay değildi. Daha içimden söylemiyorken dile getirmeye cesaretim yoktu.
Ama bugün...
Bugün saçımı çekseler ömür boyu ağlayabilirdim.
Öyle bir ruh hâlindeydim.
Hissettiğim her duygu bedenimde hapis olmuştu.
Defterin tozunu yavaşça sildim. Kaldığım sayfayı açtım.
En son bir hafta önce yazdığım cümlenin altında başka hiçbir şey yoktu.
İnsan en büyük acısını bile uzunca yazacak kelime bulamazdı.
"Beni ne yaptın?"
Yazıyı öyle bir yüz ifadesiyle okudum ki istemsizce gülmeye başladım.
Yeni sayfayı açtığım anda ise gülüşüm yavaşça ağlamaya dönüştü.
Mırıldanarak dua etmeye başladım.
Titreyen elimle sayfanın en üstüne sadece bir cümle yazabildim.
"Bir şans daha istiyorum."
Başka hiçbir şey yazamadım. Zaten söyleyecek başka sözüm yoktu.
Günlüğü kapatıp tekrar yatağın altına koydum. Yerden destek alarak ayağa kalktım ve yatağıma uzandım.
Gözlerimi kapattım.
İçimden durmadan aynı cümleyi tekrarlıyordum.
Bir şans daha istiyorum...
Bir şans daha istiyorum...
YOU ARE READING
MELEK ENKAZI
ActionO Melek Ömürlü Kelebek Bir enkaz kaldı geriye, Unutulmuş hayallerden, Yarım kalan gülüşlerden. Kimse bilmezdi, bazı çocukların kanatlarının daha büyümeden kırıldığını. Yazar Notu Bu hikâyede deprem, karakterlerin hayatını değiştiren ana olaylardan...
