-1-

13.4K 252 49
                                        

Boğazım bağırmaktan yırtılacaktı

"Anne!"

Soluklandım ve ellerimi huni şeklinde ağız hizama yerleştirip kafamı kaldırarak yine bağırdım

"Anne!"

Sanırım boğazdan sonra listeye boyun da eklenecekti, çoktan tutulmaya başlamıştı. Bu sefer anne deme süremi uzatmış, yine bağırmıştım ama fayda yoktu. Yukarı çıkmaya da üşeniyordum. Bu yüzden küçüklüğümün eski taktiklerinden biri olan balkona bağırmayı denesem de canım annem camları kapatmıştı, zira artık mahallede kaybolacak küçük bebesi yoktu. E tabi aynı binanın daha üstüne taşınmamızın da etkisi vardı. Ayrı bir bina yerine bir üst kata taşınmayı pek mantıklı bulmasam da kendi odam olduğu sürece pek de umurumda değildi

Ayrıca 24 yaşında bir birey olmam balkona bağırmayacağım anlamına gelmiyor anne. Duy artık, Allah aşkına.

Böyle giderse işe geç kalacaktım, zaten 1 yıldır çalışıyordum ve defalarca geç kalmıştım. Sorun erken olup olmaması değildi, gayet ideal bir saatti. Sadece mezun olduktan sonra 1 yılı evde yata yata geçirdiğim için okul, daha doğrusu dolaylı yoldan iş temposunu unutmuştum. Normalde iş aramam gerekiyordu, kendi ayaklarım üstünde durmaya karşı hemen bir heyecan sergilemem lazımdı ama abim beni biraz şımartmıştı

Biz ona baya diyelim

Babam emekli polisti. ailem orta gelirliydi, abim kaptan olana kadar. Tabi daha yeni kaptan olmuştu fakat fena da kazanmıyordu. Atanmadan önce benden para bile alan gıcık abim, şimdi bana bir sürü cömert harçlık gönderiyordu. O 1 yıl yattığımda da baya göndermişti, ben hepsini kitaplar kıyafetler derken harcamıştım tabi. Normalde babamdan da isteyebilirdim ama onun abim kadar cömert harçlıkları yoktu, e normaldi, emekliydi sonuçta. Bu durumu gören ailem beni 1 yıl önce bir matbaa ofisinde iş olduğunu ve çalışmam gerektiğini söylemişlerdi. Rahatlık götüme batınca biraz diretsem de aileme yük olmayayım bari diyerek kabul etmiştim. Tabii ki abimin ve babamın parasını hala yemeye devam etmek şartıyla. Aslında daha öncesinde şu anki çalıştığım ofise sormuştum, orada yaşlı bir kadın çevirmenlik yapıyordu. Mezun olduktan sonra oraya bu yüzden girememiştim. Sonradan neden o pozisyonun boş olduğunu sormuştum, bana kadının öldüğünü söylemişlerdi. Bende Allah rahmet eylesin lafımı hiç esirgememiştim tabii. İçten içe sevindiğimi inkar edemezdim. Tamam, bu durum kötüyse demek ki kötüyüm.

Son kez şansımı deneyecektim

Hadi bismillah

''Anne-''

''Kız açelya! Niye bağırıp duruyorsun? Hayırdır?'' Yan binadan selin abla çıktı. Annemin yaşlarına yakın, altın günlerinin üyeleri arasındaydı. Mahalledeki herkes gibi o da dedikoduya yatkındı. Zararsız olanlarındandı. Mahallede 3 çeşit bulunuyordu, en zararlılar şeytan, orta zararlılar korkak, zararsızlar da işinde gücündeydi. Allah'a şükür binamızın çevresi ve binamız çoğunlukla zararsız olanları taşıyordu. Birkaç kişi hariç,

Yan binaya döndüm

''Annemi çağırıyorum Selin abla! evde önemli bir şeyimi unuttum!'' diye bağırdım ona. O da bana sesi duyulsun diye bağırdı

''Yasemin en son arka balkondaydı! duymaz o eve çık!''

''Anasını satayım böyle işin, balkona çıkasın mı tuttu anne?'' diyerek mırıldandım kendi kendime. Selin ablaya 'Tamam abla sağ ol!' diye bağırdıktan sonra selin abla içerde kayboldu.

ÇARPIŞMA NOKTASI [TAMAMLANDI]Stories to obsess over. Discover now